Bir Yiğit ‘Saygılı’ Olmak!

Bir Yiğit ‘Saygılı’ Olmak!

Ali Eyce yazdı...

Ramazan ayı, Müslümanların en güzel ayıdır.

Şeytan bağlıdır derler, oruçlarla, dualarla, ibadetlerle geçen mübarek bir aydır.

Müslümanlar,  onun gelmesine sevinir, gitmesini üzülür.

Maneviyatları güçlenerek çıkar ramazan ayından.

Allah için tuttukları orucun mükâfatını Allah’ın takdirine bırakıp,  manevi güçlenerek çıkılır ramazan ayındın.

Geçmiş ramazanlara göre bu sene en alışılmadık durumda olan yer şüphesiz ki, camilerimiz.

Sabahtan,  akşam teravi namazına kadar tıklım tıklım olan, sahura kadar ibadete açık olan camilerimiz maalesef bu yıl, korona virüsü nedeniyle o görkemli halinden uzak.

Camiden gelen imamın ezan sesi, dua sesi ve uyarı seslenişinden başka camilerimizle iletişimimiz maalesef bu yol olamıyor.

İşte o camilerimize, Allah’ın evine gidemediğimizdendir aklıma 1980’li yıllar geldi.

O dönem Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde öğrenciyim.

Fakültemizi ayrı bir binası olmadığı için Edebiyat Fakültesi’nin birkaç katı İletişim Fakültesi olarak kullanılıyordu.

Kalabalık halinde ders yapabilmemiz için iki tane de büyük amfimiz vardı.

O amfilerin altında, bodrum gibi yerde de bir mescidimiz vardı.

Vakit namazlarını orada kılıyorduk.

Ama birçok insanın öcü gibi bakışları, bazen laf atmaları ve bazen de sataşmalarıyla.

Oysa Müslüman olarak bizler sadece ibadet ediyorduk.

Cuma namazları için ise Ege Üniversitesi’nin uçsuz, bucaksız yerleşkesini geçip, Bornova’nın merkezine girip, oradaki camilere gidebiliyorduk.

O zamanlar, arkadaşlarla niye koskoca kampüsün içinde bir camimiz yok diye çok konuşurduk.

Kabul ettiğimiz farklılıklarımız olsa da, çoğumuz Müslümandık ve bu bize mantıksız geliyordu.

O dönem akademik kadroda görevli hocalara sorduğumuzda kampüs içinde cami için ayrılmış bir alan var ama oraya cami yapacak parayı bulmak gerekiyor demişlerdi.

Yer var ama cami yapacak bütçe yoktu,  olmuyordu.

Derken aradan tam 30 yıl geçti.

O cami yapılacak alana bir baba yiğit çıktı, bütçesini hazırladı ve öğrencilerin o özlemini sona erdirdi.

Hem de öyle bir cami yaptı ki, sadece cami değil, kütüphanesi,  yemekhanesi, konferans salonunla bir küllüye yaptı,  o cami için ayrılan alana.

Gittim, gördüm.

Bu kadar istenmeye ve özlenmeye değen bir cami,  külliye olmuş.

O baba yiğit Bilal Saygılı ’ya bu vesile ile 30 yıllık hasreti sona erdirdiği için,  elinde, avucunda ne varsa bu güzel külliyeyi yaparak,  Müslümanlığa kazandırdığı için biz ondan razı olduk, dileriz Allah da ondan razı olur.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.