Sakal Bırakılması ve Sakalın Kısa Tarihi

Sakal Bırakılması ve Sakalın Kısa Tarihi

IŞİD neden sakal bırakılmasını istiyor? İşte sakalın kısa tarihi...

Irak’ın ikinci büyük kenti Musul’u geçen yıl Haziran’da ele geçiren IŞİD, bu şehirde yaşayan her erkeğin sakal bırakmasını bir fetva yayınlayarak “zorunlu” kıldı.

Irak ve Suriye’de toplamı İngiltere’yi geçen bir toprak parçasına sahip olan IŞİD, ilan ettiği İslam Devleti’nde, şeriat kurallarına göre sakal kesmenin yasak olduğunu ve buna uymayanların hak ettikleri cezaya çarptırılacaklarını duyurdu. Sakal yasağı IŞİD’in elinde bulunan her yerde uygulanıyor. Ama, IŞİD’in yasakları sakal ile sınırlı değil. Örneğin, IŞİD, Suriye’nin belli yerlerinde nişan yüzüğü takılmasını da yasakladı.

Cennet arzusu

IŞİD’in getirdiği zorunlu sakal uygulaması beraberinde bir “yan sanayi” oluşturdu. IŞİD’in Çeçen asıllı savaşçılarının eşleri “sakal şampuanı” üretmeye başladı. Cihada giden erkeklerine destek veren ve aynı zamanda küçük çaplı üretim yaparak para kazanan “IŞİD kadınları” çeşitli otlar ve yağlardan ürettikleri sakal yağına “Cennet Arzusu” adını verdi. Cennet Arzusu yağı, sakalların sertleşmesi ve biçimlenmesinde önemli bir rol oynuyor ve güzel kokuyor.

Bıyığı Kırp

Tabi ki, IŞİD “zorunlu sakal” kuralını sert biçimde uygulamaya koyan ilk radikal İslamcı yapılanma değil. “WorldTribune” internet sitesi, Somali’deki “Hizbi İslam” adlı grubun Mogadişu’daki bütün erkekler için “bıyık-sakal” uygulaması getirdiğini yazdı. Buna göre, erkeklerden, bıyıklarını kırpmaları ve sakallarını ise uzatmaları istendi. Radikal İslamcı grup, “Aksi takdirde sonuçlarına katlanırsınız” diye sert bir uyarıda bulunmayı ise unutmadı.

Kavanoz ile ölçüm

Ancak, sakalı bir rol modeli olarak topluma dayatan ilk grup Afganistan Talibanı oldu. 1996’dan sonra beş yıl ülkeye tam egemen olan Taliban, çok sıkı kurallar ile belirlenmiş bir “sakal rejimi” başlattı. Öyle ki, Taliban bu amaçla özel bir kavanoz bile yarattı. Taliban kavanozu erkeklerin çenesine tutuluyor ve sakal dibe değerse bir sorun olmuyordu. Ancak, sakalının boyu kavanozun dibine kadar ulaşmayan erkeklere “yasak ihlali” cezası uygulanıyordu. Taliban uçurtmaları da sevmezdi ve yasaklamıştı. Kızlar için okul, kaset, DVD veya CD gibi şeyler de Taliban’ın yasak listesinde hep yer aldı. Burka giyen kadınların sokağa çıkmaları ise sadece “erkek bir akraba” eşliğinde mümkün olabiliyordu.

Pogonofobi

Yeryüzünde, IŞİD ve Taliban gibi radikal İslamcı yapılanmaların getirdiği sakal kurallarının tamamen aksinin yaşandığı yerler mevcut. Örneğin, Tacikistan’daki sakal uygulaması “pogonofobi” noktasına ulaşıyor. Pogonofobi “derin bir sakal korkusu” ile eş anlamlı olarak kullanılıyor. Bu yerlerden biri olan Tacikistan’da sakal bırakmak neredeyse tamamen yasak. Bazı Tacik vatandaşların, sakallarının zor kullanılarak yetkililerce kesildiği yolundaki şikayetleri geçen Nisan ayında basında hayli yer buldu. Tacikistan, sakal bırakanlara bütün kamusal alanları yasakladı. Tacikstan’da başörtüsü ve cami okulları da yasak. Ülkedeki bütün dini cemaatler devlet tarafından belirlenmiş bir dizi sıkı kurala tamamen uymak zorunda.

Deli Petro

Tacik devletinin Rus Çarı “Deli Petro”dan etkilendiği söylenebilir. Rusya’yı çağdaş bir ülke yapmak için çok kapsamlı bir modernizasyon programını hayata geçiren Deli Petro “sakal vergisi” getirmişti. Deli Petro, yoksul köylü veya zengin aristokrat demeden sakal bırakan herkesi vergilendirdi ve devlete büyük gelir sağladı.

Onur ve akıl göstergesi

Antik çağlardan günümüze sarkan yapıtlar sakalın popüler olduğunu gösteriyor. Mezopotamya medeniyetlerinin tümü sakal ve sakal bakımına önem verirdi. Eski Mısır’da sakallar renk renk boyanırdı. Sakal, Hindistan’da, “onur ve akıl göstergesi” olarak kabul görürdü. Çin’de, Konfüçyüs’un takipçileri sakallarını ve tırnaklarını kesmezdi. Pers kralları ve antik Yunan tanrılarının hepsi sakallı olurdu. Sakal traşını tanıtan ünlü liderlerin başında ise Büyük İskender geliyor. Büyük İskender, savaşa gönderdiği askerlerinden temiz yüzlü ve traşlı olmalarını isterdi.

Semavi dinler

Hıristiyanlık diniyle ilgili ve 4. Yüzyıldan kalma bütün sanat eserlerinde Hz. İsa ve havarilerinin büyük kısmının sakallı olduğu görülür. Leonardo Da Vinci’nin “Son Yemek” tablosunda Hz. İsa’nın çevresindeki sekiz kişinin sakallı olduğu gözlenir.

İslam dininin en önemli hadis alimlerinden olan Sahih el-Buhari, Allah’ın Elçisi’nin “bıyığınız kırpın, sakalınızı olduğu gibi bırakın” dediğini yazar.

Ortodoks ya da geleneksel Yahudiler, “sakalınızın köşelerine zarar vermeyin” 

Etiketler :
HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.