1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Daha az güneş ışığı depresyon nedeni olabilir
Daha az güneş ışığı depresyon nedeni olabilir

Daha az güneş ışığı depresyon nedeni olabilir

Mevsim geçişlerinde yaşanan depresyonun mücadele edilebilir bir durum olduğuna dikkat çeken Nörolog Dr. Mehmet Yavuz, konuyla ilgili önemli bilgiler veriyor.

A+A-

Doğanın kabuk değiştirdiği, yeni bir döngüye hazırlandığı mevsim geçişleri insan psikolojisi ve biyoritmine iyi gelmeyebilir. Özellikle de güneş ışığından yararlanma süresinin kısalması, iç mekanlarda geçen sürenin artacak olması gibi faktörler depresyonu tetikleyebilir ve daha depresif hissetmeye neden olabilir. 

Mevsimsel duygu durum bozukluğu nedir?

Mevsimsel değişiklikler sadece fizyolojik olarak değil psikolojik olarak da ciddi etkilere sahiptir. Buradaki temel sebep, güneş ışığından yararlanma süresinin azalmasıdır. Çünkü evrenin ana enerji kaynağı olan güneş, doğayı hareketlendirdiği gibi insan vücudunu da büyük oranda canlandırıyor. Psikolojimizi etkileyen hormonlar, evrenden aldığımız ışığa bağlı olarak değişiyor. Yaz aylarında daha az olumsuz psikolojik etkilerle karşılaşırken, sonbahar ve kış aylarında havanın kararması ve soğumasıyla daha fazla olumsuz psikolojik etkilerle karşılaşıyoruz. Bu durum, mevsimsel duygu durum bozukluğu olarak tanımlanıyor. Mevsim değişikliklerinin kişinin ruhsal durumunu, enerji düzeyini, uyku süresini, iştahı, yemek alışkanlıklarını ve sosyal yaşantısını etkileme derecesinin normale göre fazlalığı, mevsimsel duygu durum bozukluğu kategorisinde değerlendirilebilir.

Doğanın değişim zamanı sonbaharda artıyor

Mevsim geçişlerinde yaşadığımız depresif ruh hali ilkbaharda da görülse de çoğunlukla  doğanın kabuk değiştirdiği ve kışa hazırlandığı sonbaharda daha fazla görülüyor. Bu dönemde daha çok yemek yemeye yöneliyor, daha çok uyumak istiyoruz. Birçok kişide anksiyete belirtileri ortaya çıkabiliyor aynı zamanda kas ağrıları gözlemlenebiliyor. Sosyal hayat ve iş hayatına adaptasyonda zorlanma çok sık görülüyor. Mevsimsel depresyonun ortaya çıkmasında, gözün günlük ve mevsimsel ışık değişikliklerini, merkezi sinir sistemine iletme özelliğinin bozulması yatıyor. Güneş ışığından daha az yararlandığımız sonbahar ve kış aylarında, bu değişiklikler yeteri duyarlılıkta veya doğru olarak beyne iletilemiyor. 

Seratonin hormonu azalıyor, mutsuzluk artıyor

Mevsim geçişlerine bağlı olarak kişinin aldığı güneş ışığı miktarı ve yoğunluğu kişinin fiziksel ve ruhsal yapısı bakımından belirleyici bir rol üstlenir. Güneş ışığının, kişide oluşan halsizlik duygusu üzerinde, büyük ölçüde etkisi olduğu, yapılan araştırmalarla ortaya konmuştur. Mevsim geçişlerinin yaşandığı dönemlerde yorgunluk, halsizlik ve depresyon gibi şikayetlerin arttığı gözlemlenmiştir. Aynı zamanda güneş ışığının azalması ile mutluluk hormonu diye bilinen ve depresyonda önemli rol oynadığı düşünülen ‘serotonin’in beyindeki salgılanımının olumsuz etkilendiği görülmüştür. Diğer bir etki ise, havaların soğuması ve yağışların artmasıyla kişi, kendisinin eve kapanacağını daha az sosyalleşeceğini düşündüğünden depresyon riskinin artmasıdır.

Kadınlar mevsim geçişlerindeki depresyondan daha fazla etkileniyor

Konuyla ilgili yapılan araştırmalar gösteriyor ki, kadınlar mevsim geçişlerinden daha fazla etkileniyor. Bunun temel sebebi ise kadınların yaz aylarında kendilerini daha iyi hissetmeleri ve sosyalleşmeye daha fazla zaman ayırmalarıdır. Hormonal açıdan baktığımızda ise, dişilik hormonları olan östrojen ve progesteron dalgalanmaları, günlük biyoritmleri etkileyebilir durumdadır.

Mevsimsel depresyondan kurtulmak mümkün mü?

Belki havayı değiştiremeyiz ama doğanın ritmine ayak uydurabiliriz. Bunun için gün ışığından olabildiğince fazla faydalanmak çok önemlidir. Şöyle ki, Güneş ışınlarının dik geldiği saatlerde, özellikle sonbahar-kış aylarında dışarıda en az yarım saatlik yürüyüşler yapabilirsiniz. Eğer yürüyüş için vaktiniz yoksa ofiste veya evde olduğunuz anlarda sevdiğiniz bir içeceği alıp kapının önünde beş dakika vakit geçirebilirsiniz. Bu durum güneş ışınlarının direkt gözünüzdeki retinanın içinden girip beyindeki sistemleri harekete geçirmesi açısından çok önemlidir.

Tüm bunların yanı sıra;

  • Sağlıklı uykuya önem verin,
  • Geceleri çok yemekten kaçının özellikle karbonhidrat yönünden zengin şeylerden uzak durun,
  • Odanızın iyi havalanmış olmasına, yatağınızın ve yastığınızın uygun olmasına özen gösterin,
  • Hareketsiz kalmayın, spora vakit ayırın özellikle bir spor dalıyla ilgilenmiyorsanız bile dışarıda tempolu yürüyüş veya koşu yapın,
  • Sosyal ilişkilerinize özen gösterin, arkadaşlarınızla vakit geçirin, en azından hiç aramadığınız arkadaşlarınızı zaman zaman arayın,
  • Bu dönemlerde ortaya çıkan vücut sıvı dengesindeki değişimlere bağlı olarak sıvı tüketimine dikkat edin.
     

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.