Dr. Taner Akman
Biz Buradaydık Ve İzimizi Asla Silemezler
Başkanlar gezimizde Sırbistan topraklarına ayak bastığımızda, içimi garip bir duygu kapladı. En son çocukluğumun Yugoslavya’sında ailemle Almanya’ya gidiş geliş yolu olarak aklımda kalmış olan bu tanıdık şehirde, sanki geçmişten gelen bir ses kulağıma fısıldıyordu: “Biz Türkler hep buradaydık!” Her adımımda tarihin izlerini aradım, ama çoğu çoktan silinmişti. Bırakın Osmanlı’nın izlerini, Mareşal Tito’nun Yugoslavya’sının izleri bile silinmiş gitmiş. Belgrad sokakları gri, soğuk ve mesafeli. Tıpkı Sırpların tarihsel geçmişe olan bakışları gibi.
Oysa biz, buraya adaletle gelmiştik. Osmanlı bu topraklara zulüm getirmedi; tam tersine Sırp Ortodoks kiliselerini korudu, halkın inancına dokunmadı. Ama onlar, tarihi hep başka anlattılar. Hala da yerel rehber çok başka anlatıyor. Neyse ki rehberimiz Cüneyt bey yerel rehberi gönderip gerçek tarihi yeniden anlattı bizlere… Sırplar bizi işgalci diye bellemişler. Bugün hâlâ birçok Sırp, Türk ismini duyunca yüzünü buruşturuyor. Gençler daha modern belki ama geçmiş onlara kinle öğretildi. Sorduğunda “500 yıl esaret” diyorlar. Oysa o beş yüz yıl boyunca bu topraklarda adalet vardı, hoşgörü vardı. Şimdi ise kalan her iz, her eser ya unutturulmuş ya yok edilmiş.
Kalemegdan’a çıktığımızda, içimdeki fırtına daha da büyüdü. Kanuni Sultan Süleyman’ın bir zamanlar aynı tepeden Belgrad Kalesi’ne bakıp “Bu şehir alınmalıdır” dediği yerdeydim. O tepede şimdi Osmanlı’nın adı bile anılmıyor. Belki bir taşın altında, belki silinmiş bir kitabede bir iz kalmıştır diye bakındım sadece İkinci Murat’ın damadı Ali Paşa’nın türbesi ayakta kalmış bir de kale kapısı olarak İstanbul kapısı ismi… Ama gönlümüzdeki tarih silinmez. Çünkü biz biliriz kimdik, neden geldik ve neyi emanet ettik.
Sırplar sadece geçmişi yanlış anlatmadı. 20. yüzyılın sonunda da nefretlerini acıya dönüştürdüler. Bosna’da, Kosova’da, Srebrenitsa’da, çocukları, kadınları, sivilleri katlettiler. Bir milletin kimliğini, dinini, varlığını yok etmeye çalıştılar. Bu sadece bir savaş değildi, bu bir kin tufanıydı. Bir milletin göz göre göre katledilişiydi.
Unutmak mümkün değil. Unutursak, tekrar eder. Bu yüzden bir Türk olarak, bu topraklara her baktığımda hem gurur duyuyorum, hem de içim acıyor. Bir zamanlar yönetip adaletle yaşattığımız yerlerde şimdi adımız bile anılmıyor.
Ama biz unutmayacağız. Ecdadımızın gölgesi hâlâ bu toprakların üstünde, görünmese de hissedilir. Belki bir dua sesinde, belki rüzgârla sallanan eski bir ağacın dalında.
Tarihin yükünü omuzlarımızda, milletimizin izzetini kalbimizde taşıyarak, her adımda tekrar hatırlıyoruz: Biz buradaydık ve izimizi asla silemezler.


























Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.