Başkan Tugay'dan 'kredi' tepkisi: 2 senedir hala onay alamadık!
Onaylanmayan yurt dışı krediler hakkında da konuşan Tugay, “İzmir Büyükşehir Belediyesi kredibilitesi yüksek bir belediye; mevzuat gereği bir imza atacaklar. Ancak 2 senedir toplam 1 milyar doları bulan kredimiz için onay alamadık” ifadelerini kullandı.
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Halk TV'de Kürşad Oğuz'un sunduğu Rota programının konuğu oldu. CHP'nin kurultay davasının ertelenmesi konusuyla konuşmasına başlayan Başkan Dr. Cemil Tugay, “İnandığım şey neyse onun için mücadele ettim. Bu mücadele çok temiz, pırıl pırıl, tertemiz, bir gram lekesi olmayan bir mücadeledir. Benim şahit olduğum hiçbir ahlaksız şey olmamıştır” dedi.
Kurultay davalarının bilinçli şekilde ertelendiğini belirten Tugay, “Bitirmiyor, sakız gibi uzatıyorlar. Bunlar gerçekten mide bulandıran, insanların kafasını karıştırmayı amaçlayan, dünya tarihine en kötü siyaset örneği olarak geçecek çok derin hukuksuzluklardır. Yanlış asla sonsuza kadar süremez, bu da öyle ya da böyle bitecek” dedi.

“CANIMIZI MI ALACAKSINIZ?”
İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne ait Meslek Fabrikası’na Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından el konulmasının ardından başlayan direniş hakkında konuşan Başkan Tugay, “İzmir halkı birisini belediye başkanı seçtiği zaman, o belediye başkanının iradesine herkesin saygı göstermesi gerekiyor. En başta merkezi hükümet saygı gösterecek. Başka türlüsünün adı demokrasi olamaz. Öyle bir şey yok. Biz bir irade gösterelim diye seçildik. Öyle ensemize her vurulduğunda, ağzımızdan her lokmamız alındığında kenara pusalım, kaçalım, sinelim, boyun eğelim diye değil. Türkiye'de hiç kimsenin sindirilmeyi, ürkütülmeyi, korkak bir şekilde kenara kaçmayı savunduğunu, bunu doğru bulduğunu zannetmiyorum. Böyle hava estirildi, sanki herkes her şeyden korkuyor diye. Kimse bir şeyden korkmuyor. Canımızı mı alacaksınız? Koca bir halktan bahsediyoruz ve her kesiminde problem var. Sanayicisi yatırım yapamıyor. İşçisi de, esnafı da, memuru da, çiftçisi de hepsi perişan. Kemeraltı'nda 2018'den bugüne kadar 3 bin 800 tane dükkan kapanmış. Bu bir felakettir” şeklinde konuştu.
“ETİK DIŞI”
Meslek Fabrikası’nın tapusunun habersiz bir şekilde Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne geçtiğini söyleyen Başkan Tugay, “Etik dışı bir şey, ahlakla bağdaşmaz bir şey. Biz dava açmışız, dava sürüyor, buna rağmen sabahın 5'inde 600-700 polisle basıyor, binayı ablukaya alıyorlar, ellerinde kalkanlarla, başlarında kasklarla, gazlarla, coplarla, silahlarla bekliyorlar. Kimden neyi koruyorlar? O binayı İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin elinden almak için yapıyorlar bunu. Bir kamu kurumunun, bir başka kamu kurumunun elindeki malı böyle zorla alması Türkiye tarihinde ilktir. O yüzden ben Meslek Fabrikası ile ilgili pek çok konuşmamda şunu söyledim; 'Bu hata, kötülük, yanlış normalleştirilmemeli'. Onun için itiraz ettik” dedi. Tugay, Meslek Fabrikası'nın on binlerce insana eğitim verdiğinin altını çizdi.
Meslek Fabrikası'na el konulmasına itiraz edince, karşı taraftan açıklamalar geldiğine vurgu yapan Tugay, “Önce üniversiteye vereceğiz dediler, sonra Yeşilay'a vereceğiz dediler, en son da kütüphane olacak dediler. Ne olacağını kimse bilmiyor ama bir kılıfa uydurmaya çalışıyorlar. Bıraksaydınız biz orayı Meslek Fabrikası olarak kullanmaya devam etseydik... Elbette buna itiraz edeceğiz. Bunu nasıl kabul edelim? Kabul edeceksek bu koltuklarda neden oturuyoruz?” dedi.
“SABAH KALKINCA İLK ONA BAKIYORUZ”
Sistematik olarak muhalif düşüncede olan herkesi sindirmeyi amaçlayan bir anlayışın hakim olduğunu söyleyen Tugay, “Sabah kalkınca bugün herhangi bir belediyeye operasyon olmuş mu diye bakıyoruz. O kadar çok yaşadık ki bunu. İzmir Büyükşehir Belediyesi'ne de yaptılar” dedi ve kooperatif davalarını hatırlattı. Tugay, birçok insanın suçsuz şekilde hapishanede bulunduğunu söyledi.
“MAVİŞEHİR'DE BELEDİYE HİZMET ALANINI PEŞKEŞ ÇEKTİLER”
Tugay, “Benim önerim; siyasi mücadelemizi daha da güçlendirelim. Çok fazla yanlış iş oluyor, hem İzmir'de hem Türkiye'de. Bunları kamuoyu bilsin. Yakın zamanda Mavişehir'de inanılmaz rahatsız edici şekilde bir belediye hizmet alanını özel şahsa peşkeş çektiler. Hiç olmadık şekilde yaptılar. Buna benzer o kadar çok şey oluyor ki. Bunları herkes anlatmalı, konuşmalı, ayrı ayrı itiraz etmeli” dedi.
“ZULMÜN SONU GELMEZ”
İktidarın AKP’li belediyelere desteklerini hatırlatan Tugay, “Yapılan yatırımlara bakın, epey bir yatırımı hükümet eliyle yapıyorlar. Hibeler veriliyor, istedikleri krediler sağlanıyor, yurt dışı kredileri onaylanıyor. Onlara her türlü kolaylık sağlanıyor. Niye, çünkü bunlar Türkiye Cumhuriyeti'nin şehirleri. Biz kimin şehriyiz? Biz hangi ülkenin şehriyiz? O vergileri sadece AK Partili belediyelerin olduğu şehirlerden mi topluyorsunuz? İzmir'den 2025 yılında tam 951 milyar lira vergi toplanmış. Yapılan yatırım ise 32 milyar. Bunun sonrasında, İzmir yatırımda 77. sırada. Bunu unutmasın kimse, bu zulüm bugün banadır yarın onadır, öbür gün sizedir, herkesedir. Zulmün sonu gelmez” dedi.
“KEFİL İSTEMİYORUZ”
Arıtma, yağmur suyu ayrıştırma, çöp bertaraf ve ulaşım gibi birçok projede uluslararası krediler bulduklarını söyleyen Tugay, “Yurt dışındaki bankalar bu kredileri istediğimizde bize veriyorlar, ön anlaşmaları yapıyoruz. Ancak mevzuat gereği bunu gidip Maliye Bakanlığı'na onaylatmanız lazım. Mevzuat böyle. Maliye onayladığı zaman da buna kefil olduğu anlamına gelmiyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi kredibilitesi yüksek bir belediye. Borcuna sadık bir belediye. Sadece mevzuat gereği bir imza atacaklar. 2 senedir toplamda 1 milyar doları bulan kredimiz onaylanmadı” dedi.
“BİZE O KREDİYİ VERMEYENLER UTANMIYORLAR”
Buca Metrosu'nun İzmir'in tarihinde yapılmış en büyük proje olduğunu söyleyen Tugay, proje hakkında bilgi verdi. 2 yıl önce yüzde 2 tamamlanma seviyesinde olan projenin yüzde 50'ye yaklaştığını kaydeden Tugay, “Zorluklara rağmen çok hızlı bir şekilde ilerledi ve ilerleyecek. Buna kredi kullanmayalım mı? Anlaşması yapılmış ama ek anlaşmalar yapılması gerekiyor. Araçlar için yine kredi gerekiyor. Uluslararası bankalar diyor ki, 'Biz vereceğiz ama siz alamıyorsunuz.' Çiğli'de arıtma tesisimiz var, üniteler var. 4. faz eksikti. İnanılmaz hızla onu yaptırdık. Bir kredi anlaşması yapılmıştı, sadece imza atacaklardı. Vermediler krediyi ama biz o arıtmayı yapmak zorundaydık. Körfezde sorun olacak diye endişeliydik. Yaptık, bitirdik, hala kredi orada duruyor. Bize o krediyi vermeyenler utanmıyorlar” dedi. Onat Tüneli hakkında da bilgi veren Tugay, “Buca Metrosu ve Onat Tüneli bittiğinde İzmir'in trafik sorunu yüzde 25 iyileşecek. O iki proje onun için önemli” dedi.
“DIŞARIDAN SEYREDEN DEĞİL, KATKI VEREN İNSAN OLMAK İSTEDİM”
Başkan Tugay, öğrenim hayatını anlatırken duygusal anlar yaşadı. Çocukluğundan itibaren çalıştığını, pazarcılık ve işportacılık yaptığını anlatan Tugay, annesinin kendisini okutmak için harcadığı emekleri anlattı. Babasının öğretmenlik yaparken annesinin çalışmadığını hatırlatan Tugay, “Onurlu insanlardık, kimseye el açmadık. Ciddi bir hayat mücadelesi verdik. Ben evin en büyük çocuğuyum, sıkıntılı dönemde aileme destek olmak için çıkıp sokakta çalışmayı tercih ettim. Simit de sattım, çıraklık da yaptım, gazete de sattım. En çok pazarcılık, işportacılık yaptım. Ben o günlerde galiba hayatı öğrendim, insanları tanıdım, zorluklarla mücadele etmeyi öğrendim. O günlerde aslında korkmamayı da öğrendim. Sizin üzerinize gelen bir şeye karşı dik durabilmeyi öğrendim. Ben bu memleketin bir şekilde zor şartlarda yetişmiş çocuklarından biriyim aslında. Tıp fakültesini kendi emeğimle kazandım. Belki annem izliyordur. Dershaneye gitmem gerekiyordu, dershaneye verecek paramız yoktu. Annem babama dedi ki 'Ben oğlumu dershaneye göndereceğim, göndermek için dikiş dikeceğim’. Mahalleye gelip de şile bezinden kesilmiş kalıplı kumaşlar veriyorlardı, onları evdeki kadınlar dikiş makinesiyle dikiyorlardı, onun karşılığında bir para veriyorlardı. Oradan gelir elde edebiliyordu ev kadınları. Annem ben bunu yapacağım dedi, bir dikiş makinesi vardı, gece uyurken annemin o dikiş makinesi sesini unutmuyorum. Annem beni dershaneye gönderdi, üniversiteyi kazandım kendi emeğimle bütün öğrenim hayatım boyunca hiç kalmadan, fakültemi bitirdim, mecburi hizmetimi de yaptım, pratisyen doktorluğumu da yaptım. Çalıştım, kendi emeğimle TUS'u kazandım. Senelerce kendi emeğimle uzmanlık eğitimi aldım. Bütün meslek yaşantım boyunca hem iyi bir doktor hem iyi bir insan olmaya, hizmet ettiğim insanlara elimden geleni yapmaya çalıştım” dedi.
Siyasete girme sebebinin ülkenin gidişatı karşısında bir şey yapma isteği olduğunu belirten Tugay,
“Kariyer sahibi, para kazanan bir insan oldum ama siyasete girme sebebim belediye başkanı olmak değildi. Milletvekilliği de değildi, ben plastik cerrahi uzmanıydım ve bir mesleğim vardı, işimi severek yapıyordum. Ama sıkıntılarla büyüyen insanlar var benim gibi. Onlar zor hayatlar yaşarken, işin içinde bir sürü yanlışlıklar, haksızlıklar varken, ben dışarıdan seyreden adam değil de, katkı veren insan olmak istedim. Gittim onun için partiye üye oldum. Partide beni seven insanların teşvik etmesiyle belediye başkan adaylığına başvurdum” dedi.

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.