AHLAKSIZ KELEKLER!

AHLAKSIZ KELEKLER!

Ali Eyce yazdı...

Ahlak kelimesini oldum olası çok değerli bulup, karşımdaki insanda öncelikle aradığım özellikler içinde tutmuşumdur.

Karşımdaki insan, hangi makam, mevki, para, pul sahibi olsa da kendi bencilliğimle ondan gelecek faydaları düşünmeden ahlak sorgusunu cesurca yaparım.

Ahlaken uygunsa iletişimimi güçlendiririm.

Uygun değilse, düşman olmasına imkân tanımadan uzaklaşırım.

Çünkü yalancıya yalancı demek kadar, Ahlaksıza ahlaksız demekte insanın karşısındakine değil, kendisine yapabileceği en büyük hatadır.

Üstünü basa basa ahlak derken, umarım dar beyinliler gibi olayı sadece cinsel boyutta düşünenlerden olmazsınız.

Ahlak, insanın iyi veya kötü olarak vasıflandırılmasına yol açan mânevî nitelikleri, huyları ve bunların etkisiyle ortaya konan iradeli davranışlar bütünüdür.

Ben demiyorum!

Bilim insanları, alimler diyor.

Ahlakla ilgili, daha doğrusu ahlaksızlıkla ilgili aklımda kalan yaşadığım iki olayı yazayım.

Birincisi:

Beşiktaş’ın ikinci kupasını aldığı Antalya maçından.

Maç girmek isteyen dostum çok yalvardı, ‘Bir yolunu bulursan, gidebilirsen beni de götür’ diye.

Maçın başlamasına saatler kalana kadar, maça girmek için kendime bir yol bulamadığım gibi, dostuma da hadi gel, bir yol buldum diyemedim.

Tesadüfen gelişen bir olay zinciriyle, maça bir saat kala kendimi stadın içinde buldum.
Hem sevindim, hem üzüldüm.

Sevindim, İstanbul merkezli tuttuğum üç büyüklerden birisi olan Beşiktaş’ı kupa alma ihtimali olan bir maçını canlı olarak seyredecektim.

Üzüldüm, son saate kadar girme yolunu bulamadım dediğim için gelemeyen dostumun beni bir şekilde maçta olduğumu görebilir, ‘Hani bir yol bulamamıştın’ diyerek gönül koyabilirdi.

Nitekim de ertesi günü o gönül koyma geldi.

‘Sen maça gittin mi abi?’ dedi.

Dondum kaldım. 

kelek-nedir-ve-kelek-tursusu-nasil-yapilir-kelek-faydalari-ve-nasil-tuketilir-pb1rvjj2-1200x694.jpg
O donma halimde, sağımda, solumda beni tanıyan kimler vardı diye düşündüm.

Maç başlamadan, futbolcular sahaya gelmeden, elinde telefona bir şeyleri ihbarcı gibi sağına, soluna insanlara tek tek bakarak yazan, etrafındaki insanların ismini sayar gibi telefonla konuşan o ahlak yoksunu geldi bir an gözümün önüne.
Bre Ahlak yoksunu!


Kimin maçta olduğundan sana ne?

Türkiye Futbol Federasyonu sana, maçı seyretmeye gelenleri, gelemeyenlere bildirme gibi bir gözlemci görevi mi verdi?

Maçı seyretmeye gelenleri, gelemeyen kime bildirsem diyen küçük beyninden geçen ne?

Otur Ahlaklı adam gibi maçı seyret!

Bir şekilde edindiğin o ayrıcalığın tadını çıkar.

İnsan ilişkilerini bozmak senin hangi ahlak egonu tatmin eder?

Kuş beyinli!

İkincisi:

Geçtiğimiz dönem yapılan yerel seçimlerden.

Çok çalışkan ve siyasetin içinde de çok çalışan bir tanıdıktan.

Dost değil, sadece tanıdık.

Seçim sonrası, aday olduğu yerden aday gösterilmemesini, siyasete, partisine, partililere ve karar verenlere yönelik ağır eleştiriler yaparak değerlendirdi.

Onu dinlediğim zaman, yaptığı çalışmaları da bildiğin için söylemlerinin aşırı tepki içeren cümleleri hariç haklı buldum.

‘Siyaset bu’ diyerek öfkesini kontrol etmesine yardımcı olmaya çalıştım.

Aradan bir zaman geçti, o az tanıdığım insanı benden daha çok tanıyanlarla bir masada sohbetin ortasında buldum kendimi.

Neler duydum, neler?

Ahlaksızlığın biri bir para!

İkincisine para vermeye gerek yok, almak isteyene bedava!

İnsanoğlu, kendisini melek gibi gösterip, melek gibi görünürken kelekliklerini gizleme akıl becerisini bilimde yapabilse korona virüsünün ilacı çoktan bulurdu!

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.