İzmir siyasetinin parlayan 3 yıldızı

İzmir siyasetinin parlayan 3 yıldızı

Önder Şengüler yazdı; İzmir siyasetinin parlayan 3 yıldızı

Siyasette yıldız olmak kolay değildir. Hele ki İzmir gibi hafızası güçlü, beklentisi yüksek, eleştirisi sert bir şehirde…

Bu şehir, lafı değil emeği; vitrini değil sürekliliği; günü değil istikameti sever. İşte tam da bu nedenle, son yıllarda İzmir siyasetinde adı öne çıkan üç isim, yalnızca bulundukları görevlerle değil, ortaya koydukları siyasal çizgiyle de dikkat çekiyor. AK Parti İzmir milletvekilleri; Eyyüp Kadir İnan, Mahmut Atilla Kaya ve Şebnem Bursalı.

Bu üç isim, farklı alanlarda ama ortak bir paydada buluşuyor: İzmir’i Ankara’da güçlü, görünür ve etkin biçimde temsil etmek.

Milletvekili ve aynı zamanda AK Parti Genel Başkan Yardımcısı olan Eyyüp Kadir İnan, siyasetin enerjik yüzünü temsil eden isimlerden biri. Genç yaşına rağmen teşkilat kültürünü iyi bilen, siyasal iletişimi güçlü ve özellikle gençlerle kurduğu temasla öne çıkan bir profil çiziyor. Siyaseti yalnızca kürsüden değil, sahadan okuyan bir yaklaşımı var. İzmir’in dinamizmini Ankara’ya taşıyan bu üslup, onu klasik siyaset kalıplarının dışına çıkarıyor. İnan, yeni kuşak siyaset anlayışının İzmir’deki en görünür temsilcilerinden biri olarak dikkat çekiyor. İletişime çok açık bir yapısı ve aynı zamanda güler yüzlü, samimi duruşu İzmirlinin kalbinde yer edinmiş durumda…

Eyyüp Kadir İnan, siyasetin temposunu yükselten, sahayı diri tutan bir enerji kaynağı. Teşkilatla kurduğu güçlü bağ, gençlerle olan doğal iletişimi ve sürekli sahada olma refleksi, onu İzmir’de AK Parti’nin en görünür yüzlerinden biri hâline getiriyor. İnan, siyaseti masa başında değil; sokakta, esnafta, üniversite kampüslerinde okuyan bir anlayışı temsil ediyor. Bu da onu, İzmir gibi dinamizmi yüksek bir şehirde ayrı bir yere koyuyor.

whatsapp-image-2026-01-06-at-10-23-57.jpeg

Milletvekili Şebnem Bursalı, siyasette temsil gücünün ne demek olduğunu hatırlatan bir profil. Söyleminde denge, yaklaşımında kapsayıcılık var. Sosyal politikalar, aile yapısı, kadınların toplumsal hayattaki yeri ve sivil toplumla kurulan ilişkiler konusunda ortaya koyduğu hassasiyet, siyaseti sertlikten değil, iknadan ve güven inşasından besleyen bir çizgi sunuyor. İzmir’de siyasetin yalnızca rakamlar üzerinden değil, değerler üzerinden de yapılabileceğini gösteren bir duruş bu. Bursalı’nın dili kapsayıcı, yaklaşımı ise bütünleştirici.

image-870x-684bc74f823eb.webp

Milletvekili Mahmut Atilla Kaya, siyasette “yüksek ses” yerine “yüksek etki” üreten bir anlayışın temsilcisi. Onu farklı kılan en önemli özellik, İzmir’in meselelerine yüzeysel değil, yapısal bakabilmesi. Şehrin kronikleşmiş sorunlarını bilen, bu sorunları ısrarla takip eden ve çözüm yollarını Ankara’da sıkı takip eden bir siyasetçi profili çiziyor. Ulaştırmadan şehircilik başlıklarına, yatırımlardan kamu projelerine kadar geniş bir yelpazede İzmir’in taleplerini gündemde tutan bir istikrar var bu çizgide.

Mahmut Atilla Kaya’nın siyaseti vitrinlik değil, sonuç odaklı. Popüler başlıkların peşinden koşmak yerine, sessiz ama etkili temaslarla İzmir’e değer katacak adımların takipçisi oluyor. Bürokrasiye hâkimiyeti, devlet aklını bilen yaklaşımı ve süreci sabırla yönetme becerisi, onu İzmir-Ankara hattında güçlü bir aktör hâline getiriyor.

whatsapp-image-2026-01-06-at-10-23-58.jpeg

İşte bu üçlü yapı;

Enerjisiyle sahayı diri tutan Eyyüp Kadir İnan…

Derinliğiyle süreci yöneten Mahmut Atilla Kaya…

Kapsayıcı diliyle toplumsal karşılığı büyüten Şebnem Bursalı…

İzmir’de yıllardır süregelen siyasi dengeyi sorgulatıyor. CHP’nin “garanti” gördüğü alanlarda artık daha yüksek sesle şu soru soruluyor: Gerçekten değişmez mi?

İşte tam da bu nedenle, İzmir’de artık siyaset “alışkanlıklar” üzerinden değil, performans üzerinden okunmaya başlandı. Seçmen, kimin kaç yıldır orada olduğuna değil, kimin gerçekten çalıştığına bakıyor. Kimin kürsüden konuştuğuna değil, kimin sahada iz bıraktığına bakıp buna göre karar veriyor.

Bugün Eyyüp Kadir İnan, Mahmut Atilla Kaya ve Şebnem Bursalı’nın ortaya koyduğu tablo, İzmir’de CHP’nin yıllardır yaslandığı “nasıl olsa kazanırız” rahatlığını ciddi biçimde sarsıyor. Çünkü bu kez karşılarında slogan değil, emek var. Vaat değil, takip var. Görüntü değil, sonuç var.

Siyaset, konfor alanlarını sevmez. Hele ki İzmir gibi sorgulayan bir şehirde… Bugün sahada kurulan temas, Ankara’da sürdürülen çalışmalar ve şehirle kurulan gerçek bağ, yarın sandıkta karşılığını bulabilecek güçlü bir dalgaya dönüşüyor. Bu dalga, yalnızca bir seçim sonucu değil, İzmir siyasetinde yeni bir denklemin habercisi.

Artık soru şu değil:

“İzmir değişir mi?”

Asıl soru şu:

Bu performansın karşısında, eski ezberler ne kadar daha dayanabilir?

Kalın sağlıcakla…

Etiketler :
HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.