1. YAZARLAR

  2. Tülay Kumaşçı

  3. Aşkı Arıyor musunuz?
Tülay Kumaşçı

Tülay Kumaşçı

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Aşkı Arıyor musunuz?

A+A-

İnsanların birçoğunun yaşamayı istedikleri ancak bir türlü bulamadıkları gerçek sevgi, ancak Allah çok sevildiğinde yaşanabilir. Eğer insan Allah sevgisini yaşamadan sevgiyi bulma arayışına girerse, ne yaparsa yapsın amacına ulaşamaz. Çünkü gerçek olan tek bir sevgi vardır, o da Allah sevgisidir. Bir insana, bir çiçeğe veya canlı ya da cansız güzel bir başka varlığa yöneltilen sevgi, ancak temelinde Allah sevgisi varsa anlam kazanır.

Peki Allah sevgimiz nasıl olmalıdır?

Allah'a inananların sevgisi aşk sevgisidir. Aşktan kasıt Allah’ı tutkuyla coşkuyla delice çok sevmek, çok beğenmek en yüksek muhabbetle sevmektir.

En güzel duygu olan Allah aşkına ulaşmak için Allah’a duyduğumuz sevgi çok şiddetli olmalıdır ki bir kutsi hadiste şöyle buyrulmuştur: "Ben mekanlara evrenlere sığmam, ancak mümin kulumun kalbine sığarım." Bu hadis insanın kalbinde alevlenen bir ateş halini alan Allah sevgisinin gücünü ifade etmektedir.

Sevgi çok büyük güzelliktir ve sevgiyi insanın kalbine ilham eden Allah’tır. Allah bizlere sevgiyi sevdirmiştir. İnsanın bütün hücreleri Allah aşkına, tutkusuna göre yaratılmıştır. Bu nedenledir ki Allah’ı çok sevenlerin yüzlerinde bir nur ve bir heybet vardır. Üzerlerinde güzel ve etkileyici bir güç, elektirik olur.  

İnsanların çoğu Allah’ı sevdiklerini düşünürler, sorulduğunda da tabi ki seviyorum diye cevap verdiklerini görürsünüz. Oysa bu sevgi Allah’ın istediği şiddette midir?

Allah bizden suni ve zorlama sevgi değil aşık sevgisi istemektedir.

Birçok insanın yaşamlarına baktığımızda Allah’a olan sevgisinin anne, babasına, sevgilisine duyduğu seygiye kıyasla düşük olduğu görülmektedir. Halbuki anne ve babasını, sevgilisini yaratan Allah’tır, sevgilisine gösterdiği sevgiyi kalbine koyan da Allah’tır. Burada olağanüstü bir durum oluşmakta, vicdan gereği gibi kullanılmamaktadır. Allah’ı hakkıyla sevmeyen insanlar için Kuran’da Allah “zalim ve cahildir insanlar, nankördürler” diye bildirmiştir.

Peygamberlerin Allah sevgisi her zaman tüm insanlara örnek olmuştur.

Hazreti Davut'un (a.s.) bir duası şu şekildedir: "Allah'ım, senden senin sevgini ve seni sevenleri sevmeyi ve senin sevgine beni ulaştıracak amelleri dilerim. Allah'ım, senin sevgini, nefsimden, çoluk çocuğumdan ve soğuk sudan daha sevgili kıl." (2 Tirmizi, Davut, 73.)

İnsanın nefsi Allah sevgisi ile arasında bir perde oluşturur. Nefis yaratılışı gereği dünya hayatının süslü çekiciliği ile imtihan olmaktadır. İnsan ancak birçok zorluk ve çileye göğüs gererek nefsinin kötülüklerinden arınarak Allah aşkına ulaşabilir.

Çile deyince insanın aklına ulaşılmaz bir aşk hikayesi olan Leyla ile Mecnun gelir. Mecnun çöllerde acılar, ızdıraplar çekerek sevdiğine kavuşmak isteyince tutkunun ruhu, aşkın ruhu ortaya çıkmaktadır. İşte o sevgi o zaman inandırıcı ve doyurucu olmaktadır ki Allah’ın bizden istediği de budur.

Allah Hz. Yusuf (a.s.)’ın sevgisini beğenmektedir. Hz. Yusuf (a.s.)’ın  tüm yaşamı zorluklarla ve çileyle geçmiştir, senelerce zindanda kalmış, nefsiyle mücadelesi de çok şiddetli olmuştur ama her zaman Allah demiştir. Allah taraflı düşünmüş, Allah’a olan aşkı her zaman daha da artmıştır.

Bütün sevgisini, bütün dikkatini Allah’a verenlere Allah dünyada ve ahirtte en güzel sevgiyi yaşatır. Mevlana Hazretleri’nin aşağıdaki sözü aslında bu durumu çok güzel ifade etmektedir.

Hakka aşkı olmayanın aşka hakkı olur mu?

Böyle olunca insanın Allah’a ve Allah’ın yarattıklarına karşı duydukları sevgiden kaynaklanan insan sevgisinin sonu olmaz. Sevgilerinde azalma olmadığı gibi, günden güne artar ve derinleşir. Karşılarındaki insanın kendilerine olan sevgisinden de şüphe duymazlar, çünkü onların da kendileri gibi Allah’ı çok sevdiklerini, kendilerine duydukları sevginin Allah sevgilerinden kaynaklandığını ve doğal olarak azalmadığını, aksine sürekli arttığını bilirler.

Önceki ve Sonraki Yazılar