1. YAZARLAR

  2. Dilan İşsever

  3. MİMARLIK EĞİTİMİ
Dilan İşsever

Dilan İşsever

Köşe yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

MİMARLIK EĞİTİMİ

A+A-

 

Bu köşemde bugün mimarlık eğitimini konuşmak istiyorum. Bir eğitim- öğretim yılının daha sonuna gelmiş bulunuyoruz. Yorucu, desem az kalır. Uykusuzluk bir yana çaresizlik bir yana. Umut kaybetmek çok başka bir yana. Mimarlık okumak gerçekten abartısız zor. Sevmek önemli diyoruz ya. Sevmek çok önemli . Uykundan bir saat ayırıp projeni yapmak çok başka. Lakin eğitim sistemi bizi mimar olarak yetiştirmeye yönelik değil, eğitim sistemi bizi tamamen toplama bilgilerle; hadi bir an önce öğrenin, geçin gidin, mezun olun kafasında. Yanlış giden bir şeyler var evet. Ve yanlış gittiğini bilenlerde üslerimiz. Fakat  hiçbir şey yapmayan, susan yine üslerimiz.

Bu sene 3.sınıfım. Geçen sene 3.sınıf en zoru diyorlardı. Gerçekten öyleymiş. Anlamadığım şey neden 3. sınıf en zoru? Neden 3. sınıfı en zoru yapıyorsunuz? Bunu gülerek söylemek neden? Zaten mimarlık eğitiminin  4 yıl olması kesinlikle yanlış. 5 yıl yap, mis gibi oku. 3. sınıfı da bize psikolojik sorunlarla bitirtme öğrenciler. Üniversiteyi okuma amacımıza gidiyorum. İlkokulda, okumayı-yazmayı öğrendik. Ortaokula geldik, biraz daha hayat hakkında, kendimiz hakkında bilgiler öğrendik. Matematiği keşfettik. Lise. Lise de ne yaptığımızı bilmiyorum açıkçası. Üniversiteye hazırlanma maratonuyla bitiyor genelde. Orada öğrendiklerimizin yüzde kaçını üniversitede kullanıyoruz acaba tartışılır. Hayır, herkes kendi istediği meslek alanına lisede yönelse, bilinçli bireyler yetişecek. Yok ama lütfen olur mu. Gençler zorlansın, gençler işkence çeksin. Ortaokulda, lise için sınava girsin. Lisede, üniversite için sınava girsin. Ortaokuldakiler, orda kalsın lisedekiler, lisede kalsın. Üniversiteye gelince anlayacak dünyanın kaç bucak olduğunu.

Üniversite, çok başka bir yer. Hayata atıldığın, düşüp kalktığın, insanların maskelerinin düştüğüne şahit olduğun, okul ortamında öğretim görevlilerinin adam kayırdığını gördüğün an hocalara bakış açının değiştiği vs.vs. bir ortam. Çok çok şey var. Boş geçilmemesi gerekilen bir hayat evresi aslında. Sosyal hayatla, okul hayatını dengede tutmayı bileceksin. İlk önce okul, sonra sosyal hayat. Sosyal hayat olmadan olmaz. Kafayı derslerle doldurursan, kafayı sıyırman an meselesi. Mimarlıkta her gün bir şey yapmak zorundasın ders konusunda. Sinemaya gidelim, projem var. Gel bir kahve içelim, projem var.  Bu akşam burada takılalım diyoruz kafa dağıtırız, maket yapacağım. Yazık bize gerçekten yazık. Sekiz ders alıyorsunuz, ikisi proje diğer altısındanda dönem ödevleri.

Mimarlık, deneyimlerken öğrenilecek bir meslek bence. Mesela. Islak hacim çözeceğiz. Ben olsam, tutarım öğrencimin kolundan tuvalete götürürüm. Derim ki “Bu mekanda ne istiyorsun. Lavabo nerde olsa daha rahat edersin klozetler nerde olsa iç mekan daha iyi olur. Burada görmek istediğin renk nedir. Önce bir kendinden başla. Daha sonra empati kuracaksın zaten”. Ya da bir kafe. Yine alırım öğrencileri, götürürüm bir kafeye. Bana burda ki yanlışları, doğruları anlatın derim. “Neden bu böyle olmalı neden olmamalı.” İşte mimarlık böyle olmalı. Emin olun derste geçirdiğimiz 40 dakikayla, şu kafeye gidip tartışma yaptığımız 40 dakikayı karşılaştırsak en verimlisi kafedeki olur. Babam hep der ki “Öğrendiğin bilgiyi hayatınla karşılaştır. Hayattaki yerini bul, bağdaştır.”

Geçen gün sınavdan çıktım düşünüyorum. Final haftası, hayatı sorgulamaya başlıyoruz artık.  Sınavlar neden var? Bu soruyu eminim kaç kişi kaç bin defa sormuştur. Finaller, vizeler olmasa nasıl olurdu diye beyin fırtınası yapıyoruz arkadaşla. Üniversite, bence öğrenmek isteyenin gelmesi,öğrenmek istemeyenin gelmemesi gereken bir ortam. Dersler işlensin , öğrenmek isteyen öğrenci gelip derse o dersi dinleyecektir kesinlikle. Mimarlık tarihi, seven insan gelip dinleyecek mesela. Sevmeyene zorlamamalı. Mesela ben tarihi sevmem. Ama mimarlık tarihine devamsızlık yapmak istemiyorum, çünkü öğrenmek istiyorum, bilmek istiyorum. Ama öğrenmek istemeyene zorlamamalıyız. Belki o adam, başka bir derse daha çok önem veriyor. Neyse ders dönem boyunca işlendi. İsteyen geldi öğrendi, öğrenmek istemeyen gelmedi. Sonra vize, final yerine, öğrencilerden bir kompozisyon istensin. Bu dersten ne anladınız? Ne öğrendiniz, neyi sevdiniz? Tez gibi hazırlansın. Ve bence gerçekten öğrenen insan yapar bunu. Hiçte zorlanmaz, hatta severek yapar. Yazdığı yazıda dersi öğrenip, öğrenmediği apaçık belli olacak. Öğrenmeyen geçemeyecek ve dersi bir daha alacak. Vizeye, finale gerek var mı, bence bu konu tartışılmalı ve şu sistemin yanlışlıkları çözülmeli. Aksi takdirde ülkenin psikolojik vakaları artacak.

Mimarlık  zor değil, eğitim yanlış. Keşke bilinçlensekte, yanlışları öğrenciler olarak düzeltmeye çalışsak. Umarım bu yazımı okuyunca bazı şeylerin farkına varırsınız.

Bu yazı toplam 4199 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar