Çeşme’nin Vitrininde Güvenlik İhmali: Önlem Almak İçin Birinin Canı mı Yanmalı?

Çeşme denildiğinde akla deniz, turizm, hareketli sokaklar, yaz akşamları ve Türkiye’nin dört bir yanından gelen binlerce ziyaretçi geliyor.

Peki, bir turizm kentinin vitrini neresi?

Elbette meydanları, çarşıları, sahilleri ve insanların en yoğun kullandığı kamusal alanları…

Tam da bu nedenle Çeşme Meydanı’ndan gelen görüntüler, sıradan bir bakım-onarım eksikliği olarak görülüp geçiştirilemez.

Meydandaki bazı aydınlatma ekipmanlarının yerinden sökülmüş olması, bağlantı noktalarının ve kabloların açıkta kalması vatandaşların haklı olarak tepkisini çekiyor.

Burada tartışılması gereken mesele yalnızca görüntü kirliliği değil.

Asıl mesele can güvenliği.

Ve can güvenliği söz konusu olduğunda “sonra bakarız”, “ekipler ilgilenir”, “programa alındı” gibi ifadelerin arkasına sığınılamaz.

Çünkü kamusal alandaki güvenlik ihmallerinin telafisi bazen mümkün olmayabilir.

Önlem almak için illa birinin zarar görmesi mi gerekiyor?

Çeşme Meydanı herhangi bir ara sokak değil.

İlçenin en merkezi, en görünür ve en yoğun kullanılan noktalarından biri.

Her gün yetişkinler, yaşlılar, turistler ve özellikle çocuklar bu alandan geçiyor. İnsanlar meydanda oturuyor, yürüyor, çocuklar çevrede vakit geçiriyor.

Böylesine yoğun kullanılan bir noktada yerinden çıkmış ekipmanların ve açıkta bırakılmış bağlantıların bulunması ister istemez şu soruyu gündeme getiriyor:

Önlem almak için illa birinin zarar görmesi mi gerekiyor?

Belediyecilik biraz da tehlikeyi vatandaş şikâyet etmeden önce fark edebilme işidir.

Bir çocuk merak edip açıkta bulunan bir bağlantıya yaklaşmadan…

Bir vatandaş gece karanlığında yerinden sökülmüş ekipmana takılmadan…

Bir elektrik arızası daha ciddi bir probleme dönüşmeden…

Gerekli tedbir alınmalıdır.

Çünkü kamu yönetiminde başarı yalnızca meydana gelen sorunlara müdahale etmekle ölçülmez.

Asıl başarı, sorun meydana gelmeden riski ortadan kaldırabilmektir.

Çeşme bunu hak etmiyor

Çeşme, Türkiye'nin dünyaya açılan önemli turizm merkezlerinden biri.

Her yıl çok sayıda yerli ve yabancı ziyaretçiyi ağırlıyor.

Dolayısıyla Çeşme'nin sokaklarında, meydanlarında ve sahillerinde karşılaşılan her görüntü aslında ilçenin turizm kimliğinin de bir parçası.

Bir tarafta Çeşme'nin tanıtımı için çalışmalar yapılacak, turizmden söz edilecek, ilçenin marka değerinin yükseltilmesi hedeflenecek; diğer tarafta ilçenin en merkezi meydanlarından birinde bakım bekleyen ve vatandaşların güvenlik endişesi yaşamasına neden olan görüntüler bulunacak.

Bu iki durum birbiriyle bağdaşmıyor.

Bir turizm kentinde belediyecilik yalnızca çöp toplamak, yol yapmak ya da etkinlik düzenlemek değildir.

Kent estetiği de belediyeciliktir.

Bakım da belediyeciliktir.

Denetim de belediyeciliktir.

Ve hepsinden önemlisi güvenli kamusal alan oluşturmak belediyeciliğin temel görevlerinden biridir.

Küçük görünen ihmaller büyük sonuçlar doğurabilir

Türkiye'de maalesef bazı sorunları ancak kötü bir olay yaşandıktan sonra konuşmaya alıştık.

Bir kaza oluyor, ardından tedbirler tartışılıyor.

Bir vatandaş zarar görüyor, ardından denetimler artırılıyor.

Bir ihmal gündeme geliyor, ardından ekipler bölgeye gönderiliyor.

Oysa doğru yönetim anlayışı bunun tam tersini gerektiriyor.

Önce kontrol edilir.

Risk tespit edilir.

Alan güvenli hale getirilir.

Sonra düzenli olarak denetlenir.

Çeşme Meydanı'ndaki mesele de tam olarak bu açıdan değerlendirilmeli.

Belki bugün hiçbir şey olmadı.

Belki yarın da olmayacak.

Ama kamu yönetiminde güvenlik anlayışı “Şimdiye kadar bir şey olmadı” düşüncesi üzerine kurulamaz.

Önemli olan riskin var olup olmadığıdır.

Risk varsa tedbir de olmalıdır.

Başkan Lal Denizli ve belediye yönetimine burada görev düşüyor

Vatandaşların çağrısının muhatabı doğal olarak Çeşme Belediyesi ve Belediye Başkanı Lal Denizli.

Burada yapılması gereken de aslında son derece açık.

Belediye ekipleri yalnızca söz konusu noktaya gidip mevcut sorunu gidermekle yetinmemeli.

Çeşme Meydanı başta olmak üzere ilçedeki yoğun kullanılan kamusal alanlarda kapsamlı bir bakım ve güvenlik taraması yapılmalı.

Aydınlatma direkleri, elektrik bağlantıları, rögar kapakları, kaldırımlar, kent mobilyaları, çocukların ulaşabileceği teknik ekipmanlar ve benzeri noktalar tek tek kontrol edilmeli.

Çünkü bugün gündeme gelen sorun meydandaki birkaç ekipman olabilir.

Yarın başka bir noktada başka bir eksiklik karşımıza çıkabilir.

Belediyecilikte doğru yaklaşım, tek bir şikâyeti çözüp dosyayı kapatmak değil; o şikâyetin ortaya çıkmasına neden olan denetim mekanizmasını sorgulamaktır.

Şu sorunun cevabı aranmalı:

Bu ekipmanlar ne kadar süredir bu durumda ve neden rutin kontroller sırasında fark edilmedi?

Eğer fark edildiyse neden müdahale edilmedi?

Eğer fark edilmediyse neden edilmedi?

Bence asıl tartışılması gereken noktalardan biri de budur.

Vatandaş belediyeden lütuf değil, hizmet bekliyor

Yerel yönetimlerde zaman zaman çok temel bir nokta unutulabiliyor.

Vatandaş belediyeden hizmet talep ederken bir ayrıcalık istemiyor.

Çünkü belediye hizmetleri vatandaşın vergileriyle, harçlarıyla ve kamu kaynaklarıyla yürütülüyor.

Bir vatandaşın “Meydan güvenli olsun”, “kablolar açıkta kalmasın”, “aydınlatmalar düzgün çalışsın”, “çocuğum kamusal alanda güven içinde yürüsün” demesi olağanüstü bir talep değildir.

Bunlar zaten bir yerel yönetimin sağlaması gereken en temel koşullardır.

Bu nedenle vatandaşın yaptığı uyarılara “şikâyet” gözüyle değil, belediyenin hizmet kalitesini geliştirebilecek bir erken uyarı mekanizması olarak bakılmalıdır.

İhbar geldiğinde savunmaya geçmek yerine sorunu çözmek, ardından benzer problemlerin başka noktalarda bulunup bulunmadığını araştırmak gerekir.

Mesele siyaset değil, güvenlik

Bu tür konular gündeme geldiğinde tartışmanın hızla siyasi bir alana çekilmesi de doğru değil.

Çünkü açıkta kalan bir elektrik bağlantısının siyasi partisi olmaz.

Bozuk kaldırım iktidar ya da muhalefet tanımaz.

Yerinden çıkan bir aydınlatma ekipmanı, yanından geçen vatandaşın hangi partiye oy verdiğini sormaz.

Can güvenliği siyasi tartışmaların üzerinde değerlendirilmesi gereken bir meseledir.

Kim belediye başkanı olursa olsun, hangi siyasi parti belediyeyi yönetirse yönetsin, vatandaşın güvenliğini sağlamak temel sorumluluktur.

Bu nedenle Çeşme Meydanı'ndaki görüntüler üzerinden yapılması gereken şey siyasi polemik üretmek değil, belediye yönetimine açık ve net bir çağrıda bulunmaktır:

Sorunu giderin ve benzer risklerin bulunup bulunmadığını kontrol edin.

Çeşme’nin vitrini daha fazla özen istiyor

Çeşme yalnızca Çeşme'de yaşayanların ilçesi değil.

Türkiye'nin en önemli turizm markalarından biri.

Dolayısıyla ilçenin merkezi noktalarındaki bakım seviyesi, temizlik, düzen, kent estetiği ve güvenlik doğrudan Çeşme'nin imajını etkiliyor.

Bir turist Çeşme'ye geldiğinde belediyenin bütçesine bakmaz.

İhale süreçlerini bilmez.

Personel sayısını sorgulamaz.

Gördüğü sokağa, meydana, sahile ve hizmet kalitesine bakar.

Kent hakkındaki kanaatini de bunlara göre oluşturur.

Bu nedenle “küçük bir bakım sorunu” denilerek geçilebilecek her görüntü aslında turizm kentlerinde çok daha büyük bir anlam taşır.

Özellikle yaz döneminde nüfusu katlanan bir ilçede belediye ekiplerinin sahadaki kontrol sıklığının da aynı ölçüde artması gerekir.

Daha fazla insan, daha yoğun kullanım demektir.

Daha yoğun kullanım ise daha fazla bakım ve daha sık denetim gerektirir.

Bir kaza olduktan sonra yapılan müdahalenin anlamı kalmaz

Konunun en önemli tarafı yine can güvenliğine geliyor.

Kamusal alanlardaki tehlikeler konusunda “Bir şey olmaz” yaklaşımı kabul edilebilir değildir.

Çünkü belediyelerin görevi vatandaşın şansına güvenmek değil, güvenliğini sağlamaktır.

Bugün vatandaşlar uyarmış.

Görüntüler ortaya çıkmış.

Sorun kamuoyuna yansımış.

Artık yapılması gereken belli.

Risk oluşturabilecek ekipmanlar güvenli hale getirilmeli, gerekli bakım ve onarım tamamlanmalı ve meydanın tamamında teknik kontrol yapılmalı.

Ardından benzer durumların tekrar yaşanmaması için düzenli denetim sistemi oluşturulmalı.

Çünkü bir gün gerçekten kötü bir olay yaşanırsa, o saatten sonra yapılacak açıklamaların, kurulacak komisyonların ve gerçekleştirilecek incelemelerin hiçbiri yaşanan mağduriyeti geri alamaz.

Son söz: Vatandaş hizmet bekliyor, risk değil

Çeşmelilerin talebi son derece basit:

Temiz bir meydan.

Bakımlı bir meydan.

Estetik bir meydan.

Ve en önemlisi güvenli bir meydan.

Bunun çok büyük bir beklenti olduğunu düşünmüyorum.

Tam tersine, Türkiye'nin en önemli turizm merkezlerinden birinde olması gereken asgari standart budur.

Çeşme Belediye Başkanı Lal Denizli ve belediye yönetiminin vatandaşlardan gelen bu uyarıyı dikkate alarak gerekli müdahaleyi kısa sürede gerçekleştirmesi gerekiyor.

Ama yalnızca o birkaç ekipmanın tamir edilmesi de yeterli olmamalı.

Bu olay bir fırsata çevrilmeli ve ilçenin yoğun kullanılan tüm kamusal alanlarında kapsamlı bir güvenlik ve bakım kontrolü yapılmalı.

Çünkü iyi belediyecilik yalnızca görünen sorunları çözmek değildir.

İyi belediyecilik, sorun vatandaşın karşısına çıkmadan onu görebilmektir.

Ve bazı konularda gecikmenin bedeli yalnızca kötü bir görüntü değildir.

Söz konusu olan can güvenliğiyse, tedbirin zamanı kazadan öncedir.

Çeşme'nin vitrini de Çeşmeliler de bunu hak ediyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.