1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Bakan Varank Duyurdu! 20 ton altın rezervi bulundu
Bakan Varank Duyurdu! 20 ton altın rezervi bulundu

Bakan Varank Duyurdu! 20 ton altın rezervi bulundu

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank açıklamalarda bulundu. 

A+A-

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, “Ağrı Mollokara bölgesinde gerçekleştirilen uzun arama faaliyetleri neticesinde, evet, bugünkü piyasa değeri 1.2 milyar dolar olan 20 ton altın ve 2.8 milyon dolar değerinde 3 buçuk ton gümüş rezervi tespit edildi. Maşallah diyelim mi? Tabi devamı da inşallah gelecek. Bulunan rezerv 0,92'lik tenör değeri ile ülkemizdeki benzer madenlere kıyasla çok daha zengin bir içeriğe sahip. Bu kaynağı bulup değerlendirmemize vesile oldukları için Sayın Bakanımıza ve ekibine çok teşekkür ediyorum. Şimdi yaklaşık 160 Milyon Dolarlık bir yatırımla bu rezervin çevreye duyarlı bir şekilde ekonomiye kazandırılmasını sağlayacağız” dedi.

Bakan Varank, “Koza Altın İşletmeleri” tarafından Ağrı'da gerçekleştirilecek yeni tesis yatırımının temel atma töreninde sizlerle birlikte olmaktan büyük mutluluk duyuyor, hepinizi saygı ve muhabbetle selamlıyorum. Ağrı; tarihiyle, kültürüyle ve barındırdığı potansiyeliyle bizim gönlümüzde çok ayrı bir yere sahip. Bu diyar; Asya'ya açılan kapımız.Bunun bilincinde olarak, Ülkemizin her köşesini olduğu gibi bu kadim toprakları da üretim ve istihdamın dinamosu olacak projelerle buluşturuyor olmanın heyecanını taşıyoruz. Ağrı'ya bakanlığım dönemimde ikinci gelişim. İlk gelişimde de yatırım ve istihdam oluşturacak projeler için gelmiştim, bugün de hamdolsun yine yatırım ve istihdam için Ağrı'dayız. Bugün temelini atacağımız bu büyük tesisin hem Ağrımız hem de ülkemiz ekonomisi için önemi çok büyük. Tesisimiz yaklaşık 160 milyon dolarlık yatırımla tamamlanacak. Ağrı'nın kalkınmasını ve gelişmesini hızlandıracak. Altın üretimi konusunda ülkemizin gücüne güç katacak. Ak Parti iktidarından önce Ağrı, diğer bölge illerimiz gibi maalesef yatırımlar bakımından göz ardı edilmiş, geri plana atılmış adeta kaderine terkedilmiş bir şehrimizdi. Son 19 yılda, eğitim, ulaştırma, tarım, sağlık ve şehircilik konuları başta olmak üzere birçok alanda yaptığımız yatırımlarla biz bunu tersine çevirdik. Yaklaşık 20 milyar Liralık yatırımla şehrimize kazandırdığımız modern hastanelerin, eğitim kurumlarının, yolların, sosyal tesislerin ve diğer birçok hizmetin en yakın şahitleri siz Ağrılı kardeşlerimizdir. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak biz de önemli işlere imza attık. SERHAT Kalkınma Ajansı ve DAP Bölge Kalkınma İdaremiz aracılığıyla Ağrı'da kamu, özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarının 260'a yakın projesine 120 Milyon Liradan fazla destek sağladık. 41 milyon liralık yatırımla OSB'mizi tamamlayıp yatırımcıların hizmetine sunduk. Yine 35 Milyon Liralık yatırımla şehirdeki sanayi sitesi sayısını 2'den 5'e çıkardık. Yakın zamanda Van ve Şanlıurfa'da uygulayıp çok başarılı sonuçlar elde ettiğimiz Tekstilkent projelerini Ağrı'da da yaygınlaştıracağız. Bu kapsamda önümüzdeki dönemde Ağrı'nın Tutak, Eleşkirt, Patnos ve Doğubayazıt ilçelerine tekstilkentler kazandıracağımız müjdesini de buradan vermek istiyorum. Huzurun hakim olduğu bu topraklarda, göreceksiniz daha nice yatırımlar filizlenecek, gençlerimize, kadınlarımıza iş ve aş kapısı olacak. Tabi Ağrı'da Savcı Sayan başkanımızla birlikte güzel bir havanın oluştuğunu da memnuniyetle takip ediyoruz. Onun tüm çalışmalarında desteklerimizi sonuna kadar veriyoruz, vermeye devam edeceğiz. Belediyemizin her projesi hükümetimizin projesidir, onun her adımı bizim adımımızdır. Ağrı'nın gelişimi için kaynaklarımızı seferber etmeye devam edeceğiz. İşte bugün bir yatırımı daha şehrimiz ile buluşturmanın heyecanını yaşıyoruz. Tabi Ağrı'daki bu yatırım heyecanının ben en başta İstanbul'a örnek olmasını istiyorum” diye konuştu.

09122015_altin_650.jpg

CHP zihniyetinin yeni yatırım değil olanı da öldürdüğünü kaydeden Bakan Varank, “Biz burada bir temel atma töreni yapıyoruz ama yatırım düşmanı CHP zihniyeti İstanbul'da temel atma törenleri düzenliyordu. Şimdi işi daha da ileri taşıdılar. İstanbul'daki metro inşaatlarının üstüne toprak döküyorlar. Yeni yatırım yapmayı bırakın, olanı da öldürme derdindeler. İnanın bunların elinde olsa Marmaray ve Avrasya Tünellerine de su doldururlar. Bu yatırım vandallarına inşallah milletimiz ilk seçimde gereken cevabı verecek. Madencilik sektöründe kat ettiğimiz mesafeyi gösteren en önemli hususlardan biri bugün temelini atacağımız tesisin faaliyet alanı olan altın üretimi. Altın, kültürümüzün ve finansal sistemin vazgeçilmez bir parçası. Gerek takı olarak gerekse yatırımlarımda kullandığımız önemli bir maden. Elbette dünya ekonomisinin de hala en başat aktörü. Tabi madencilik sektörünü sadece kendi üretim ve istihdamı ile değerlendirmek doğru olmaz. Sanayi, Enerji, Tarım ve İnşaat sektörlerinin temel girdilerini üreten madencilik sektörü ekonominin geneli için büyük bir çarpan etkisine sahip. Dolayısıyla sürdürülebilir kalkınmamızda çok kritik bir rolü bulunuyor. Gelişmiş ülkelerin kalkınma sürecini incelediğimizde, madenciliğin itici gücünden azami ölçüde yararlandıklarını görüyoruz. İşte Çin'in son dönemde Afrika'daki birçok madenin işletmesine talip olması ekonomik gelişme sürecinde sektörün ne kadar önemli olduğunun bir başka kanıtı. Biz de büyüyen ekonomimizin ihtiyaçlarını karşılamak için madencilik sektörümüzün gelişimine özel önem veriyoruz. Son dönemde denizlerimizde yürüttüğümüz hidrokarbon aramaları ve neticesinde yaptığımız keşifler sektörümüzün başarılarını net bir biçimde ortaya koyuyor. Bunun yanında, karada da doğal kaynaklarımızı arayıp bulmakta ve çevreye duyarlı bir biçimde ekonomiye kazandırmakta kararlıyız. Her türlü yatırıma sağladığımız teşviklerle sektörün gelişimini destekliyoruz. 2001'den bu yana madencilik alanında 53 Milyar liralık yatırım için yaklaşık 3 bin teşvik belgesi düzenledik. Bu teşvikler kapsamında yatırımcılarımız birçok avantajdan faydalandı. Bunların yanı sıra, KOSGEB, TÜBİTAK ve Kalkınma ajanslarımız aracılığıyla sektörden gelen katma değerli ve rekabetçi üretimin önünü açacak yüzlerce projeye destek sağladık. Madencilik sektörümüzdeki girişim sayısı, üretim ve katma değerde son dönemde gözlenen büyük artış, aslında uyguladığımız politikaların meyvesini verdiğinin bir göstergesi. Bakınız son 10 yıllık dönemde sektörde faaliyet gösteren girişim sayısı yüzde 25. Bunun yanında sektörün üretim değeri ve oluşturduğu katma değer ise yaklaşık 4 kat artmış. Sıfır üretim kapasitesi ile devraldığımız altın madenciliğini ise verdiğimiz destek ve teşviklerle 6 milyar dolar yatırım hacmine ulaşan, 13 bin kişinin istihdam edildiği devasa bir sektöre dönüştürdük. Bugün dünyanın sayılı üreticileri arasındayız. 2000'lerin başında 1 gram dahi altın üretemeyen Türkiye, geçtiğimiz yıl pandemiye rağmen 18 aktif madende 42 ton altın üretti. Bizden önce Türkiye'nin altın ihtiyacı yüzde yüz ithalatla karşılanıyordu. Şimdi yaptığımız üretimle her yıl cari açığın azaltılmasına 2,4 Milyar Dolar katkı sağlıyoruz. Tüm bu gayretleri de yeterli görmüyoruz. Sektörü daha ileriye götürecek birçok yeni projeyi hayata geçiriyoruz. Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığımızla birlikte, Munzur Üniversitesi bünyesinde 140 milyon lira bütçeli “Nadir Toprak Elementleri Uygulama ve Araştırma Merkezi”ni kuruyoruz. Bu merkezde, havacılık, elektronik ve otomotiv başta olmak üzere birçok alanda ileri teknolojili ürünlerin üretiminde ihtiyaç duyulan hammaddelerin Ar-Ge ve üretim faaliyetleri yürütülecek. Kahramanmaraş'ta 94 Milyon liralık yatırımla Altın, Gümüş ve Kıymetli Maden İmalatçıları İhtisas Sanayi Sitesi'ni kurduk. Kümelenme modeliyle kurduğumuz bu sanayi bölgesinde, üretimde verimliliğin ve kar artışının sağlanmasını hedefliyoruz. Yine Maraş'ta 35 Milyon Liralık yatırımla Altın ve Mücevher Tasarım Merkezi'ni kuruyoruz. 2022'de tamamlanacak proje ile takı imalatçılarımıza tasarım ve modelleme hizmetleri sunarken, yüksek teknolojili laboratuvar sayesinde nitelikli değerleme ihtiyaçlarını da karşılayacağız. Türkiye'nin maden kaynaklarını aramada, keşfetmede ve işletmede maalesef Cumhuriyet tarihi boyunca yeterli özen gösterilmemiş. Bakınız az önce ifade ettiğim çarpıcı tespiti tekrar hatırlatmak istiyorum. Ülkemizde 2000'li yılların başına kadar 1 gram dahi altın üretimi yapılmamış. Peki neden yapılmamış? Altın olmadığı için mi? Elbette Hayır. Türkiye, kanıtlanmış altın rezervleri bakımından dünyada 12. sırada; potansiyele baktığımızda ise ilk 5 ülke arasında yer alıyor. Ama dediğim gibi ihmal edilmişlik, vizyonsuzluk hatta beceriksizlik yüzünden altın üretiminde ülkemiz geride bırakılmış. Atatürk'ün 1933'te kurduğu Altın Arama ve İşletme İdaresi, 1935'te kurduğu MTA, bizden önceki dönemlerde kuruluş amacını hiç hatırlamamış. Ülkemizdeki bu muazzam altın potansiyeline rağmen, kimse tek bir kazma vurup altın çıkarmamış. Ülke olarak tüm ihtiyacımızı ithalat yoluyla karşılamışız. Her fırsatta Atatürkçü olduklarını iddia edenler, her fırsatta biz Atatürk'ün partisiyiz diyenler ne hikmetse onun kurduğu bu kurumları çalıştırmayıp Türkiye'yi hep ithalata mahkum etmişler? Bunlara yatırım düşmanı, üretim cahili dediğimizde de bize kızıyorlar. Ama durum ortada! Daha 1933 yılında Altın Arama ve İşletme İdaresi kurma vizyonuna sahip Türkiye'nin hedeflerini, kendilerine Atatürk'ün partisiyiz diyenler değil biz hayata geçiriyoruz. Tıpkı doğalgaz ve petrol aramalarında olduğu gibi altın madeni konusunda da geçmişin tüm ihmal edilmişliklerini telafi etmek için büyük bir gayret gösteriyoruz” şeklinde konuştu.

“Bu tesis, işletme döneminde doğrudan 500 dolaylı olarak ise bunun en az iki katı insanımıza ekmek kapısı olacak”

Bugün temelini attıkların tesisin de büyüyüp gelişen altın üretimi sektörünün önemli bir mihenk taşı olacağını kaydeden Bakan Varank, “Ağrı Mollokara bölgesinde gerçekleştirilen uzun arama faaliyetleri neticesinde, evet, bugünkü piyasa değeri 1.2 milyar dolar olan 20 ton altın ve 2.8 milyon dolar değerinde 3 buçuk ton gümüş rezervi tespit edildi. Maşallah diyelim mi? Tabi devamı da inşallah gelecek. Bulunan rezerv 0,92'lik tenör değeri ile ülkemizdeki benzer madenlere kıyasla çok daha zengin bir içeriğe sahip. Bu kaynağı bulup değerlendirmemize vesile oldukları için Sayın Bakanımıza ve ekibine çok teşekkür ediyorum. Şimdi yaklaşık 160 Milyon Dolarlık bir yatırımla bu rezervin çevreye duyarlı bir şekilde ekonomiye kazandırılmasını sağlayacağız. 2022 yılı son çeyreğinde ilk altın dökümünü Sayın Cumhurbaşkanımızla yapmak istediğimiz bu tesis, işletme döneminde doğrudan 500 dolaylı olarak ise bunun en az iki katı insanımıza ekmek kapısı olacak. Hesaplamalara göre ilk etapta 6 yıllık ömrü olan bu madende bir yandan da arama çalışmaları hala devam ediyor. Rezerv olarak daha büyük bir potansiyel söz konusu. Bulunacak yeni rezervlerle işletme ömrünün 15-20 yıla ulaşmasını bekliyoruz. Elbette, madenlerimizle ekonomik değer üretirken çevresel hassasiyetleri de en ön planda tutuyoruz. Hem bu projede, hem de faaliyette olan bütün madenlerde sürdürülebilirliğe büyük önem veriyoruz. Proje çerçevesinde kurulacak ileri teknolojili sensörler vasıtasıyla, toz, gürültü, patlatma ve havada gaz ölçümleri düzenli olarak yapılacak. Bu tesiste altın üretimi konusunda kullanılacak en modern yöntemler sayesinde hem rezerv verimli şekilde değerlendirilecek hem de çevresel etkiler minimuma indirilecek. Tesisin ekonomik ömrünü tamamlamasından sonra, arazinin doğaya yeniden kazandırılması için gerekli rehabilitasyon çalışmaları yürütülecek. Emin olun burada yapılacak ileri teknolojili bu tesis, ülkemize katma değer kazandırırken çevre hassasiyetleri bakımından da örnek bir yer olacak. Tabi Koza Altın'ın terör odaklarının elinden alınıp TMSF'ye devredilmesinden sonraki performansından bahsetmemize gerek var mı bilmiyorum. Koza Altın, 2016'dan bu yana oluşturduğu istihdam ve gerçekleştirdiği üretim bakımından ülkemizin sayılı sanayi kuruluşları arasındaki yerini aldı. Ben hem bu yatırımları hem de son dönemdeki başarılı performansları dolayısıyla TMSF'deki arkadaşlarımıza da teşekkürlerimi sunuyorum.Ülkemize değer katan tüm yatırımcılarımızın yanında olduğumuz gibi Koza Altın İşletmelerine de her türlü desteği sağladık. Şirketin Kayseri, İzmir, Gümüşhane ve Eskişehir'deki madencilik yatırımları için toplam 8 teşvik belgesi düzenledik. Bu desteklerin de katkısıyla, şirketin başarı grafiğini yükseltmesini memnuniyetle takip ediyoruz. Tabi ben Kaymaz'daki madeni de ziyaret etmiştim. Oradaki işletme müdürümüz ve Eskişehir Vali yardımcımız bu yatırımın başarıya ulaşması için buraya birlikte gelmişler. Ben onları da ayrıca tebrik ediyorum. Malumunuz Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesi başta olmak üzere ülkemiz terörden çok çekti. Güzel Ağrı'mız da bu anlamda uzun yıllar büyük bedeller ödedi. Çok şükür gerek sınırlarımız içinde gerekse sınır ötesinde terör örgütlerine artık göz açtırmıyoruz. Bu bölgelerin terörle anılma dönemi artık bitmiştir. Tüm Türkiye'de olduğu gibi, Ağrının da bölgenin de gündemi artık yatırımdır, istihdamdır, üretimdir, ihracattır. İşte temelini attığımız bu proje de, huzur ortamı tesis edildiğinde bölgede refahın artacağının en somut örneğidir. Bu güven ortamını tesis ettikten sonra bölgenin eski karanlık günlerine dönmesine asla müsaade etmeyeceğiz. Yürüttüğümüz bölgesel kalkınma politikalarıyla kaybedilen yılları daha hızlı kapatmak en temel arzumuz. Bölgesel Kalkınma politikamızdaki temel vizyonumuz, daha dengeli ve topyekûn kalkınmış bir Türkiye oluşturmak. Bu vizyonu gerçekleştirmek için, bölgelerimizin sahip olduğu potansiyelleri azami düzeyde değerlendirerek rekabetçiliklerini geliştiriyoruz. Buradaki altın işleme tesisi yatırımının da salt bir madencilik yatırımı olarak görülmemesi gerektiğini düşünüyorum. Bu proje sahip olduğu çarpan etkisi ve yapacağı uzun vadeli katkılar dolayısıyla aynı zamanda önemli bir bölgesel kalkınma projesi. Bugün burada maden rezervlerini değerlendiriyoruz. Başka bir ilimizde tarım, bir diğerinde ise turizm potansiyelini kullanıyoruz. Yeter ki elimizdeki kaynakla en fazla etkiyi hızlı bir şekilde oluşturabilelim. Çünkü biliyoruz ki bölgelerimiz ekonomimizin yapı taşı ve onlar ne kadar güçlü olursa ülke ekonomimiz de o derece güçlü olur. Bölgeye yatırım yapan tüm girişimcilerimizi güçlü bir şekilde desteklediğimizi buradan bir kez daha ifade etmek istiyorum. Madencilik sektörü sahip olduğu ileri ve geri bağlantılar nedeniyle ekonomimiz açısından kritik bir öneme sahip. Sektörde yapılan 1 birim yatırım, ekonomiye misliyle katma değer olarak geri dönüyor. Bu nedenle Koza Altın İşletmelerini bu önemli yatırım kararı dolayısıyla tekrar tebrik ediyorum. Tesisin Ağrı'ya ve ülkemize hayırlı uğurlu olmasını diliyorum” açıklamalarında bulundu.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.