1. YAZARLAR

  2. Burcu Kebir

  3. Babaları artık evde yok…
Burcu Kebir

Burcu Kebir

Yazarın Tüm Yazıları >

Babaları artık evde yok…

A+A-

 

Şehitler ölür…

Analar evlatsız, eşler kocasız, çocuklar babasız kalır…

Gidenin ardından söylenen hiçbir kahramanlık sözü, yapılan hiçbir yardım bu acıyı hafifletmez üstelik…  Başsağlığı dilekleri seyrekleşince, gün batıp karanlığın kör kuytuluğu  sokaklara yayıldıkça, el ayak çekildikçe; hatıralarla baş başa kalır insan...

Yaşayacağı günlerin hep “bir eksik” olacağının ayırdına varır.

İçi acır, yüreği burkulur…  

Tolunay 16, Dila 15, Nisa 8 yaşında…

Fethi Sekin’in gözünden sakındığı üç yavrusu onlar.

Kapıyı kimseye açmamaları için “Babamız evde yok”  demişler, şehadet haberini vermeye gelen polislere… Zor ikna etmiş polis amcaları. Konak Meydanı’nda babalarının tabutuna sarılıp gözyaşı döken bu çiçek yapraklarının ağıtlarına biz de eşlik ettik. Gökkubbenin adeta yere indiği sağnak yağmurla, yüce Allah’ın rahmeti de eşlik ediyordu bu hazin manzaraya…

Sözün bittiği, gözyaşlarının dile geldiği bir manzaraydı… Türk bayrağına sarılan şehit Polis Memuru Fethi, “evlatlarım sizlere emanet” der gibi, ağır ağır uğurlandı uzak bir şehre, Elazığ’ın Baskil’ine…

***

Farkında mısınız son yıllarda aynı hissi ne kadar sık duyumsar olduk? Kutsal vatan topraklarının dört bir yanına saçılan şehit bedenleri, başuçlarında duran ay yıldızlı bayrağımızla bizi bu ülkeye bağlayan birer kök sanki…

Yeni yıl için umut ve barış dilerken, “tüm olumsuzluklar 2016’da kalsın” derken, ne yazık ki yeni yılın ilk saatlerine İstanbul’da ünlü bir kulüpte meydana gelen terör saldırısı ile girmiştik. Çoğunluğu turist 39 kişi bu hain saldırıda can vermişti. 5 Ocak Perşembe günü ise İzmir Adliyesi’ ne düzenlenen hain terör saldırısı hepimizin yüreklerini dağladı. Teröristleri fark ederek onlara geçit vermeyen ve kahramanca çatışmaya girerek sırtından vurulan trafik polisi Fethi Sekin, içimizde derin bir boşluk ve tarif edilemez yaralar açarken, diğer taraftan da hepimiz için büyük bir umut oldu.

***

Onun o korkusuzluğu, kahramanlığı, ağır silahlarla donanmış teröristlerle sadece 12 mermisi olan beylik tabancasıyla çatışmaya girecek cesareti… İşte bu tam da Kurtuluş Savaşında Türk milletinin, her türlü zorluk ve yokluğa rağmen; ırk, dil, din, mezhep gözetmeden bir olup, birlik olup, bağımsız bir Türkiye için Mustafa Kemal Paşa’nın ardına düştüğü ve savaştığı ruhtu. Ve bu ruh bir kez daha, yıllar sonra tekrar İzmir’ de ortaya çıktı.

Bu kalleş saldırıda Fethi Sekin ve Adliye çalışanı Musa Can şehit olarak, arkalarında gözü yaşlı eşler ve bir daha asla çocuk olamayacak 5 evlat bıraktı. O evlatlar babasız kaldı. İzmir, her zamanki farkını göstererek şehitlerin ailelerinin etrafında kenetlendi, eğlence mekanları  ‘cenaze evinde eğlence olmaz’ diyerek haftasonu mekanlarını açmadı. Şehit polisin çocuklarının eğitimleri için Gelişim Koleji ve İzmir Ticaret Odası tarafından atılan adımlar oldukça anlamlı. İzmir Ticaret Odası’nın çocukların eğitim masraflarını karşılama ve İzmir Ekonomi Üniversitesi’nde bursla okutma kararını duygulanarak ve gururlanarak okuduk. Başkan Ekrem Demirtaş olmak üzere bu kararda imzası olan herkesi tebrik ediyor ve kutluyorum.

***

İzmir iş dünyasının, İzmir halkının bu iki şehit ailesine sahip çıkacağına, onların her türlü ihtiyacını karşılayacaklarına dair hiçbir şüphem yok. Lakin bu çocuklar babasız kaldı. Bir çocuk için babasının yerini ne tutabilir; onun yokluğunu, boşluğunu hangi hediye doldurabilir? Ne yaparsak yapalım o çocukların küçücük yüreklerinde açılan boşluğu, o boşluğa yerleşen bu derin acıyı kapatamayacağız ne yazık ki.

Ve ne yazık ki artık her gün onlarca çocuk babasız kalmaya devam ediyor. Ülkemizin farklı köşelerinde, gözyaşları kalplere akıtılmaya devam ediyor. İzmir’de, Fethi Sekin ve Musa Can için gösterilen dayanışmanın, kızıl kor olan yüreklerimize bir avuç su serptiğini söylemek istiyorum. Bu dayanışma ruhunun, barış ve kardeşlik içinde yaşayacağımız günlerin umudunu artırmasını diliyorum.

Önceki ve Sonraki Yazılar