1. YAZARLAR

  2. Nuray Farin Diner

  3. “Bazı yokluklar gelecekteki varlık günlerinin habercisidir. Zira imkans
Nuray Farin Diner

Nuray Farin Diner

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

“Bazı yokluklar gelecekteki varlık günlerinin habercisidir. Zira imkans

A+A-

Hangimiz seçebiliyoruz doğmaya zorunlu kılındığımız varla yok arasındaki aslında bir sanrıdan ibaret olan, tek gösterimlik dünya sahnesinin dramasında bize biçilen bir ömürlük rolümüzü? Ama yine de bir şekilde yaşamaya mecbur olduğumuz bu kısa hayat yarışının oyuncuları olarak, kaybeden çoğunun sonu belli olsa da kazananları da dünyanın hafızası olan tarih unutmayıp arşivleyerek gelecek nesillere örnek sayıp aktarıyor. Çünkü hezimete uğrayanlar çok başaranların az olduğu bu zorlu mücadelede az olan her şey kıymetli görüldüğünden kazananlar her zaman değerli oluyor.


Peki handikaplarla dolu bu müsabakayı kimler nasıl kaybediyor veya kazanıyor? Kimisi sıfırdan zirveyi görürken, kimisi de en tepeden en dibe vuruyor.


Günümüzde bir çok başarı hikayeleri okuyup görsek de aslında iş kişinin kendisinde bitiyor. Tek bir cümleyle özetlemek gerekirse, başarı cebe değil akla bakıyor. Çünkü aklı zenginler bulundukları şartlar ne olursa olsun tüketen değil üreten olduğundan her daim kazanan tarafta yerini alıyor.

“Param yoktu. Okuyamadım, yapamadım. Her şey paradan geçiyor.” mazereti sunulduğunda bazı yokluklar gelecekteki varlık günlerinin habercisidir. Zira imkansızlıklar başarıya ulaşan güçlü kişilikler türetir. Aklı kullananlar hep bir adım öndedir. Peki bunu her şeye taşımak mümkün mü? Sadece işte mi başarılı olur kişiler? Üretip para kazanmak için aklı işletmek tamam da ya özel hayat? Bunun izahı geç de olsa anlıyor işte insan hayatın kaç bucak olduğunu. Ama bir anda ama zamanla.. Çoğu ağır geliyor belki, o an acılar tutunur da sıyrılamazsa, kimi sıkıyor kafasına, kimi duruyor dirayetle, tüm şiddetine rağmen hayatın sarsıntılarını karşılıyor ayakta.

 

Yani acılar serttir çoğuna güçlü olmayı öğretir. hayat başlı başına batanlarla çıkanların yaşam savaşı verdiği zorlu bir arena. Peki bu arenanın bir çıkışı var mı? Kişi doğar büyür ve ölür. Bu üç olgunun bize verdikleriyle aldıklarıdır asıl önemli olan. Anne rahminden kopup bu dünya çarkına düştüğümüzde başlar yaşam savaşının ilk survivor denilen hayatta kalma kapışması.


Elbette bizler nerede nasıl hangi koşulda doğacağımızı seçemediğimiz için ailemizi de seçme hakkına sahip değiliz. Fakat ilahi sistem öylesine müthiş bir sistemle bu alemi inşa etmişki nasıl bizler ailemizi seçemiyorsak ilerde kimle evlenip doğacak çocuklarımızın da nasıl olacağını yani kendi asıl ailemizi seçip kurabilme yetkisine sahibiz. Mesela genetik rahatsızlığı olan bir insanla evlenirseniz çocukların da bu hastalığa yatkın olacağını kestirirsin ya da deli bir insanla hayat kurarsan onların ruhen ve fiziken eksik olacağını bilirsin. Veya çok güzel bir kadın ve erkek seçerseniz doğan çocuklar da büyük ihtimalle güzellikten nasiplenecektir. Bunun yanı sıra örf adet gelenek görenek derken bir bireyin hangi ortamda doğup büyüdüğü de ilerideki yaşantısına etkendir. Prensip sahibi bir aile varsa sorumluluğu da kişinin ona göre biçimlenir. Aile bireyleri takdir için çaba, beceri beklerken o da ona göre şekillenir. Bunun tam tersi alkol, hap, uyuşturucu kullanan ebeveynlerin çocukları da ilerde bunu gizlice denemekten ve kullanmaktan sakınca görmez ki tecrübeyle sabittir. Çünkü sigara içmediği için çocuklarıyla gurur duyan anne babalar daha fenası onların arkadaş ortamlarında otlandıklarını bilselerdi kim bilir ne kadar da büyük bir hayal kırıklığı içinde kalırlardı. Daha önce Twitter hesabımdan paylaştığım bir çocuğun fotoğrafına yazdığım söz gibi “Bazı yokluklar gelecekteki varlık günlerinin habercisidir. Zira imkansızlıklar başarıya ulaşan güçlü kişilikler üretir.” Kitap alamadığı için gizlice kitapçılarda kitap okuyan fakir ama aklı zengin çocukları görüp derince düşünürken bir taraftan da parası bol özel kolejlerde ailerinin zoruyla okutulmaya çalışılan ne yapsa aile yaranamayan hep şikayetçi, şükürsüz, aklı zayi, zavallı, yalancı, ot çeken, alkol tüketen, seks yapan reşit dahi olmamış çocukların da yetiştiğini bilmek ne acı. Yani dediğim gibi her şey aslında kişinin kendisiyle ilintili. Çünkü her insan özüne dönüşür büyüdükçe iyi ya da kötü.
Bu yüzden kendinizi gelecekte nerede görmek istiyorsanız bunu hayal ederek yaşayıp ona göre çalışın. Ya aklı zenginlerden olup paranız olmasa da çok şey başaran örnek alınan bir insan olarak anılırsınız ya da paranız olsa dahi akıl yoksunu hayatı kayıp bir şey olamamış kötü alışkanlıklara bağımlı. Hatta gün gelip intihara kadar varan depresif psikolojik sorunlu buna bağlı çoklu saçma sapan ilişkilerde sözüm ona aşk sanıp çıkmaza saplanıp kimseyle bir yerde barınamayarak kendinizi yok edersiniz. Çünkü herkes ışığı karanlığa tercih eder. İnsanlar sizi güzel iyi yanlarınızla kabul edip sever. Unutmayalım ki bizlere kapıları açtıran güzelliğimizse bizi orada tutan da hiç şüphesiz karakterimizdir. Güzel bir gelecekte üreten, aklı zengin çocuklarımızın yetişmesi dileğimle..

Önceki ve Sonraki Yazılar