1. YAZARLAR

  2. Hatice Göktaş

  3. Hepimiz adına daha farkında bir hayat için, yaşasın anda olmak !
Hatice Göktaş

Hatice Göktaş

Yazarın Tüm Yazıları >

Hepimiz adına daha farkında bir hayat için, yaşasın anda olmak !

A+A-

Şu yeryüzünde üzülerek geçmişte, endişe duyarak da gelecekte yaşayarak bizzat içinde olduğu anı kaçıran bir canlı varsa o da insandır maalesef. Geçmiş ve gelecek bilincinin bünyesinde en fazla olduğu varlıklar oluyoruz, acınası bizler. Faydası olduğu kadar ayağımıza dolandığı da doğrudur özellikle ruh sağlığımız söz konusu olduğunda.

Bu işte bir dengeyi bulamadıysak ve geçmişin yaşantıları ağır basıyorsa zihnimizde şayet; üzüntü, pişmanlık, öfke, acı, mutsuzluk gibi durumları kronikleştirme yolunda sağlam adımlarla ilerleyebiliyoruz. Kimi zaman da daha farklı işleyebiliyor olaylar mesela hayaller, hedefler, idealler, varılmak istenilen nokta, meyvesini ancak zamanla alabileceğimiz bizi beklemeye mahkum eden yaşantılara olan özlemlerimiz bürüyor zihnimizi adeta. İşte o zaman da tam da şimdi içinde bulunduğumuz anı yaşamaktansa, zihnimizde var ettiğimiz ve gerçekleşeceği güne hapsolduğumuz zamanda atıyor kalbimiz. Her iki durum da bizim kendimize en büyük kaybı verme şeklimiz oluyor maalesef. Çünkü her iki durumda da biricik olan ve bir daha asla yaşayamayacağımız şimdiki zaman sermayemizden çalıyor oluyoruz kendi ellerimizle. Mecazi olarak eller, elbette ki aslında çalan düşünce biçimimiz, yanlış düşünce kalıplarımız, zihnimizin genel işleyiş alışkanlığı oluyor.

Şimdiki anı yaşamamanın bedeli belki de en zor ödenebilecek bedellerden biri olabilir yeryüzünde. Zamandan başka hiçbir şeyin gittikten sonra bir daha bize asla geri gelmeyeceğinden şüphe duymuyoruz. Belki kaybettiklerimiz, başka diyara yolcu ettiklerimiz için de böyle olduğunu düşünmek doğru olabilir. Bununla ilgili de hemen hemen yeryüzündeki her inanışta ölümden sonra sevdiklerimize yeniden kavuşacağımıza dair köklü bir inanç olduğunu düşündüğümüzde, bu seçenek de zaman kaybının önüne geçemiyor gibi göründü bana. Hayatımızın hiçbir anınında soluğumuz hava nasıl ki aynı olmuyorsa, her an biz de başka biz oluyoruz bir bakıma. Bugün bilimsel olarak biliyoruz ki insan bedeni her 21 günde bir kendini yenileyebilme kapasitesine sahip. Hatta bu bilgiye dayalı diyet, spor ve alışkanlık kazanma veya bırakma gibi çalışmalar da sıklıkla kullanılmakta, bunları sıklıkla okuyor ve görüyoruz. Tam da buradan yola çıkarak belki düşünmemiz gereken bir şey var ki o da kaybettiğimiz zaman dışında daha acınası bir gerçek olarak kaybettiğimiz bir potansiyel biz de varız. Kaybolan hiçe giden, boşa giden zamanımız beraberinde hep bir potansiyel bizi de götürmekte içinde. Şimdi yapmadığımız, düşünmediğimiz, yaşamadığımız her yaşantı eğer geçmişe takılı kaldıysak ve onu geleceğe erteliyorsak da ya da gelecek ümidiyle şimdi onu gerçek kılmaya odaklanamıyorsak da geçmişteki zamanın içinde bir yerlerde gerçekleşmemiş şekilde gömülü kalıyor.

Pekiyi, geçmişte kalmamaya ve gelecekte yaşamamaya yeterince karar kıldıysak tam olarak nasıl şimdiki zamanın verimine varabileceğiz? Çok basit öyleyse ne geçmişi ne de geleceği düşünelim, dertsiz tasasız anın keyfini çıkaralım diye düşünebiliriz ilk etapta. Bu takma kafana, boş ver gitsin cinsinden nasihatlerle varılabilecek bir nokta gibi görünüyor göze.Elbette ki olması gereken, bizi daha iyi bir noktaya taşıyacak durum bu olmamalı. Bilinçli farkındalıkta anda olmak derken anlatılmak istenen şey bir nüans farkıyla ayrışıyor diğerinden. Anda olmak, şimdiki anın eşsizliğinin de farkında olmayı içeriyor. O anın farkında olarak, geçmişi ve geleceği ait olduğu yerde tutup şuanda olmanın tadına varabilmektir bir manada. Yani işin özünde aslında anı yaşamak ile anda yaşamanın en önemli ayırıcı noktalarından biridir yaşanılan zamanın farkında olarak yaşamak. Anı yaşan kişiyle, anda yaşayan kişi ancak ilk kulağa geldiğinde aynı şeyi yapıyormuş gibi gelebilir. Temelde geçmişin yükünü ve geleceğin bilinmezliğini şimdiki anın içine karıştırmamak var bakıldığında.

Farkında bir yaşam sürmenin en zor ama ilk anahtarlarından biri gibi görünüyor bu anda yaşama meselesi. Farkına varabildiğimiz kadar yaşıyoruz hayatı, farkına varabildiğimiz kadar bizimle zaman. Öyleyse hepimiz adına daha farkında bir hayat için, yaşasın anda olmak !

Önceki ve Sonraki Yazılar