"CHP, Öncü Parti Olmadan Yeni Bir Parti  “İYİ” Olamaz!"

"CHP, Öncü Parti Olmadan Yeni Bir Parti “İYİ” Olamaz!"

Sosyalist Enternasyonal Başkan Yardımcısı, CHP’li Umut Oran, İYİ Partinin kurulmasıyla birlikte oluşan siyasi ortamı değerlendirdi.

Sosyalist Enternasyonal Başkan Yardımcısı, CHP’li Umut Oran, Türkiye’nin 15 yıldır karşı karşıya kaldığı çözülme sürecinden memnun olmayan grupların çıkış yolları araması ya da ittifak söylemlerini yükseltmelerinin doğal olduğunu belirtti. 
 

Ancak mevcut iktidar bloğunda kopmalara sebep olmayacak, ama muhalefet bloğunun kendi içindeki oy dağılımını etkileyecek olan hamlelerin ve hareketlerin “kurtuluş” olarak görülme tehlikesi bulunduğuna işaret eden Umut Oran, “Bu noktada temel problem ‘arayış’ içinde olmak değildir; temel sorun çözümü yanlış yerde aramaktır! Hem muhalefet unsurlarını toparlayacak hem de iktidar bloğunda kopmalara sebep olacak kadar iktidar vaat edecek bir partinin var olması gerekir!

 

Anılan iki sonucu aynı anda hayata geçirebilecek olan şey, muhalefet bloğunun öncü partisinin tek başına en az %35 oy alması ve kitlelerde iktidarın değişebileceğine dair umudu yeşertmesidir. CHP’nin sürekli ertelediği değişim ve kurumsal dönüşüm gerçekleştirilmezse mevcut siyasi kompozisyonun değişmesini beklemek de anlamsızlaşacaktır. Hangi partiden olursa olsun Atatürk Cumhuriyetinden yana tavır alanların CHP’nin ‘öncü parti’ rolüne kararlı bir şekilde soyunması, gerekli kurumsal dönüşümü sağlaması ve mükemmel yönetişim sistemini inşa etmesi için omuz vermesi en doğru yoldur” dedi.
 
Konuyla ilgili yazılı açıklama yapan Umut Oran, şunları kaydetti:
 
Türkiye’nin 15 yıldır karşı karşıya kaldığı çözülme sürecinden memnun olmayan grupların çıkış yolları araması ya da ittifak söylemlerini yükseltmeleri doğaldır.
 
Ancak böylesi sorgulamaların siyasetin ve hayatın temel gerçeklerinden uzaklaşılarak yapılması ve duyguların esiri olunarak romantik çözümler peşinde koşulması da bir o kadar tehlikelidir.
 
Bu tehlikelerin en büyüğü, mevcut iktidar bloğunda kopmalara sebep olmayacak ama muhalefet bloğunun kendi içindeki oy dağılımını etkileyecek olan hamlelerin ve hareketlerin “kurtuluş” olarak görülmeleridir. Oysaki geçen birkaç yıl içinde bile böylesi hamleler defalarca denenmiş ve sonuç değişmemiştir. Bu noktada temel problem “arayış” içinde olmak değildir; temel sorun çözümü yanlış yerde aramaktır!
 
O halde her bir muhalefet unsuru için ilk adım, sorunu doğru tespit etmek olmalıdır. Bugünün sorunu “Güçlü bir iktidar alternatifinin olmaması ve AKP’den kopması muhtemel yurttaşların alternatifsizlik duygusuyla, kerhen oy vermeye devam etmesidir.”
 
Muhalefet Bloğunun Öncü Partisi %35’i Geçmelidir!
 
Bu durumun çözüm yoluysa dün de bugün de aynıdır: “Hem muhalefet unsurlarını toparlayacak hem de iktidar bloğunda kopmalara sebep olacak kadar iktidar vaat edecek bir partinin var olması gerekir!” Anılan iki sonucu aynı anda hayata geçirebilecek olan şey, muhalefet bloğunun öncü partisinin tek başına en az %35 oy alması ve kitlelerde iktidarın değişebileceğine dair umudu yeşertmesidir. Zira iktidara ulaşma olasılığı olmayan hiçbir yapının “muhalefetin tüm renklerinin oyunu alacak bir cazibe merkezine dönüşmesi” mümkün değildir. Seçmenleri birbirine yaklaştıracak, teferruatların unutulmasını sağlayacak ve daha büyük hedefe ulaşmak için kısa vadeli tercihleri değiştirmeye gerekçe oluşturacak olan şey: Güçlü bir muhalefet partisinin varlığı ve iktidar olma iddiasıdır.
 
Aksi her durumda ortaya konacak her iddia ya da kurulacak her parti, sadece mevcut muhalefet unsurları arasındaki oy dağılımını etkileyecek, iktidar bloğuna kerhen oy veren seçmenler üzerindeyse yeterince etkili olamayacaktır.
 
İYİ Partinin Faydalı Olması için CHP’nin Öncü Parti Rolüne Soyunması Gerekir!
 
Öyleyse siyaset arenasına yeni giriş yapan İYİ Parti, muhalefetin öncü partisi olarak konumlanamayacaksa geriye kalan tek seçenek muhalefet bloğundan oy almaktır. Daha yalın bir ifadeyle ciddi bir iktidar alternatifi olamayan ya da değişim yönünde büyük rüzgârlar estiremeyen yeni partiler iktidar bloğunda yarılmalara sebep olamayacaksa otomatik olarak muhalefetin diğer partilerinden oy almaya başlayacaklardır. İlginç olan odur ki, Türkiye’nin özgün koşulları muhalefet partileri arasında “oy geçişlerine” çok müsait bir ortam yaratmaktadır. Daha önceki seçimlerde bu durum defalarca test edilmiş, özellikle MHP ve CHP tabanları arasında yüksek oranda “oy geçişkenliği” olduğu görülmüştür. İYİ Parti’nin “söylemsel olarak” bu iki partinin tabanlarına seslendiği düşünülürse oy alacağı partiler de aynı partiler olacaktır.
 
O halde İYİ Parti’nin Türkiye’nin aydınlık geleceğinde yapıcı bir rol oynayabilmesi yani iktidar bloğunu zorlaması çeşitli koşullara bağlıdır. Bu koşulların en büyüğü, ana muhalefet partisi olması ve her türlü olumsuzluğa rağmen yüksek oranda oy alması sebebiyle “öncü parti” şeklinde tanımlanmaya en müsait olan Cumhuriyet Halk Partisi’nin “iktidar hedefiyle hareket etmesi” ve oy oranını %35’ler seviyesine çıkarmasıdır.  Bu sağlandığı anda AKP’ye kerhen oy verenlerin oluşturduğu küme hızla CHP’ye ya da İYİ Parti’ye veya Fazilet Partisi gibi başka muhalif partilere kayabilecektir. İYİ Partiyi faydalı kılacak olan tek yol budur! Yani iktidar hedefine yürüyen ve topluma ne kadar güçlü olduğunu gösterebilen CHP’nin dolduramadığı ve yakın gelecekte de doldurmasının güç göründüğü alanları doldurmak.
 
Önemli Olan İYİ Parti’nin Oy Oranı Değil, Hangi Koşullarda Oy Aldığıdır!
 
Bir başka deyişle güçlü bir alternatifin olmadığı bir ortamda İYİ Parti’nin muhalif seçmenden %5 oy almasıyla %15 oy alması arasında çok büyük fark yoktur. Zira alınan oy, muhalefet bloğundan alınmış olacaktır. Ancak muhalefetin öncü partisinin tek başına iktidar alternatifi olabildiği koşullarda İYİ Parti’nin AKP’den alabileceği %1 bile çok ama çok değerlidir.
 
O halde İYİ Parti’ye karşı tavrımız da netleşmiş olmalıdır. Cumhuriyet sevdalıları için doğru bakış açısı İYİ Parti’nin bir “kurtuluş yolu” olduğunu düşünmek ve CHP’den bir kısım milletvekilinin ya da seçmenin oraya geçmesini seyretmek değil, İYİ Parti’nin iktidara yürüyen CHP’nin açtığı alanları dolduran bir yapıya dönüşmesine katkı sağlamaktır. Türkiye Cumhuriyeti’ne an itibariyle yapılabilecek en büyük iyilik budur.  Zira CHP öncü parti olmadan, yeni bir partinin iyi olması mümkün değildir.
 
Daha İyi Bir Türkiye için CHP, Öncü Parti Rolüne Bürünmek Zorundadır
 
Gelinen nokta, son 15 yıllık çözülme süreci değerlendirildiğinde, en küçük hataların bile ağır sonuçlar doğuracağı bir zamana işaret etmektedir. Bu anlamda Cumhuriyet Halk Partisinin sürekli ertelediği değişim ve kurumsal dönüşüm gerçekleştirilmezse mevcut siyasi kompozisyonun değişmesini beklemek de anlamsızlaşacaktır. Hangi partiden olursa olsun Atatürk Cumhuriyetinden yana tavır alanların CHP’nin “öncü parti” rolüne kararlı bir şekilde soyunması, gerekli kurumsal dönüşümü sağlaması ve mükemmel yönetişim sistemini inşa etmesi için omuz vermesi en doğru yoldur.
 
Aynı şeyleri yaparak farklı sonuç alınamayacağına göre CHP de sorunu ve çözümü doğru yerde aramalı, özeleştiri yaparak özüne, öz ideolojisine dönmeli, öz evlatlarına güvenmeli ve tek hedef olarak “iktidar olmayı” belirlemelidir. Bu hedefe ulaşmak için de “yeni bir söz söylemeli” ve “yeni bir yol bulmalıdır.”  Aksi her durumda yıkım kaçınılmaz olacaktır.
 
Türk milletinin geleceğinin söz konusu olduğu bu dönemde sorumluluk sahibi her bir yurttaşın tüm süreci yeniden düşünmesi, özeleştiri mekanizmasını işletmesi ve tüm gücüyle mücadeleye girişmesi tarihi bir zorunluluktur. Milletimizin tarih yazabileceğine olan inancım sonsuzdur.

Etiketler :
HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.