1. YAZARLAR

  2. Melih Değirmenci

  3. Sen EGE desin... Tuzdur senin kokun...
Melih Değirmenci

Melih Değirmenci

Yazarın Tüm Yazıları >

Sen EGE desin... Tuzdur senin kokun...

A+A-

Unutulmayan yazlara hitaben...

Ağır ağır gün batmaya başlamıştır artık...     

Sıcacık deniz havasının ardından pembeleşmiş derinin gerginliği, tenindeki tuz kokusu...     

Duşunu almaya giderken evinin kokusu sarıverir birden balkondan içeri girdiğin anda… O senin evinin kokusudur. Rutubetli hafif nemli, evinin kokusu. Yaz aylarındaki evinin kokusu. Her şey senindir o evde, eskiden kalma kullanılmayan halılar bile senindir. Anılarındır… 

Kullanılmayan eşyaları koyduğunuz eviniz değildir ki orası, hala kullanmakta olduğunuz eski anılarınızla dolu evinizdir. Çıplak ayaklarla duş almaya gidersin. Zaten pek halı da yoktur ya, taşlara basa basa ilerlerken, ayağını yıkadığın halde ayak bileğindeki kumları unuttuğunu fark edersin. Aman dökülmesin diye acele edersin. Duşunu alıp balkona çıkarken dökülen kumlar ayağına tekrar yapışır. Gülersin. Kapının önünden arkadaşların geçerken el sallar ve "iyi akşamlar" derler, sen tam balkona çıktığın anda. Hava turuncu kırmızı olmuştur artık... Hafif bir meltem eser, ıslak saçlarının arasından ve tertemiz derin bir nefes çekersin içine, özgürlüğünün doruklarındayken. Saçlarındaki her zaman kullandığın şampuan olmasına rağmen saçların daha bir temiz kokar. Daha parlaktır. Görünce mutlu olursun. Yakınlarda oturduğunu tahmin ettiğin bildik simalardan yaşlı amcalar teyzeler şortları ile geçer kapının önünden. Derin bir nefes daha çekersin. Mutlu olursun. Acıktığını fark ettiğin anda içeriden kızarmış patates ve köfte kokuları gelmeye başlar. Karnın guruldarken fark edersin kurt gibi aç olduğunu. Mutlu olursun…     

Masadaki herkes mutludur. Hafifçe kızarmış teninde hala tuz kokusu vardır. Karnın doyduğu anda, şöyle geriye doğru yaslanırsın ve sevdiklerine bakarsın. Onlarda kızarmıştır. Onlarda, sende Mutlusundur. Menündeki köfte, makarna, kızartma, o kadar tatlıdır ki. Asıl zevki bir anda unuttuğunu sanırken, içeriden kocaman bir karpuz tepsisi gelir. Hayatta yiyemem dediğin karpuz o kadar sulu ve kırmızıdır ki, dayanamaz yersin. Mutlu olursun.     

Akşam olmaya başlamıştır. Hava iyiden iyiye kapanmış, beyaz renkler daha da parlamaya başlamıştır… Her yer bir başka olur verir birden. Bir bakarsın birden bir toprak kokusu sarar her yeri… Çiçekler sulandıktan sonra kapının önü de ıslatılmıştır. Ortalığı saran o toprak kokusu ile daha da derin bir nefes alırsın. Daha da bir özgür olursun o anda. Daha da bir mutlu, huzurlu.      

Akşamı düşünmeye başlarsın birden, istediğini yapabilirsin o akşam. İster yakınlardaki basit diskoya gider eğlenirsin, istersen de arkadaşlarınla buluşup sahilde sohbet edersin. Birden bir telaşe sarar içini, ne giysem diye düşünmeye başlarken, kendi kendine gülersin… Odaya gidip giyinmek için bir şeyler aramaya başladığında eski kıyafetlerini görürsün, işe yaramadığını düşündüğün odada duran eski gardırobun içinde. Teker teker çıkartmaya başlarsın içindekileri. Naftalin kokulu eski seni izlersin resmen, kıyafetlerin sana eski senin defilesini yaparken. Eskiden en sevdiğin şortunu buluverirsin. Hemen heyecanlanır,” acaba giye bilir miyim şimdi?” bana olur mu derken içinden kalkıp soyunmaya başlarsın… Sandığın kadar iyi oturmasa da üzerine bir şekilde giyip denersin. Sonra kızarsın aldığın kilolara ve tüm defileyi iptal eder hepsini tekrar aldığın yere koyarsın.     Huzurlu bir akşama kavuşmuşsundur tekrar, hiçbir şey yapmamanın verdiği rahatlık ile hazırlanmış, güzelce süslenmişsindir. Yanaklarındaki hafif kırmızılık hoşuna gider hazırlanırken ayna karşısında. Akşam olmuştur artık…     

Arkadaşlarından birkaçı seni alır diğer arkadaşlarını çağırmaya gidersin. Sonra hep beraber sahile inersiniz. Öyle güzel bir sohbet vardır ki o yaz akşamında… Her şeyi konuşur fakat hiç bir şey konuşmazsınız ve bir daha da hatırlamazsınız. O derin olmasa da, içten konuşmaların arasında, bir anda bir rüzgar eser. Pembeleşmiş derin kabarmaya başlar. Üşüdüğünü hissedersin o güzel yaz akşamında… Deniz kokusu burnunda, sevdiğin arkadaşlarınla kahkahalar atarken, özgür hissedersin. Mutlu olursun.      

Gecenin ilerleyen saatleri olmuştur artık. Eve dönüş yolu boyunca arkadaşlarından birinin kırdığı pot ya da yaptığı espri konuşulur yol boyunca. Sen eve girerken bile kendi kendini zor tutarsın kahkahalarını serbest bırakmamak için. Eve girdiğinde ise kendi kendine gülmeye devam ederken , “iyi geceler “ bile diyemediğini hatırlarsın arkadaşlarına. Eve girdiğinde sessiz olman gereklidir. Ama ister istemez tutamazsın ağzını. Ve gülmeye devam edersin. Parmak uçlarında kimseyi uyandırmadan odana giderken çıplak ayaklarından tutan ve seni içine çeken tekrar evin olur… O rutubet ile karışık tuz kokusu sarıverir tekrar vücudunun her yanını. Mutlu olduğunu bir kez daha anlarsın kahkahalarını tutmaya çalışırken. Sen zaten mutlusundur ama daha da mutlu güvende ve özgür olursun…     

Sessizce açarsın odanın ışığını. Tekrar o kullanılmaz sandığın gardıroptan eski bir pijamanı alıverirsin. Üzerine geçirirken pijamayı hala sahilde konuşulanlar aklındadır. Yatağına tam uzanacakken yatağın üstünü görür ve boşaltmaya başlarsın, duş aldıktan sonra ıslak havlunu yatağının üzerine attığını fark edersin. Önemsemezsin. Hafifçe nemlenmiş yatağının içine girmeden önce camı açarsın sonuna kadar. Sinekliği kontrol edersin ve havlunun bıraktığı nem ile beraber buz gibi olmuş yatağına girersin. Tüm gece üşüdüğünü hatırlarken, bir yandan da ne kadar mutlu olduğunu söylersin kendi kendine. İlk önce hafif bir sinek ilacı kokusu dikkatini çeker odanda. Sen gelmeden önlemler çoktan alınmıştır bile. Tam rahatladığını düşündüğün anda gözüne bir sivri çarpar.     

“Aman tanrım!” dersin kendi kendine ve eline ilk geçen şey ile taarruza geçersin. Bu seni birazcık kızdırır, ama gene de zaferin senin olması ve bu ufacık şeyin senin sinirlerini bozamaması gerçekliğini korurken odanın içinde hafif bir esinti başlar, dışarı gözün takılır, ortalık tekrar kızıl olmaya başlar…     

Gün ağarırken ışığını kapatıp pikeni Hafifçe üzerine çekersin. Cırcır böcekleri yavaşça başlamıştır susmaya . Gözlerini mutlu bir şekilde kapamaya başlarken sen…      

Derin bir sessizlik başlar hem dışarıda hem de senin dünyanda… Burnunda tuz kokusu, ağzında tuz tadı, dışarıda rüzgarın getirdiği çok hafif bir deniz sesi… Ve hepsi ile uyum içerisinde balıkçı motorlarının uzaktan gelen sesleri…      Sen Mutlusundur. Özgürsündür. Güvendesindir. Sen yazsındır. Sen yazın içerisindeki Tuzsundur. Sen Egedesindir. Sen evindesindir.

Önceki ve Sonraki Yazılar