İZALE-İ ŞUYU (ORTAKLIĞIN GİDERİLMESİ) DAVASI

İZALE-İ ŞUYU (ORTAKLIĞIN GİDERİLMESİ) DAVASI

Elif Akar yazdı

İzale-i şuyu davası, bir menkul veya gayrimenkul üzerinde mevcut olan paylı mülkiyeti veya elbirliği mülkiyetini ortadan kaldırmak için açılabilen bir dava türüdür. 

Paylı mülkiyet, maddi olarak bölünmüş olmayan bir eşyaya birden çok kişinin belirli paylarla malik olmasıdır; elbirliği mülkiyeti ise, kanun veya kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan bir topluluğun, ortaklığa giren malların tamamına belirli paylara sahip olmaksızın malik olmasıdır.

Çeşitli nedenlerle kişiler, paylı mülkiyeti veya elbirliği mülkiyetini sona erdirerek ferdi mülkiyete geçmek isteyebilir. Ortaklığın giderilebilmesinin ilk yöntemi, tarafların aralarında yapacakları bir sözleşme ile ortaklığın sona ermesi üzerinde anlaşmasıdır. Fakat uygulamada çoğu zaman taraflar, malları ne şekilde paylaşacakları noktasında uzlaşamamaktadır. Bu durumda başvurulabilecek yol, izale-i şuyu davasıdır.

İzale-i şuyu davası, Türk Medeni Kanunu’nun 698/1. Maddesinde düzenlenmiştir. Bu hükme göre, ‘’Hukukî bir işlem gereğince veya paylı malın sürekli bir amaca özgülenmiş olması sebebiyle paylı mülkiyeti devam ettirme yükümlülüğü bulunmadıkça, paydaşlardan her biri malın paylaşılmasını isteyebilir.’’; TMK m. 701 uyarınca elbirliği mülkiyetinde de paylaşma, paylı mülkiyet hükümlerine göre yapılır. Dolayısıyla paylı mülkiyet ve elbirliği mülkiyetinde paylaştırmanın talep edilmesinde aynı usul uygulanacaktır.

izale_i_suyu_davasi_ve_mulkiyet_cesitleri_ortakligin_giderilmesi_h436733_6b6ad.jpg

İzale-i şuyu davasının ilk koşulu, tarafların paylı mülkiyete devam etme yükümlülüğünün bulunmamasıdır. Bir hukuki işlem nedeniyle veya payın sürekli bir amaca özgülenmiş olması sebebiyle maliklerin paylı mülkiyete devam etme yükümlülüğü bulunuyorsa mahkemeden paylaşma talep edilemez. Yine paylı mülkiyetin sona ermesi için uygun olmayan bir zamanda da paylaşma istenemez. Uygun olmayan zamanda paylaşma istenememesinden kasıt, paylı mülkiyete devam edilmesinde önemli faydaların olması ya da paylı mülkiyetin sona ermesinin önemli zarar veya mağduriyetlere yol açması ihtimalinin olduğu durumlarda paylaşma için uygun bir zamanın beklenmesi gerekliliğidir. Uygun olmayan zaman, dürüstlük kuralına göre belirlenir ve her paydaşın durumu ayrı ayrı göz önünde bulundurularak paylaşma için uygun zaman olup olmadığına karar verilir. 

İzale-i şuyu davasını, paydaşlardan biri diğer tüm paydaşları davalı göstererek açabilir. Tüm paydaşların bu davaya dâhil edilmesi, davanın şartıdır. Taraf teşkili sağlanmadığı takdirde, yani tüm paydaşların davaya dâhil edilmemesi halinde hâkim davayı dava şartı yokluğundan reddeder. 

HMK m. 4/b uyarınca; taşınır ve taşınmaz mal veya hakkın paylaştırılmasına ve ortaklığın giderilmesine ilişkin davalar, sulh hukuk mahkemelerinin görev alanına girer. Yetkili mahkeme; dava konusu taşınmazsa HMK m. 12 gereği, taşınmazın bulunduğu yer sulh hukuk mahkemesidir. Eğer dava konusu taşınır bir mal ise; genel yetkili mahkeme olan davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri sulh hukuk mahkemesidir. 

İzale-i şuyu davasında hâkim; malın aynen bölünerek paylaştırılmasına, bölünen parçaların değerlerinin birbirine denk düşmemesi hâlinde eksik değerdeki parçaya para eklenerek denkleştirme sağlanmasına karar verir. Fakat bölme durum ve koşullara uygun değilse ve özellikle malın bölünmesi değerini önemli ölçüde düşürecekse hâkim bu halde malın açık artırma yoluyla satılmasına karar verir. Taraflar, aralarında anlaşır ve oybirliği ile kabul ederse açık artırma, yalnızca paydaşlar arasında yapılır. Satış, İcra İflas Kanunu’nunda düzenlenen açık artırma usulüne göre yapılır. Satış sonucunda elde edilen satış bedeli, taraflar arasında payları oranınca paylaştırılarak paylı mülkiyete son verilmiş olur. 

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.