OTURDUĞUMUZ EVLER MEZARIMIZ DEĞİL SICAK YUVAMIZ OLMALI

OTURDUĞUMUZ EVLER MEZARIMIZ DEĞİL SICAK YUVAMIZ OLMALI

Eylül Ayça Karakuş yazdı...

Ne çok yoruldu insanoğlu...

Ne çok bezginlik yaşadı ruhlarımız...

Ve nasıl da darmadağın oldu sayısız insanların yaşamları, evleri, hikayeleri...

İzmir depreminin olduğu günden beri yaşama hevesim kalmadı desem abartmamış olmam. Televizyon ekranlarında gördüğüm  çaresiz karelerin maalesef unutulması imkansız. Zaten unutulmasını istemiyorum. Unutulmamalı ki orada molozların arasında sıkışıp can veren, ölümle burun buruna kalan insanlara ihanet etmeyelim. Unutulmamalı ki bu çaresizlik sanki ilk kez yaşanılıyormuş gibi ekranların karşısında donup kalmayalım. 

Her an deprem olacakmış hissiyle gözlerini kırpmayan insanlarımız var. Boynuna düdük takan yaşlı tezlerimiz var, ola ki bir deprem daha yaşarsak çocuklarımızı nasıl sağ sağlim çıkarabiliriz o enkazın altından diye plan proje yapan anne babalar var. Hem de kendi canlarını hiçe sayarak...

Öncelik çocuklarımız, onların canı yanmasın diyen  ailelerin feryadı bunlar. Soğuk kış günlerinde çadırlarda yaşamını sürdürmek zorunda kalan ailelere mı üzülelim, yoksa bir dakika içinde yerle bir olan evlerin yıkılışlarına mı üzülelim ? Kaybettiğimiz canları, yitirdiğimiz hayatları kaleme almak öylesine zor geliyor ki bana... Mekanları cennet olsun, ruhları şad olsun, yattıkları yer ışıklarla aydınlansın demek benim içimi ferahlatmıyor.  Kim bilir ne hayalleri, ne hedefleri vardı?  Günün en zor dakikalarını yaşarken akıllarında hangi soru işaretiyle son nefeslerini verdiler? Sahi, canları  çok acıdı mı?  

Bu soruların cevaplarını hiç bir zaman bilemeyeceğiz lakin bundan sonra gelen depremlere karşı önlemlerimizi almanın farz olduğunu artık hepimiz bileceğiz. Bilmek zorundayız!

Geçmiş yıllarda yaşanılan depremler sonrasında da sayısız kayıtlar verdik, arkada gözü yaşlı, yetim insanlar kaldı. Vahhhlar, tuhhler maalesef bir işe yaramıyor, buna Türkiye olarak şahit olduk. Şimdi hala aynı hatalar yapılıyor ne yazık ki... Elimizle dizimizi dövmekten başka yapacağımız işlerimiz var. Enkazın altında saatlerce, günlerce kalan insanlar için yapacağımız yeni yaptırımlar var.

Herkese çok iş düşüyor. Öyleyse lütfen biraz daha farkındalık sevgili dostlar...

Gözlerinizi kapattığınızda molozların arasında kalan bir bedenin cılız sesini duymak istemiyorsanız uyduğunuz rüyadan uyanın ve  harekete geçin. Birilerinin kasası dolsun diye kendi canlarınızdan olmayın. 

Oturduğumuz evler mezarımız değil, sıcak yuvamız olsun! 

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.