4. YARGI PAKETİNDEKİ DEĞİŞİKLİKLER

Kamuoyunda 4. yargı paketi olarak bilinen Ceza Muhakemesi ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi 9 Temmuz 2021 Cuma günü TBMM Genel Kurulu’nda kabul edildi. 4. yargı paketiyle Türk Ceza Kanunu, Ceza Muhakemesi Kanunu ve İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun bazı maddelerinde değişiklikler yapıldı. Yapılan bu değişikliklerden bazıları kamuoyunda yoğun bir tartışma ortamının doğmasına sebebiyet vermiştir. Bu sebeple bu haftaki yazımda 4. yargı paketindeki düzenlemelerden bahsedeceğim.

Kanun teklifiyle getirilen ilk değişiklik, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 10., 11. Ve 13. maddelerinde düzenlenen idareye başvuru ve idarenin cevap süresi olan 60 günlük sürelerin 30 güne indirilmesidir. Bu yolla idari işlemlerin daha hızlı bir şekilde yürütülmesi ve vatandaşların başvurularının kısa bir süre içerisinde sonuçlandırılması amaçlanmıştır. Yine aynı kanunun 24. maddesine kararların 30 gün içerisinde yazılacağı düzenlemesi de getirilerek aynı amaca hizmet edilmek istenmiştir. İdari yargı makamları verdiği kararları 30 günlük süre içerisinde yazarak vatandaşların makul bir süre içerisinde davalarını sonuçlandıracak ve bu sayede kararların geç yazılmasından dolayı doğabilecek hak kayıplarının önüne geçilecektir.

basliksiz-1-281.jpg

Kanun teklifiyle Türk Ceza Kanunu’nun 82, 86, 96 ve 109. maddelerinde düzenlenen kasten öldürme, kasten yaralama, eziyet ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarının nitelikli hallerine; bu suçların boşanmış eşe karşı işlenmesi de eklenmiştir. Özellikle son yıllarda ülkemizde oldukça artan kadınların boşandığı erkekler tarafından şiddete maruz bırakılmasının önüne geçmek amacıyla yapılan bu düzenleme oldukça önemlidir. Fakat bu suçların nitelikli hallerinde sadece eş ve boşanmış eşe karşı işlenmesine yer vermek yapılan değişikliğin amacına ulaşmasına tam anlamıyla hizmet etmez. Şöyle ki; ülkemizde yaşanan kadına karşı şiddet olaylarında fail genellikle mağdurun eşi, sevgilisi, nişanlısı veya birlikte olduğu erkek olmaktadır. Dolayısıyla fiilin sadece eş veya boşanmış eşe karşı işlenmesini nitelikli hal olarak kabul etmek mağdurun failin sevgilisi, dini nikahlı eşi, birlikte olduğu kadın olması gibi hallerde yeterince korunamamasına yol açacak ve bu durum ayrımcılığa yol açacaktır. Nitelikli haller arasına fiilin boşanmış eşe karşı işlenmesinin de dahil edilmesi kadına karşı şiddetle mücadele bakımından oldukça olumlu bir gelişmedir. Bunun yanı sıra dini nikahlı, eş, nişanlı, birlikte yaşanılan kişi de nitelikli haller kapsamına dahil edilerek şiddet mağduru diğer kadınlara da önemli bir güvence getirilmeliydi.

Kanun teklifinin kamuoyunda en çok tartışma yaratan hükmü, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100. Maddesinin 3. fıkrasında katalog suçlar olarak bilinen suç tiplerinde tutuklama koşullarını düzenleyen hükme ‘’somut delillere dayanan’’ ifadesi eklenerek bu suç tipleri açısından ancak somut delillere dayanan kuvvetli suç şüphesinin mevcut olması halinde tutuklama tedbirine başvurulabileceği düzenleme altına alındı. Bahsi geçen katalog suç tipleri arasında cinsel saldırı ve çocukların cinsel istismarı suçları da bulunduğundan kamuoyu nezdinde bu suç tiplerinde tutuklama için somut delil aranmasının cezasızlığa yol açacağı yönünde bir endişe meydana geldi. Cinsel saldırı ve çocukların cinsel istismarı suçlarında somut delile ulaşma imkânı kimi zaman bulunmaz. Ya olayın yarattığı travmayla mağdur uzun bir zaman susabilir ya da failin korkutması nedeniyle çok uzun süre susmak zorunda kalabilir. Bu gibi durumlarda olayın üzerinden uzun bir süre geçtiğinden somut delil elde etme imkânı kalmayabilir. Ceza hukukunda somut delil-soyut delil ayrımı yapay bir nitelik taşımaktadır. Bu gibi durumlarda mağdurun beyanı aslen somut delil niteliği taşır. Nitekim birinci ve ikinci fıkradaki tutuklama koşulu olan somut delil şartı esasen bu düzenleme yapılmadan önce de 3. fıkra hükmü bakımından da geçerliydi. Fakat uygulamada yaşanan sorunlar nedeniyle bu fıkra bakımından da düzenleme altına alma ihtiyacı doğmuştur. Ayrıca tutuklamanın bir koruma tedbiri olduğu düşünüldüğünde getirilen düzenlemenin herhangi bir hak kaybına yol açacağı kanaatini taşımamaktayım.

Kanun Teklifiyle getirilen bir başka yenilik ise, zorla getirme kararlarının teknolojik araçlar (telefon, telgraf, e-posta) yoluyla tanığa bildirilebilme imkanının verilmesidir. Bu araçlardan herhangi biriyle kararın tanığa bildirilmesi yeterli kabul edilecektir.

Getirilen bir başka yeni düzenleme ise; mesai saatleri dışında ifadesi alınmak amacıyla yakalanan ve belirlenen tarihte yargı mercii önünde bulunmayı taahhüt eden kişinin Cumhuriyet savcısının emri doğrultusunda serbest bırakılabileceğidir. Bu hükümle kişiyi hürriyetinden en az yoksun bırakacak şekilde bir düzenleme yapılarak doğabilecek telafisi güç zararların önüne geçmek amaçlanmıştır.

4. yargı paketiyle adli kontrol tedbiri yönünden de birtakım önemli düzenlemeler yapılmıştır. Örneğin adli kontrol tedbirinin uygulanmaya devamına gerek olup olmadığını en geç dört ayda bir Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi inceleyecektir. Yine adli kontrol tedbiri uygulanabilmesi için azami süreler öngörülmüştür. Bu süreler, ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen konularda en çok iki yıl olup zorunlu hallerde en fazla bir yıl daha uzatılabilir. Ağır ceza mahkemesinin görevine giren konularda ise adli kontrol süresi en çok üç yıl olup zorunluluk hallerinde iki yıla kadar uzatılabilecektir. Adli kontrol tedbirleri de kişinin hürriyetini kısıtladığından kişinin özgürlüğünü güvence altına almak ve adli kontrol tedbirinin ölçüsüz bir biçimde uygulanmasının önüne geçmek için anılan düzenlemeye ihtiyaç duyulmuştur.

Yine mağdurun yargılama işlerini daha iyi takip edebilmesi için mağdur veya şikayetçiye gönderilen çağrı kağıdına iddianamenin de eklenmesi gerektiği düzenleme altına alınmıştır. 4. yargı paketiyle getirilen en önemli düzenlemelerden biri de sulh ceza hakimliğinin verdiği tutuklama ve adli kontrol tedbir kararlarına karşı yapılacak itirazların asliye ceza mahkemesi hâkimi tarafından inceleneceğinin hükme bağlanmasıdır. Bu kapsamda yatay itiraz usulü yerine dikey itiraz usulünün kabul edildiği söylenebilir.

Tüm bu açıklananlardan hareketle 4. yargı paketiyle önemli yenilikler getirilmesinin yanında, uygulamada sorun yaratan kimi tereddütlerin önüne geçmek amacıyla mevcut olan birtakım kurallar açıkça düzenleme altına alınmıştır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.