1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Karşıyaka'da kültürel etkinlikler devam ediyor
Karşıyaka'da kültürel etkinlikler devam ediyor

Karşıyaka'da kültürel etkinlikler devam ediyor

Karşıyaka'da “Türk Milli Kültüründe Alevilik ve Hacı Bektaşı Veli’yi Anlamak” Konferansı yapıldı.

A+A-

MHP Karşıyaka İlçe Teşkilatı, Türk kültürünü yeni kuşaklara tanıtmak için başlattığı kültürel etkinlikleri yapıyor.  Karşıyaka’nın sorunlarına gösterdiği hassasiyetle dikkat çeken Akif Yılmaz Başkanlığındaki ilçe teşkilatı Karşıyaka Ziya Gökalp Kültür Merkezi’nde düzenlediği “Türk Milli Kültüründe Alevilik ve Hacı Bektaşı Veli’yi Anlamak” adlı konferansla kültürel çalışmalarına bir halka daha ekledi. MHP İzmir İl Başkan Yardımcısı Veysel Şahin, İl Sekreteri Ali Peynirci, Çiğli Hacı Bektaş-ı Veli Vakfı Başkanı Kenan Karaçar, Makedonya Göçmenleri Federasyonu Genel Başkanı Ali Yıldız, 1881 Derneği Başkanı Borga Sezer, MHP İl ve İlçe yöneticileri, partililer ve Karşıyakalıların katıldığı konferans saygı duruşu ve konferansa katılanların birlikte söylediği İstiklal Marşı ile başladı.

 

Daha sonra sahneye gelen TRT İzmir Radyosu Sanatçısı Aslan Kaya, saz eşliğinde Anadolu Alevi Türk kültüründen ezgiler seslendirdi. Daha sonra sahne alan TRT İzmir Radyosu Sanatçısı ve Halk Ozanı Cem Cansız, Pir Sultan’ın Dostum, Aşık Mahzunu Şerif’in Mevlam Gör Diyerek İki Göz Vermiş ve Aşık Veysel’in Beni Hor Görme Gardaşım türkülerini saz eşliğinde söyledi. Yoğun katılımın olduğu konferansta, konukları sanatçıların ezgilerine katılması da ayrı bir coşku yarattı. 

Kültürel Etkinliklerimiz Sürecek

MHP Karşıyaka İlçe Başkanı Akif Yılmaz, yaptığı açılış konuşmasında; konferansa katılanlara teşekkür etti. Aleviliğin ve Hacı Bektaşı Veli’nin Türk milli kültüründe önemli bir yeri olduğuna dikkat çeken Başkan Yılmaz,  Bu çerçevede Anadolu'nun Türkleşmesi ve İslamlaşması yolunda büyük emekleri bulunan Hoca Ahmet Yesevi'yi anmak ve genç nesillere tanıtmak için Temmuz ayında bir konferans düzenledik. Bugün de Ahmet Yesevi'nin yolundaki alperenlerimizden Hacı Bektaş-ı Veli'yi ve Türk Milli Kültürü içerisinde Aleviliği anlatması için Değerli Hocamız Prof. Dr. Özkul Çobanoğlu’nu davet ettik. Sağolsunlar, değerli hocamız da bizi kırmayıp, bu güzel konuyu anlatmak için geldi. Kendilerine ve programımızı onurlandıran siz değerli konuklarımıza yürekten teşekkür ediyorum. Bu tarzda kültürel etkinliklerimiz önümüzdeki aylarda da devam edecek" diye konuştu.

Bektaşilik, Türk Geleneğini Yaşatma Felsefesidir

MHP Karşıyaka İlçe Başkan Yardımcısı İbrahim Teker’de yaptığı konuşmada, Hacı Bektaş-ı Veli’nin yüzlerce yılda dahi unutulmayan bir büyük bir Türk düşünürü olduğu belirterek, Alevi-Bektaşi kültürü ile ilgili geniş bir bilgi verdi. Başkan Yardımcısı İbrahim Teker,  şunları söyledi: “Hacı Bektaş-ı Veli bir Türk düşünürüdür. Horasan’dan gelerek Anadolu’nun Türkleşmesinde büyük bir çaba sarf etmiştir.

 

Osmanlı Devleti’nin kurucusu Osman Bey’in Hocası Şeyh Edebali de iyi bir Bektaşi düşünürüdür. Bektaşilik, temelde İslam’a uygun olarak Türk geleneğini yaşatma felsefesidir. Zamanla bu anlayış yerini, Türk geleneklerinin ağır bastığı bir yapıya bırakmıştır. Bektaşilik Tarikatlar içerisinde Türk renginin en belirgin olduğu tarikattır. Osmanlı’nın; İran ve Arap tesirinde olduğu dönemde dahi Bektaşiler edebiyatlarında ısrarla Türkçe’yi kullanmışlardır. Türkçe’nin resmi dil olması konusunda Karamanoğlu Mehmet Beyi ikna edenlerden birinin de Hacı Bektaş-ı Veli olduğu unutulmamalıdır.” 


Türk, “Devlet’in Bekası”nı Düşünür

Ozanlardan sonra sahneye çıkmanın zorluğunu esprili bir şekilde anlatan Prof. Dr. Özkul Çobanoğlu, “Bizim saatlerce konferans vererek anlatacaklarımızı, bizim ozanlarımız bir cümle ile anlatırlar.” diyerek şöyle devam etti: “Alevilik, kendi ordusundan çok daha büyük olan Çin ordusu karşısında asla çekilmeyeceğim diyen Türk Hakanı Cuci Yabgu’nun adıdır. Türk Milleti, bilge ve büyük devlet adamları yetiştirmiştir. Türk Devleti’nin yetiştirdiği büyük Devlet adamlarından Bilge Tonyukuk ve Hünkar Hacı Bektaş-ı Veli’nin ve diğerlerinin tek düşüncesi ‘Devlet’in bekası’dır. Bilge Tonyukuk, sefer zorlukları içerisinde dahi hem tahammül, ham de dayanma göstermiştir.

 

Doğru bildiğini her yerde söyleyen bilge bir devlet adamıdır. Bir şehre yerleşirsek, bir savaşı kaybedersek, her şeyimizi kaybederiz demiştir. Tarih, asırlar sonra dahi Bilge Tonyukuk’u haklı çıkarmıştır.  Milletler, büyük bilgeleri, büyük evlatları ile yaşar. Biz Türk Milleti olarak göçeriz, ama asla göçebe değiliz. Bizim yerimiz, yazlığımız, kışlığımız bellidir. Bizim göçebe olduğumuzu düşünenler; Semerkant’ı, Buhara’yı, Türkistan’ı görün. Biz Anadolu’ya medeniyetimizle geldik. Türklerin, sadece at ve çadırla yaşadığını düşünenler, Ahlat Mezarlığını, Orhun Kitabelerini görsünler. Taş işçiliğindeki ustalığımızı görsünler. Biz, büyük bir medeniyetin çocuklarıyız. Bunları Türk milliyetçileri bilmeyecek, Türk milliyetçileri anlatmayacak da kim anlatacak.” 

Türk Milleti Tarih’te “Akıl ve Bilim”e Önem Vermiştir

Türk Milleti’nin akla ve bilime verdiği önemi örneklerle anlatan Prof. Dr Çobanoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Türk Milleti, tarihte akıl ve bilime büyük önem vermiştir. Aklı ve bilimi kullanarak insanlığa büyük eserler bırakmıştır. Maturidi, Biruni, Nesevi, Farabi, Yesevi, Farabi, hatta Hanefi gibi akıl ve bilim insanlarımız bunlardan bir kaçıdır ve biz yeni kuşaklar olarak bu düşünce ve bilim insanlarımızı tanımıyoruz. Genç kuşaklarımıza ortaya koyduklarını anlatamıyoruz. Bunları müfredatımıza aktaramıyoruz.

 

Bunları, biz Türk Milliyetçileri anlatmayacaksa, anlatamayacaksa kim anlatacak. Alkışlar, bizim bildiğimiz anlamdaki alkışlar değil. Alkışlar, koşmaların eski şeklidir. Hoca Ahmet Yesevi, Hikmet olarak adlandıran şiir şeklini ortaya koymuştur. Hacı Bektaş-ı Veli, Türk’ün ahlakını Anadolu’ya, Balkanlara, yani bu coğrafyaya taşımıştır. Hacı Bektaş-ı Veli, büyük bir ahlak filozofu ve düşünürüdür. Tıpkı Maturidi ve diğerleri gibi… Biz Türkler de akıl, bilgi ve bilim çok önde ve önemlidir. Şimdi istemek, dilencilik kültürü gelişmiş. Türk erenleri, Hacı Bektaş-ı Veli, Hacı Bayram-ı Veli ekmeğini alnının teri ile kazanıyordu.  Selçuklu ile Konya’da Türklüğümüzden uzaklaştık.

 

Fars ve Arap kültürünün çemberi içerisine girdik. Selçuklularda Türk’ün DNA’larına sahip çıkanlar Hacı Bektaş-ı Veli,  şık Paşa gibi Türk Velileridir. Bu değerlerimizi genç kuşaklarımız bilmiyor. Biz, Garipnameyi dahi 3–4 yıl önce bugünkü Türkçeye çevirdik. Yine kendimizi kaybetmeye başladık. İnşallah biri bizi kendimize getirir. Yahya Kemal diyor ki, insanlar deniz gibidir. Medleri ve cezirleri vardır. Bizim artık medlere tahammülümüz yoktur.  Biz Türk Milleti olarak bir, iri ve diri olmak durumundayız. Türk Devletleri ile bir birlik meydana getirmeliyiz. Bu yolda gayret, şerefli bir mücadeledir. Savaşların sonunda oluşan sınırlar mutlak sınırlar değildir. Burada, Hacı Bektaş-ı Veli döneminde gelen Sarı Saltuk’un Balkanları Türkleştirmesini anlamak zorundayız. 

İstesek de İstemesek de Türk Birliği Gerçekleşecek 

Tarihte algı yönetiminin milletlerin oluşmasında, yurt tutmasındaki önemini de dile getiren Prof. Dr. Özkul Çobanoğlu şöyle devam etti: "Zamanımızın en önemli silahı algı yönetimidir. Bugün büyük devletlerin istihbaratları bunu iyi bir şekilde kullanıyor. Bizim Atalarımız da yüz yıllar önce bunun en iyisini yaptı. Menkıbeler, destanlar, efsaneler bunun en önemli örnekleridir. Bu menkıbeler uzun zaman dilimleri içerisinde o toprakları bize sahiplendirir. Bütün bunlar bizim kültürümüz içerisinde vardır. Bizim kültürümüzün bir parçasıdır. Dünya mitleri, mitolojileri üreterek kültürel yapısına katmaktadır. Biz de atalarımız gibi son teknoloji ile bu tür araçları üreterek bunlardan istifade etmeliyiz. Hacı Bektaş-ı Veli’nin yolu sevgi ve aşktır. Biz Türkler, Allah’tan korkmak yerine, Allah’ı seven bir milletiz. Bunu da bize anlatan Hacı Bektaş-ı Veli ve erenlerimizdir. İslamiyet’in Türk dünyasında yayılmasında erenlerin menkıbelerinin, efsanelerin büyük payı vardır.

 

Sovyetlerin ağır baskısı bile Türk Dünyası’nda bunu ortadan kaldıramamıştır. Türk Milleti kendi üniversitelerini kurmadıkça Türk kültürünü istediği gibi araştıramaz, anlatamaz. Biz Tanrı’nın sevdiği bir milletiz. Bilge Tonyukuk, Mete Han, Fatih, Kanuni, Mustafa Kemal Atatürk gibi devlet adamları yetiştirmişiz. Barbaros kardeşler gibi evlatlar yetiştirmişiz. Akdeniz’de bütün adaları ve Akdeniz’i ele geçiren Barbaros kardeşler, kral olabilecekken, Akdeniz’i, bütün adaları Kanuni Sultan Süleyman’a vermiş ve kendisi memur, yani Kaptan-ı derya olmuştur. Bundan da büyük mutluluk duymuştur. İşte Türk evladı budur. Türklük ve Türkçülük Barbaros Hayrettin Paşa da yaşam bulmuştur. Biz istesek de istemesek de Turan gerçekleşiyor. Türk gençleri, internette birbiri ile haberleşiyor, yazışıyor. Türk insanları arasında iletişim büyük bir hızla yaygınlaşıyor. Biz istesek de istemesek de, çalışsak da çalışmasak da bu gerçekleşecek.”

Konferansın ardından MHP Karşıyaka İlçe Başkanı Akif Yılmaz tarafından Prof. Dr. Özkul Çobanoğlu’na plaket verildi. Program, milli kıyafetler içerisindeki gençlerin Semah gösterisi ile sona erdi.

Prof. Dr. Özkul Çobanoğlu Kimdir

1961 yılında Balıkesir’in Ayvalık İlçesi’nde doğdu. İlk ve Orta öğrenimini Ayvalık’ta tamamladı. 1986 yılında Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden mezun oldu. 1997–1998 öğretim yılında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Doğu Akdeniz Üniversitesi’nde misafir öğretim üyesi olarak çalıştı. Bu süre içerisinde Kıbrıs türk Halk Kültürünü Araştırma Kurumu ve bu kurum bünyesinde Kıbrıs Türk Halk Kültürü Arşivi’ni kurdu. 1998 yılında “Türk Halk Kültüründe Memorat Türü Üzerine Bir Tahlil Denemesi” adlı Doçentlik tezinin hazırlayarak Doçent oldu. Aynı yıl Hacettepe Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Türk Halk Bilimi Ana Bilim Dalında Doçentlik kadrosuna atandı. Aynı zamanda ana bilim dalı başkanlığını da 2000 yılına kadar üstlendi.
Güz 2000 sömestrinde 01 Aralık–12 Aralık tarihleri arasında, ABD Indiana Üniversitesi'nin davetlisi olarak gittiği Amerika’da Türk Halk kültürü ile ilgili konferanslar verdi.


Prof. Dr. Özkul Çolanoğlu’nun: Halkbilimi Kuramları ve Araştırma Yöntemleri Tarihine Giriş (1999); Aşık Tarzı Kültür Geleneği ve Destan Türü (2000) ile basım aşamasında olan Türk Halk Kültüründe Memoratlar (2001), Türk Dünyası Kültür Ekolojisi ve Atasözleri (2001) ve Türk Epik Destan Geleneği Araştırmalarına Giriş. (2001) adlı kitapları ulusal ve uluslararası bilimsel toplantılarda sunulmuş çok sayıda bildirisi, ansiklopedi maddeleri ve hakemli dergilerde yayınlanmış bilimsel makaleleri vardır.


Halen, Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Türk Halkbilimi Anabilim Dalı'nda ve Özbekistan Taşkent Üniversitesi Şarkşinaslık Fakültesi Türkoloji Bölümü’nde öğretim üyesi olarak görev yapmaktadır.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.