Kolon kanserini önlemek için bunları yapın

Kolon kanserini önlemek için bunları yapın

Bayındır İçerenköy Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Kemal Gürbüz, Kolon kanseri hakkında bilgi verdi.

Prof. Dr. Ahmet Kemal Gürbüz, “Kolon poliplerinin büyüklüklerinin iki katına çıkma süresi birkaç yıl ile ifade edilen bir süredir. Dolayısı ile belirli aralıklarla yapılacak olan takip amaçlı kolonoskopi uygulamaları kolona ait poliplerin mevcut olup olmadığını ortaya koyarak, bu poliplerin yüksek kanser riski taşıyıp taşımadıklarının tespit edilebilmesine imkân sağlar. Böylece riskli kolon polipleri daha büyük boyutlara varmadan teşhis edilmiş olur ve kolonoskopik yöntemle (polipektomi işlemi) çıkartılabilirler. Böylece olay kolon kanseri evresine varmadan durdurulmuş olur” açıklamasında bulundu.

“Hastalık, çoğu zaman sinsi bir klinik tablo ile seyrediyor”

Belirtiler arasında demir eksikliğine bağlı kan seviyesi düşüklüğü, bağırsak düzeninin hastanın eski yaşantısına göre farklılık göstermesi, makattan taze kan gelmesi ya da gizli kan testinin pozitif çıkması ve karın ağrısı olduğunu belirten Prof. Dr. Ahmet Kemal Gürbüz açıklamalarına şu şekilde devam etti: “Bazen bütün bunlar olmayıp, ciddi kilo kaybı, iştahsızlık, takatsizlik gibi şikayetler de kolon kanserinin belirtisi olabiliyor. Kolon kanseri toplumda daha ziyade 50’li yaşlar ve ilerisinde görülüyor. Hastalık çoğu zaman sinsi bir klinik tablo ile seyrediyor.

prof-dr-ahmet-kemal-gurbuz.jpg

Hasta ancak şikayetler nedeni ile hastaneye gittiğinde kolonoskopi ile hastalığı tespit edilebiliyor. Ancak bu şikayetlerin ortaya çıkmış olduğu dönemde hastaların yarısında başta karaciğer olmak üzere vücudun bazı bölgelerinde metastazlar gelişmiş oluyor. Batılı toplumlarda 50 yaşın üstünde olan gruplarda, beş yılda bir yapılan kolonoskopik takip programlarına alınmış vakalarda kolon kanserinden ölüm oranının %85 düzeyinde azaldığının defalarca kez saptandığını vurgulayan Prof. Dr. Ahmet Kemal Gürbüz, “Kolonoskopi sırasında bulunan polipler alınmakta, böylece takip edecek beş yıl içinde kansere dönüşebilecek öncü lezyonlardan hasta kurtulmaktadır. Bu takip programlarına girmemiş ve kolon kanseri saptanan vakalarda ise metastazlar ile karşılaşılmakta, dolayısı ile sadece ameliyat yeterli olmayıp, radyoterapi, kemoterapi gibi uzun sürecek tedavilere ihtiyaç duyulmaktadır.

Hastalık ne yazık ki bu grup hastaların çoğunda yaşam kaybı ile sonlanmaktadır. Günümüz tıp anlayışında saptanan hastalığı tedavi etmekten ziyade, önceden alınabilecek tedbirlerle hastalığın hiç oluşmamasını sağlamak önem taşır.” ifadelerini kullandı.

Tereyağı ve margarin tüketimi kolon kanseri riskini artırıyor

Kolon kanserine neden olan faktörlerin değiştirilebilen ve değiştirilemeyen olarak ikiye ayrıldığını söyleyen Prof. Dr. Ahmet Kemal Gürbüz risk faktörleri hakkında önemli bilgiler aktardı:

Değiştirilemeyen faktörler

"Temel faktör genetik kanser yatkınlığıdır. Bazen ailesinde hiçbir kolon kanseri vakası olmamasına rağmen genetik faktör, ilk olarak indeks (o an karşılaşılmış olan) vakada başlamış olabilir. Dolayısı ile bu vakanın çocukları ve torunlarında da bu genetik yatkınlık süregelecektir. İndeks vakanın üstündeki ve altındaki jenerasyonlarda da kolon kanseri yahut polipleri ortaya çıkabilir. Kalın bağırsak kanserinin yüzde 95 oranında kolin poliplerinden geliştiği bilindiği için, ailesel kolon poliplerine yatkınlık da diğer önemli bir husustur. Tek ferdinde polip ya da kolon kanseri olan ailelerin, birinci derece kan bağı olan yakınlarının belli aralıklarla polip ve kanser açısından kontrol kolonoskopileri yaptırmaları gerekir. Zira bu gruptaki bireylerde kolon polibi ya da kanseri normal toplumdaki sıklığına göre artış göstermektedir."

Değiştirilebilen faktörler

"Beslenme ve yaşam tarzı önemli yer tutar. Kırmızı etin fazla yenmesi ve mangalda pişirilme yönteminin rutine sokulması kolon kanseri artışını ortaya çıkarır. Tereyağı ve margarin kullanımının fazlalığı, kolon kanserini uyarır. C vitamini ve kalsiyumdan düşük beslenenlerde de kolon kanseri daha sık ortaya çıkar. Doğal yaşam ve işlenmemiş besinlerden oluşan doğal gıdalarla beslenme tarzı kolon kanserinin daha seyrek görülmesine katkıda bulunur. Sigara, alkol kullanımı, sedanter yaşam, kilo fazlalığı ve diyabet hastalığının varlığı da kolon kanseri riskini artırır."

Etiketler :
HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.