Sevtap Gündüz Vural

Sevtap Gündüz Vural

Yazarın Tüm Yazıları >

GÜZEL HALK

A+A-

Çingeneler kendilerine niçin Roman diyorlar? Çingene kelimesindeki renk şiirsellik müzi'k'alite Roman kelimesinde yok. 

Çingene olduklarından değil ama bu kelimeden utanırlar, "macırız biz" derlerdi. Evlerini Roman pembesine değil, Çingene pembesine boyarlardı. 

Kimileri "tabi onlar da insan ama" diye söze başlayıp, çingeneleri kendilerinden aşağı görürler. Şimdi çingeneler toplumun her katmanından insanlarıyla karıştılar, görseniz konuşsanız çingene demezsin kıvama geldiler. Bu onlar için önemliydi, çingene olduklarının anlaşılmaması. 

Bir vakit çingenelerle iç içe yaşadım. O zamanlar çingene olmanın tüm özellikleri vardı onlarda; çingenelikleri bozulmamış, bize benzememişlerdi henüz. Her bakımdan ayırt edilebiliyorlardı. Giyim kuşamları, başlarına bağladıklarıyla şekil verdikleri saç modelleri, evlerinin cart renklerde boyaları ve konuşmalarıyla. 

İki çingene kız kardeş vardı ki tam filmlerdeki çingene güzeli yüzlü ve endamlı. İri ve çok güzel siyah gözlü Sophia Loren dudaklı ve Türkan Şoray bakışlı. Ratibe ve Dane. 

Çocuk hafızama öyle yerleştirmişim ki şu an capcanlı gözümün önüne geldiler. Oynak, neşeli kızlardı; ağızlarından sakız hiç eksik olmaz ve sürekli balon yaparlardı, sakızı çıtlatmayı ve balon yapmayı onlardan öğrenmiştim. Tam çingeneler gibi giyinirlerdi, Allı güllü dallı yeşilli. İkisi de çok güzeldi, Ratibe, Dane'den daha uzun daha işveliydi, avına göz dikmiş kaplan gibi bakardı. Çok özenirdim ikisine de. Hep bakımlı güzel ve alımlı dolaşırlardı. Bir gün Ratibe'nin kaçtığını söylediler. Kaçmak ne demek, biz de kovalamaca oyununda  kaçardık, ancak, bu kaçmanın kocaya kaçmak olduğunu benim inat ısrar sorularımla öğrendim. Kocaya kaçınca oğlan tarafı düğün yapmalı demiş ve ilk çingene düğününe gitmiş oldum.

Ratibe düğününde ağladı. Sebebi, gelinlik  tacını ışıklandıran minik rengârenk yanar söner ampullerin bataryasının bitmesiydi. Büyük boy batarya gelinlik kuşağının içinde gizlenmişti ve başından beline renkli ince birkaç kablo uzanıyordu.  Gecenin ilerleyen saatiydi o vakitte batarya bulmak zordu. Ratibe tacım söndü diye ağlıyordu, çalgıcılar cümbüşü kesmişti herkes batarya telaşına düşmüştü. Ben Ratibe'nin kabarık eteğine yapıştım "tacın yanıp sönmese de olur senin güzelliğinin parıltısı yeter" dedim. Ratibe beni öptü ve "abam lambasız oynamam, bulcaklar" dedi.

Nihayet batarya bulundu, Ratibe ışıldadı, düğün çalgı çengi devam etti. 
**********

Böyle düğünler yok denecek kadar azaldı. Çingeneler; Roman oldu, Roman öncesi romanlarını bir gün yazarım belki.

Önceki ve Sonraki Yazılar