90’lara ve Eskilere Sığınmak İstiyoruz..

Burcu Şakar yazdı.. 90’lara ve Eskilere Sığınmak İstiyoruz..

Geçen gün kulaklığı takıp sahilde yürürken fark ettim; parmaklarım yine istemsizce o eski çalma listelerine gitmiş. 90’lar, 2000’lerin başı… Şimdiki neon, pırıl pırıl ama bir o kadar plastik "hit"ler kulaklarımızı doldururken, ruhum neden hala o eskimeyen melodilerin sığınağına kaçma ihtiyacı duyuyor, düşündüm.

Sadece müzik de değil mesele; o dönemin sanatçılarının duruşu, o günlerin magazini bile bugün bize masal kadar samimi, bir o kadar da "gerçek" geliyor. Hızlı tüketim çarkında öğütüldüğümüz şu dönemde, nostalji rüzgarı artık sadece bir moda değil, bildiğin ruhsal bir hayatta kalma refleksi.

Bugünün magazinine ve popüler kültürüne bakın; her şey o kadar kusursuz, o kadar filtrelenmiş ve planlı ki… Bir şarkı çıkıyor, üç gün sonra viral oluyor, bir ay sonra adını unutuyoruz. Ünlüler cephesinde her adım bir PR stratejisi. Oysa eskiden karşımızda "insanlar" vardı; hatalarıyla, kusurlarıyla sahicilerdi. Şimdiki sesler ne kadar kusursuzsa o kadar ruhsuz, eskiler ne kadar "hatalı"ysa o kadar insaniydi. Gerçi şimdi ki aşk ilişkileri de öyle. Hevesini al yürü ve git şeklinde. Alıcı bu kafa da olduğu için üretilen eserlerde onlara hitap ediyor olabilir tabi..

Bugünün müziği bize anlık dopamin veriyor. 2 dakikalık, sabırsız kulaklar için tasarlanmış geçici tınılar. Eskiden ise şarkılar birer hikâyeydi. O eski şarkıları dinlediğimizde sadece melodi duymuyoruz; ilk aşkımızı, henüz hayat bu kadar karmaşık değilken kurduğumuz hayalleri hatırlıyoruz.

Bir de asalet ve duruş meselesi var tabii. Bugün "gündemde kalmak için her yol mubahtır" devrindeyiz. Eski sanatçılara duyulan özlemin en büyük nedeni o dönemin getirdiği mesafe ve ağırlıktı. Eskiden şöhretin bir edebi vardı. Şimdi her şeyin bu kadar açık, ucuz ve çiğ tüketilmesi insanı ruhen yoruyor. Genç kuşağın bile o dönemin isimlerine hayran kalmasının sırrı bu: Kaybolan samimiyetin peşindeler.

Kısacası; bugünün gürültülü, kimsenin kimseyi gerçekten dinlemediği dijital dünyasında, eski şarkılar bizim en güvenli sığınağımız. Çünkü onlar bize kalbin akıldan önce geldiği bir zamanı hatırlatıyor. Ne kadar kaçarsak kaçalım, ruhumuz hep sahici olanı arıyor. Ve ne kadar "yeni" üretilirse üretilsin, o eski şarkıların yerini hiçbir şey dolduramıyor.

Çünkü asıl asalet, zamana meydan okuyabilmektir; tıpkı o eskimeyen sesler gibi.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yaşam Haberleri