1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. BAĞIŞ: “SAYIN TAYYİP ERDOĞAN MUAZZAM BİR İNSAN”
BAĞIŞ: “SAYIN TAYYİP ERDOĞAN MUAZZAM BİR İNSAN”

BAĞIŞ: “SAYIN TAYYİP ERDOĞAN MUAZZAM BİR İNSAN”

Kırmızı Koltuk'ta Ekin Olcayto’nun konuğu T.C. Avrupa Birliği ve Devlet Eski Bakanı, Başmüzakereci 22, 23 ve 24. Dönem İstanbul Milletvekilliği yapan Egemen Bağış oldu.

A+A-

“Benim siyasete olan merakım çocukluktan başladı. Babam Adalet Partisi’nden Siirt Belediye Başkanı olarak seçilmişti. Siirt’e başladığım ilk ve orta öğrenimimime Ankara’da devam ettim. 1985 yılında babam Newyork’a Eğitim Ateşesi olarak atanınca Amerika’da eğitimime devam ettim. Kariyerimi 2002 yılına kadar ABD’de sürdürdüm, ABD’de bulunduğum süre içinde sivil toplum alanındaki çalışmalara odaklandım.


Bu yıllarda ABD – Türkiye ilişkilerinin, sivil toplum kesimindeki faaliyet ve işbirlikleri üzerinden geliştirilmesi boyutuna önemli katkılar yaptım. Merkezi New York’ta bulunan Türk – Amerikan Dernekleri Federasyonu’nun Başkanı oldum. Sayın Cumhurbaşkanımız sayesinde siyasete girmiş oldum.

SAYIN TAYYİP ERDOĞAN MUAZZAM BİR İNSAN
 

Sayın Tayyip Erdoğan ile beraber çalışma fırsatı bulduğum için çok şanslıyım, kendisi muazzam bir insandır. Her zaman söylerim ‘Adam gibi adam Tayyip Erdoğan’ diye. Gerçek bir babadır, gerçek bir abidir, gerçek bir sırdaştır. Çok mütevazidir, insan olarak çok duygu yüklüdür. Sizin sorununlarınızı kendi sorunuymuş gibi önemser, oturur empati yapar. O büyüklüğün getirdiği mesuliyetleri tamamen taşır. Gerçekten bu millet için kendini feda etmiş bir insandır. Ben kendisini çok severim. 

 

TÜRKİYE’DE AB BAKANLIĞI YAPMAK ÇOK ZOR
 

Benim zamanımda da AB Bakanlığı yapmak zordu. Haftada bir günü bir AB ülkesini kısa süreliğe de olsa ziyaret ediyordum. O ülkelere gidip Türkiye’yi gündemde tutmaya çalışıyordum. Bunun dışında AB’nin başkentine gidip Türkiye’yi anlatıyor, Türkiye’nin köylerine gidip AB’yi anlatıyordum. O dengeyi sürekli canlı tutmaya çalışmak çok önemliydi. Bizim onlara karşı toplumsal önyargılarımız var, onların da bize karşı önyargıları var. Şu anda da AB Bakanlığı yapmak çok daha zorlaştı. Baktığım zaman Avrupa Birliği’nden Türkiye’ye düşmanlık seviyesinde bir karşıtlık var. Türkiye’de de Avrupa Birliği’ne çok ciddi bir kızgınlık, burukluk ve beklentilerin karşılanmamış olmasından dolayı bir umutsuzluk var. 

AVRUPA BİRLİĞİ 15 TEMMUZ SÜRECİNİ ANLAYAMADI
 

AB ülkeleri Türkiye’nin 15 Temmuz’da yaşadığı süreci hala anlayabilmiş değiller.  O süreci tam anlayamadıkları için de, bizim burada attığımız adımları algılayamadıklarından dolayı bir sıkıntı yaşanıyor. Bu sıkıntıların hepsinin ortasında bir de gerçekler var. Türkiye’nin dış ticaretinin yüzde 65’i Avrupa ülkeleriyle, truzim gelirlerimiz en önemli bir kısmını Avrupalı turistlerden sağlıyoruz, ülkemizin küresel yatırımının yüzde 85’i Avrupa ülkelerinden geliyor. Son yıllarda Körfez ülkelerinden birkaç yatırım gelmiş, fakat Cumhuriyet kurulduğundan beri biz batıyla işbirliği yapmışız. Tarih boyunca bizim kızıl elmamız hep batı olmuş. Hiç doğuya yönelmemişiz. Bizim AB üyesi olup olmamız hiç önemli değil. Önemli olan Avrupa Birliği standartlarında yaşamı halkımıza sağlamak. Bu en önemli misyonummuz olmalı.

SURİYE’NİN DURUMUNDA BİZ DE OLABİLİRDİK
 

Öncelikle bizim milletçe şükretmemiz lazım. Suriye’nin durumunda biz de olabilirdik. Bizim de üzerimizde çok oyunlar oynandı. 2013 yılının Mayıs ayından beri Türkiye’nin üzerindeki tuzaklar bitmedi. Gezi olayları, 17-25 Aralık kumpasları, ardından Kobani olayları, ondan sonra Rus uçağını düşürülnesi, çukur siyasetiyle Türkiye’yi karıştırmaya yönelik çabalar, 15 Temmuz, ardından kurlar üzerinden yapılmaya çalışılan bir takım oyunlar. Hepsine baktığınız zaman sanki birileri dışarıdan Türkiye’yi karıştırmaya ve düşürmeye çalışıyor. Suriye, Irak, Libya, Ukrayna düştü, Cezayir toparlamaya çalışıyor, Afganistan zaten düşmüştü. Türkiye dik duruşuyla bu tehlikeyi atlattı. Buradan bakıldığında birileri sırtımızdan sopayı eksik etmeme çabası içerisinde. Bundan kurtuluşun tek çaresi milletçe bir ve beraber olmak. Bunu en güzel 15 Temmuz’da sergiledik. 

AB MÜZAKERELERİNDE KOZ OLARAK KULLANABİLİRDİK
 

Biz tarih boyunca bize sığınan herkese, dinine, ırkına bakmadan kuçak açmışız. Süriye’deki savaştan kaçanlara da, Avrupa’nın yaptığı gibi kapılarımızı kapatamazdık. Fakat göçmen konusunda ülkemizin gösterdiği bu insani davranışı AB müzakerelerinde bir koz olarak kullanamadık. Bunu iyi yönetemedik. Sayın Davutoğlu’nun bu ülkeye yaptığı önemli hizmetler vardır ama, bazı konularına ben katılmıyorum. Vize serbestliği konusunda başta müzakereleri AB ile Sayın Davutoğlu ve ben beraber yürütüyorduk. Daha sonraki süreçte bunu bir koz olarak kullanabilmeliydi. Avrupa vize serbestliğini bize bir elma şekeri gibi salladı, kendi endişelerini giderdikten sonra, verdikleri sözlerin hiçbirini tutmadılar. 3 milyar dolar karşılığında bu Suriyeliler sizde kalsın anlaşması, aslında bize sizi hiçbir zaman AB üyesi yapmayacağız demekti. Onların Türkiye’ye bir tampon bölge olarak bakma yaklaşımları var. 

KEMAL BEY DAHA ÖNCE NEDEN ADALET YÜRÜYÜŞÜ YAPMADI
 

Türkiye’de adalet yürüyüşü yapmak için sizin milletvekilinizden birinin gözaltına alınması mı gerekiyordu? Neden Kemal Bey 15 Temmuz sonrası bu kadar güçlü bir reaksiyon vermedi, neden Kobani olaylarında yoktu, neden Türkiye’de demokrasiye karşı yapılan saldırılarda böyle bir çıkış yapmadı. Kemal Bey adalet yürüşüyle sanki Enis Berberoğlu’na merak etme biz senin yanındayız mesajı vermeye çalıştığı intibası uyandırdı. Siyasette algı çok önemlidir. O konularda toplumu biraz daha iyi aydınlatmaları gerekirdi. 
 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.