Dorukhan Büyükışık'ın ölümüne ilişkin soruşturmada 26 sanık hakkında ek iddianame
İzmir'de 2018 yılında bir inşaat şantiyesinde ölü bulunan Dorukhan Büyükışık'ın (26) ölümüne ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında 26 sanık hakkında ek iddianame hazırlandı.
Emekli Tümgeneral Ethem Büyükışık'ın oğlu Dorukhan Büyükışık, 13 Mayıs 2018'de İzmir'de evinin yakınındaki Tanyer Yapı Anonim Şirketi'ne ait "Bulut Orman Evleri" inşaat şantiyesinde ölü bulundu. İlk aşamada kayıtlara "intihar" olarak geçen olaya ilişkin dosya, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca yeniden ele alındı.
Soruşturma kapsamında olayda görevli komiserler Atakan Kaçar (44) ve Deniz Asıcı (36), polis memurları Duygu Öztürk (35), Fikret Sarıaslan, Halil Arslandağ (55) ve Musa Erikçi (55), komiser yardımcısı Hüseyin Vurucu (49) ile dönemin Narlıdere Karakol Amiri İsmail Köksal (59) hakkında "görevi kötüye kullanma" suçundan 1 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı.
Soruşturmanın ilerleyen aşamasında şantiyede bekçilik yapan Hüseyin Kaya (69), Hulusu Aras (77) ve Tayfun Çakmakçı (41), işçi Bilal Çelik (47) ile yakın bölgedeki bekçi Ali Gülbaşı (77) hakkında ise "kasten öldürme" suçundan müebbet hapis cezası talebiyle iddianame düzenlendi.
İzmir 21. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilen iddianamenin ardından iki dosya birleştirildi ve 13 sanığın tutuksuz yargılanmasına başlandı.
SORUŞTURMA GENİŞLETİLDİ, 26 ŞÜPHELİ GÖZALTINA ALINDI
Yargılama devam ederken soruşturmanın genişletilmesi üzerine, aralarında mevcut davada yargılanan 13 sanığın da bulunduğu 26 kişi hakkında gözaltı kararı çıkarıldı.
Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından görevlendirilen İzmir İl Jandarma Komutanlığı TEM Şube Müdürlüğü ekiplerince 21 Mayıs'ta İzmir merkezli 9 ilde eş zamanlı operasyon düzenlendi.
Operasyonda inşaat firması sahipleri, polisler ve işçilerin de aralarında bulunduğu 26 şüpheli gözaltına alındı.
Jandarmadaki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüpheliler arasında mevcut davada tutuksuz yargılanan 13 sanığın yanı sıra Tanyer İnşaat Firması ortakları Mehmet Münir Tanyer ve oğlu Mehmet Taylan Tanyer, dönemin Narlıdere Emniyet Müdürü İsmail Yalçın ile Olay Yeri İnceleme Büro Amiri Atakan Kaçar da yer aldı.
Toplam 26 şüpheli tutuklandı.

"HİÇBİR OLAY ZAMANIN AKIŞINA TERK EDİLEMEZ"
Soruşturmanın ardından hazırlanan ek iddianamede, hukuk devletinde hiçbir olayın zamanın akışına terk edilemeyeceği, adalet arayışı toplum hafızasında canlı kaldığı sürece devletin gerçeği araştırma yükümlülüğünün de devam ettiği belirtildi.
Büyükışık'ın ölümünün üzerinden yıllar geçmesine rağmen kamuoyunun vicdanında yanıt aranan bir olay olmayı sürdürdüğü kaydedilen iddianamede, maddi gerçeğin hiçbir yönüyle karanlıkta kalmaması amacıyla soruşturmanın sürdürüldüğü ifade edildi.
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturmada, delil süreçlerine müdahale edilmiş olabileceği, bazı delillerin gizlendiği, değiştirildiği veya soruşturmanın sağlıklı yürütülmesini engelleyecek şekilde işleme tabi tutulduğuna ilişkin "kuvvetli suç şüphesini gösteren somut deliller" bulunduğu belirtildi.

DEMİR ÇUBUKLA DARBEDİLMİŞ OLABİLECEĞİ DEĞERLENDİRİLDİ
İddianamede, Büyükışık'ın cesedinin Tanyer Yapı Anonim Şirketine ait "Bulut Orman Evleri" isimli inşaat şantiyesindeki 7 katlı apartman bloğunun önünde bulunduğu hatırlatıldı.
Büyükışık'ın sırt bölgesine demir çubukla sert ve etkili şekilde vurularak darbedilmek suretiyle öldürülmüş olabileceği kanaatine varıldığı, bu kapsamda şüphelilere yönelik "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" suçundan işlem yapıldığı aktarıldı.
Dosyada bulunan 30 Temmuz 2018 tarihli otopsi raporunda ise ölümün, genel beden travmasına bağlı çok sayıda kaburga kırığı ve iç organ yaralanmalarının yol açtığı iç kanama sonucu meydana geldiğinin belirtildiği kaydedildi.
Raporda travmatik bulguların oluşum mekanizmasının adli tahkikatla aydınlatılmasının uygun olduğuna işaret edildiği, bu nedenle ek iddianamenin "yüksekten düşme ihtimalini bilimsel olarak dışlayan bir ön kabul" üzerine değil, ölüm mekanizmasının aydınlatılmasında önem taşıyan delillerin akıbeti üzerine kurulduğu belirtildi.

DELİLLERİN TOPLANMASI VE KORUNMASINA İLİŞKİN TESPİTLER
İddianamede, şüphelilere isnat edilen bazı davranışların maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasını engellemeye yönelik olduğu değerlendirmesine yer verildi.
Olay yerinin korunmaması, geçici izlerin kaybolması, biyolojik materyallerin bilimsel incelemeye elverişsiz hale gelmesi, şantiyedeki kamera kayıtlarının tamamının temin edilmemesi ve elde edilen sınırlı görüntülerin kaynak ve teslim zincirinin açıklanamaması gibi hususların birbirinden bağımsız değerlendirilemeyeceği ifade edildi.
Müşteki ve şüpheli ifadeleri, tanık anlatımları, olay yeri inceleme ve ölü muayene kayıtları, adli tıp raporları, kriminal incelemeler, kamera görüntüleri, HTS ve baz kayıtları, dijital materyaller ile diğer soruşturma evraklarının birlikte değerlendirildiği bildirildi.
Bu kapsamda soruşturmanın ilk aşamasında maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasına elverişli delillerin toplanması, korunması, muhafazası ve adli makamlara aktarılmasında birbirinden bağımsız görülemeyecek çok sayıda aksaklık ve müdahale bulunduğu öne sürüldü.
"DELİL MUHAFAZA ZİNCİRİ CİDDİ BİÇİMDE ZEDELENDİ"
Ek iddianamede, olay yerinin başlangıçta muhafaza edilmemesi, Büyükışık'a ait eşya ve araç üzerindeki izlerin zamanında ve eksiksiz incelenmemesi ile zamana duyarlı biyolojik örneklerin yaklaşık 13 ay sonra kriminal incelemeye gönderilmesine dikkati çekildi.
Olay yeri fotoğraf ve videolarının uzun süre soruşturma dosyasına gönderilmediği, şantiye alanındaki kamera kayıtlarının tamamının temin edilmediği, sonradan dosyaya giren görüntünün kaynak bilgilerinin silindiği ve görüntü üzerinde oynama bulunduğuna ilişkin teknik tespitlerin olduğu iddianamede yer aldı.
Büyükışık'a ait cep telefonu ve araç anahtarının konumu ile bunların üzerindeki izlere ilişkin farklılıklar da diğer bulgularla birlikte değerlendirildi.
Tüm bu hususların "delil muhafaza zincirinin ciddi biçimde zedelendiğini ve delil zincirinin birden fazla kritik noktada kesintiye uğradığını" gösterdiği değerlendirmesinde bulunuldu.
17 SANIK İÇİN 5 YILA KADAR HAPİS TALEBİ
Toplanan deliller ve alınan ifadeler doğrultusunda Mehmet Münir Tanyer, Mehmet Taylan Tanyer, Murat Köse, Cevdet Akay, İhsan Gökmen Ellez, Gökhan Aydoğmuş, İbrahim Kazmacı, Yiğit Aykurt, Hasan Ardıç, Aziz Kocataş, Onur Alp Saraç, Hüseyin Kaya, Bilal Çelik, Hulusu Aras, Ali Gülbaşı ve Tayfun Çakmakçı hakkında "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" suçundan 5'er yıla kadar hapis cezası istendi.
Veli Şenol hakkında ise "yalancı tanıklık" suçundan 5 yıla kadar hapis talebinde bulunuldu.
Polisler İsmail Yalçın, Atakan Kaçar, Deniz Asıcı, Duygu Öztürk Özkan, Fikret Sarıaslan, Halil Arslandağ, Hüseyin Vurucu, İsmail Köksal ve Musa Erikçi hakkında "kamu görevlisi tarafından suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" suçundan 7 yıl 6'şar aya kadar hapis cezası talep edildi.
Ek iddianame, İzmir 21. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilerek Büyükışık'ın ölümüne ilişkin devam eden davayla birleştirildi.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.