1. YAZARLAR

  2. Elif Akar

  3. İstanbul Sözleşmesi
Elif Akar

Elif Akar

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

İstanbul Sözleşmesi

A+A-

Bu hafta sizlere İstanbul Sözleşmesi olarak bilinen Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi’nden bahsedeceğim.

Temelde bu sözleşme kadınlara uygulanan ayrımcılığı ve şiddeti önlemeye ve kadını erkek ile eşit konuma getirmeyi amaçlar.Bizim toplumumuz ve genelde doğu toplumları ataerkil bir yapıya sahip olduğu için tarihsel süreçten bu yana kadın erkeğe göre çoğunlukla ikinci planda kalmıştır.Cumhuriyetin kuruluşundan sonra 1926 yılında kabul edilen Medeni Kanun ile kadın erkek eşitliği sağlanmış ve yine 1930’lu yıllarda kadınlara seçme ve seçilme hakkı sağlanmıştır.Ataerkil toplum yapısı Cumhuriyet’le birlikte her ne kadar geri planda kalmış olsa dahi kadın hakları halen günümüzde yeterli düzeyde gelişme göstermemektedir.

Esasında bu sözleşme kadına ayrımcılığı önleme yanında aynı zamanda kadına aile içindeki şiddeti önlemeyi de amaçlamaktadır.Türkiye’de en sık karşılaşılan ve basında da sürekli yer bulan aile içi şiddet vakaları bu sözleşme ve sözleşmenin iç hukukta yer alan düzenlemelerine rağmen önlenememekte ve her geçen gün daha da artmaktadır.

İstanbul Sözleşmesi ve bu sözleşmeye dayanak iç hukuk mekanizmaları kadına yönelik şiddeti önleme amacıyla ortaya koyduğu mekanizmalar bazen kötüye kullanılmakta ve amacından saptırılmaktadır.Örneğin bir kadın şiddet görmediği halde eşi ya da erkek arkadaşı hakkında koruma kararı aldırmakta ve bu durum kimi zaman daha büyük sorunlara yol açmaktadır.Bu noktada  toplumumuzun bu sözleşmeyle ilgili bilinçlenme düzeyinin yetersiz olduğu ortaya çıkmaktadır.

İstanbul Sözleşmesi bilindiği üzere geçtiğimiz ay Cumhurbaşkanı Kararı ile tek taraflı olarak feshedilmiştir.Sözleşmenin uluslararası andlaşma  niteliği taşıması ve iç hukuk bakımından Anayasa gereği kanunlar üstü güce sahip olması nedeniyle Cumhurbaşkanı Kararı ile feshedilip feshedilemeyeceği de ayrı bir hukuki sorun olarak gözükmektedir.

Temelde toplumumuzun asıl sorununun bilinçlenme düzeyinin yetersiz olması ve hukuka saygı noktasında olduğunu düşünmekteyim.Bu nedenle gerek kadına karşı şiddetin azalması gerekse kadının toplum nezdindeki konumunun erkekle eşit hale gelmesi bilinçlenme düzeyinin artırılması ve hukuka,kurallara uymakla gerçekleşeceği kanısındayım.
 

Önceki ve Sonraki Yazılar