1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Açık, net ve sağlıklı iletişim, evlilikleri koruyor!
Açık, net ve sağlıklı iletişim, evlilikleri koruyor!

Açık, net ve sağlıklı iletişim, evlilikleri koruyor!

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy, kriz dönemlerinin ikili ilişkilerde de yansımaları olduğunu, sorunlarla baş etmenin mümkün olduğunu söyledi.

A+A-

Küresel çapta etkii olan Koronavirüs nedeniyle içinde bulunduğumuz zor günler, ikili ilişkileri de etkiliyor. Sağlıklı bir evlilik-aile ilişkisinin, insana zor zamanlarda ihtiyacı olan sosyal desteği sağladığını belirten uzmanlar, eşler arasında açık ve net, sağlıklı bir iletişim ve etkileşim varsa krizin neden olduğu sorunlarla başa çıkabilmenin kolaylaşacağını vurguluyor. Uzmanlar, “Böyle kriz durumlarında sevgi ve şefkati karşılık beklemeden vermek, insana ihtiyacı olan desteği sağladığı için birbirine yakınlaşmayı sağlar, böylece kriz durumu evlilik ilişkisi için fırsata dönüşebilir” tavsiyesinde bulunuyor.

Kriz dönemlerinde şiddet ve boşanmalar artıyor

Bu tür kriz dönemlerinde toplumun sosyal ve kültürel yapısında değişimler, bozulmalar olduğunu araştırma istatistiklerinin söylediğini kaydeden Çiğdem Demirsoy, “Örneğin ekonomik kriz dönemlerinde suç oranında artış, aile içinde geçimsizlik, şiddet ve boşanmaların arttığı görülüyor. Krizle başa çıkamayan bir bireyin işlevsiz olan davranışları kendisi ile sınırlı kalmaz, başta en yakınındaki kişi olarak eşi, çocukları, ailesi olmak üzere sosyal çevresine de yansımaları olur” dedi.

Sağlıklı evlilik, en önemli sosyal destek

Çiğdem Demirsoy, “Sağlıklı bir evlilik-aile ilişkisi insana zor zamanlarda ihtiyacı olan sosyal desteği sağlar. Sağlıksız ilişkiler ise zaten kendi başına stres ve zorluklar içerdiği için iyi gitmeyen bir evlilik yeni bir zorlayıcı yaşam olayına karşı dayanıksız olabiliyor, bu nedenle de kriz dönemlerinde boşanmalar artış gösteriyor” diye konuştu.

Sosyal kriz durumları evlilik-aile ilişkilerine etki edebiliyor

Krizi “önceden beklenmeyen, sezilemeyen, ani olarak ortaya çıkan ve insanın kontrolü dışında gelişerek yaşamın doğal akışını engelleyen olaylar karşısında yaşanan psikolojik durum” olarak tanımlayan Çiğdem Demirsoy, “Doğal afetler, ekonomik çalkantılar ve terör olayları gibi salgın hastalıklar da kriz sebebi olabiliyor. Kişinin kontrolü dışında gerçekleşen olaylar yaşamın doğal akışını sekteye uğrattığında insanın başa çıkma kapasitesini zorlayarak kendisini aciz, çaresiz hissetmesine yol açabilir, gerginlik, kaygı, bunalım yaratır. Bireyin sıkıntısı evliliğe, evlilik ilişkisindeki sıkıntılar da bireye etki ettiği için bu tür sosyal kriz durumlarının evlilik-aile ilişkilerine olumsuz etkileri olabilmektedir.

Herkes farklı tepki gösteriyor

Kriz yaratan olaylar karşısında başta bir reddediş, inanma güçlüğü yaşandığını kaydeden Çiğdem Demirsoy, “Bu ilk şok tepkisinden sonra süreç kişiden kişiye farklı duygu ve davranışlarla seyreder. Olağanüstü bu duruma uyum sağlayıp, gerekli olan davranışları sergileyerek yaşantısını devam ettirenler olduğu gibii bazı kişilerde yoğun korku, kaygı, panik, öfke gibi baş edilemeyen duygulara bağlı olarak kendine ve çevresine zarar verecek davranımlar da görülebilir. Yaşam güçlükler ve zorlayıcı olaylar çıkarabilir insanın karşısına, bunların bazıları yaşamımızı tehdit edecek ölçüde oldukça zorlayıcı da olabiliyor. Her şeyden önce sükuneti korumak ve paniğe kapılmadan problem çözücü davranabilmek önemli. Eğer bu yaşamsal güçlükleri görmezden gelirsek ya da yapılması gerekenler yerine eksik, hatalı çözüm yolları ile yaklaşırsak o zaman kalıcı sorunlar yaratabilir” uyarısında bulundu.

Korkunun paniğe dönüşmesi engellenmeli

“Korku sağlıklı, insanı tehlikelerden koruyan bir duygudur ama kontrol edilemeyen bir kaygı insanı işlevsiz hale getirir” diyen Çiğdem Demirsoy, “Kontrol duygusunu kaybetmemeye çalışmak, var olan tehlike ile orantılı olan doğru davranışları sergilemek, korkunun paniğe dönüşmesini engellemek gerekir. Kendini zorlayan duygularının farkında olmak, bunları dile getirebilmek önemlidir. Paylaşılan duyguların yükü hafifler, bu nedenle sağlıklı iletişimin olduğu bir evlilik ilişkisi korku ve kaygı ile daha güçlü bir şekilde baş edebilmeyi sağlar” diye konuştu.

Bu tavsiyelere kulak verin

Eşlerin bu dönemde alabileceği birtakım önlemler olduğunu belirten Çiğdem Demirsoy, tavsiyelerini şöyle sıraladı:

-Kriz durumlarına hazırlıklı olmak ve güçlü karşılayabilmek için ilişkiyi güçlü kılmak, evlilik sorunlarına zamanında çözümler getirmek.

-İlişkide var olan sorunları kriz durumunu atlatana kadar gündemden kaldırmak.

-Yaşanan somut durum ile ilgili iş birliği yapmak.

Krizi yönetmek bizim elimizde

Uzman Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy, “Kriz kavramı aslında hem tehlike, risk, tehdit, kayıp gibi olumsuzlukları, hem de değişim, yenilik, gelişim ve fırsat gibi özellikleri içinde barındırır. Kriz durumlarında başlangıçta yaşamın dengesi bozulur, aksar. Krizin nasıl sonuçlanacağı ise krizin nasıl yönetildiğine ve başa çıkma yöntemlerine göre değişir. Evlilik hem mutluluğu, sevinci hem de güçlükleri, zorlukları birlikte yaşamayı sağlayan bir süreç. Bu yönüyle kriz durumlarında insanın ihtiyacı olan sosyal desteği sağlayarak yaşanan zorluk ile daha güçlü bir şekilde baş edilmesine yardım edebilme potansiyeli var. Yaşanan zorluklar, eşler arasında paylaşım ve dayanışmaya vesile olması açısından da ilişkilerini geliştiren, aralarındaki bağı güçlendiren bir olay niteliği kazanabilir” diye konuştu.

Krizi fırsata çevirmek için

Uzman Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy, krizi fırsata çevirebilmek için tavsiyelerini de şöyle sıraladı:

-Birbirinin duygusal ihtiyaçlarına karşı duyarlı olmak

-Empatik yaklaşmak

-Reddedici davranmamak

-Yanında hissettirmek

-Eşinin korku, kaygı gibi olumsuz duygularını göğüsleyebilmek

-Eşinin sakinleşebilmesi için ihtiyacı olan desteği verebilmek

-Birbiri ile iletişim içinde olmak

-Birlikte hareket edebilmek

-Uzlaşmacı olmak

-Yol gösterici olmak

-Karşılık beklemeden verebilmek

Kriz zamanlarında doğru iletişimin formülü

Eşler arasında; sevgi, saygı ve hoşgörüye dayalı, eleştirilme korkusu olmadan duyguları ifade etme özgürlüğü hissettiren besleyici ve destekleyici bir ilişki olması gerektiğini vurgulayan Uzman Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy , “Açık ve net, sağlıklı bir iletişim ve etkileşim varsa krizin neden olduğu sorunlarla başa çıkabilme kolaylaşır. Buna karşın, çatışmalı, gergin bir ilişki, suçlayıcı ve yıkıcı bir iletişim kalıbı varsa yaşanan güçlük karşısında ihtiyaç duyulan sosyal destek sağlanamayacaktır. Korku, kaygı ve çekincelerini ya da ihtiyaçlarını eleştirilme ve reddedilme kaygısı yaşamadan ifade edebilmeli ve kişi anlaşıldığını, kabul edildiğini hissedebilmelidir. Karşısındakinden neleri bekliyorsa kendisi de eşine bunları hissettirecek davranışlarda bulunması gerekir. Böyle kriz durumlarında sevgi ve şefkati karşılık beklemeden vermek, insana ihtiyacı olan desteği sağladığı için birbirine yakınlaşmayı sağlar, böylece kriz durumu evlilik ilişkisi için fırsata dönüşebilir” diye konuştu.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.