Biz bugün Adil Kırgöz’ü ilk kez yazmıyoruz.
Dün de yazdık.
Geçen ay da yazdık.
Dikili’nin yollarını yazdık.
Çöplerini yazdık.
Yerine getirilmeyi bekleyen vaatleri yazdık.
Hayvanseverlerin sorularını yazdık.
Vatandaşın isyanını yazdık.
Kamuoyunda tartışma yaratan yapılaşma iddialarını gündeme taşıdık.
Her haberin ardından belki bir cevap gelir, belki bir sorun çözülür, belki belediye çıkıp kamuoyunu aydınlatır diye bekledik.
Ama haberler değişti, fotoğraflar değişti, tarihler değişti...
Dikili’de vatandaşın şikâyetleri değişmedi.
İşte artık tam da bu nedenle tek tek haberleri değil, ortaya çıkan Adil Kırgöz yönetimi tablosunu konuşmanın zamanı geldi.
Çünkü ortada bir haber değil, bir dosya var.
Bir belediyenin karnesi yoldan başlar
Belediyecilik nedir?
Büyük laflar mı?
Sosyal medya videoları mı?
Açılış fotoğrafları mı?
Protokol törenleri mi?
Hayır.
Belediyecilik, vatandaş sabah evinden çıktığında başlar.
Ayağını bastığı kaldırımda...
Aracını sürdüğü yolda...
Sokağındaki çöpte...
Mahallesindeki temizlikte...
Dikili’de ise yol sorunu öyle bir noktaya geldi ki vatandaş derdini belediyeye anlatmakla yetinmeyip duvara yazmaya başladı:
“Yolunu Seveyim Adil!”
Çandarlı ile Denizköy arasındaki güzergahta yaşayan vatandaşlar yaklaşık 8 yıldır asfalt beklediklerini dile getirdi.
Yol kenarındaki duvarlara yazılar yazıldı.
İddiaya göre belediye ekipleri yazıyı sildi.
Vatandaş ne yaptı?
Gitti, bu kez aynı yere:
“İbret Caddesi”
yazdı.
Şimdi Sayın Adil Kırgöz’e soruyorum:
Yazıyı silmek kolay da yolu yapmak neden bu kadar zor?
Vatandaşın duvara yazdığı cümleyi ortadan kaldırabilirsiniz.
Ama o cümlenin ortaya çıkmasına neden olan çukurları da ortadan kaldırmanız gerekmiyor mu?
Belediyecilik duvardaki boyayla değil, o duvarın önündeki yolla ilgilenmektir.
Yol bitti, çöp başladı; çöp bitti, sivrisinek başladı
Keşke mesele sadece yol olsaydı.
Belediye Meclisi’nin canlı yayınında bile vatandaşlar yol, çöp ve sivrisinek sorunlarını dile getirdi.
Bir turizm ilçesinden bahsediyoruz.
Dikili’den...
Yaz aylarında nüfusu katlanan, Türkiye’nin dört bir yanından insanların tatil için geldiği bir ilçeden.
Vatandaşın belediyeden istediği nedir?
Yol.
Temizlik.
Çöpün zamanında alınması.
Sivrisinekle mücadele.
Bunlar mega proje değil Sayın Başkan.
Bunlar belediyeciliğin A-B-C’si.
Bir belediye ikinci döneminde hâlâ bunları tartışıyorsa ortada ciddi bir yönetim problemi yok mudur?
Dikili Sanayi Sitesi’ndeki görüntüler kimin sorumluluğunda?
Sitemizde Dikili Sanayi Sitesi ve çevresindeki görüntüleri de gündeme taşıdık.
Molozlar...
Atıklar...
Hurda araçlar...
Lastikler...
Çevre kirliliği...
Vatandaşların yangın riskine ilişkin endişeleri...
Ardından belediyenin atık lastik depolama alanındaki görüntüler kamuoyuna yansıdı.
Şimdi soruyorum:
Burası Dikili değil mi?
Deniziyle, doğasıyla, turizmiyle övündüğümüz Dikili’ye bu görüntüler yakışıyor mu?
Turizm kentini yalnızca sahilde çekilen güzel fotoğraflarla yönetemezsiniz.
Kentin arka sokağı da sizin.
Sanayi Sitesi de sizin.
Çöpü de sizin.
Yolu da sizin.
Sorunu görmezden geldiğinizde sorun ortadan kalkmıyor.
Sadece büyüyor.
“Proje hazır” dediniz... Otogar nerede?
Gelelim seçim vaatlerine.
Yeni ilçe terminali...
Başkan Kırgöz seçimlerden önce anlattı.
Terminal arsasının İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne devredildiğini söyledi.
Hukuki sürecin tamamlandığını ifade etti.
Projenin hazır olduğunu, hatta projeyi gördüğünü açıkladı.
Güzel.
Peki sonra?
Yıllar geçti.
Vatandaş hâlâ terminali bekliyor.
O halde çok karmaşık cümlelere gerek yok.
Sayın Kırgöz, otogar nerede?
Proje hazırsa ihale nerede?
İhale yapıldıysa inşaat nerede?
Yapılmadıysa neden yapılmadı?
Takvim nedir?
Ne zaman başlayacak?
Ne zaman bitecek?
Vatandaşın istediği cevap bu kadar basit.
Çünkü vatandaş artık proje anlatımı değil, eser görmek istiyor.
Siyasette “yapacağız” kelimesinin de bir son kullanma tarihi vardır.
Sürekli tekrarlandığında vaat olmaktan çıkar, tutulmamış söz olarak vatandaşın hafızasına yazılır.
Hayvanseverler sordu: Toplanan canlar nerede?
Bir başka ciddi başlık...
Dikili’de hayvanseverler belediye ekipleri tarafından toplandığını söyledikleri sokak köpeklerinin akıbetini sordu.
“Neredeler?”
“Sağlık durumları nasıl?”
“Güvenli bir yerde mi tutuluyorlar?”
Bunlar cevaplanamayacak sorular mı?
Değil.
Üstelik burada kimseyi peşinen suçlamıyoruz.
Tam tersine belediyeye çok açık bir fırsat sunuyoruz:
Çıkın ve açıklayın.
Kaç hayvan toplandı?
Nereye götürüldü?
Hangi bakımevine teslim edildi?
Sağlık durumları nedir?
Belgeleri ortaya koyun.
Kamuoyunu bilgilendirin.
Mesele kapansın.
Ama kamu yönetiminde cevap verilmesi gereken yerde sessizlik tercih edilirse, soru işaretlerinin büyümesine kimse şaşırmamalı.
Tiny House’lar... Peki denetim nerede?
Dikili’de tarla niteliğindeki bir alanda bulunduğu belirtilen Tiny House’ları da gündeme getirdik.
Vatandaşların sorusu yine çok basitti:
“Kaçak yapıya göz mü yumuluyor?”
Burada da hüküm vermiyoruz.
Soru soruyoruz.
Belediye denetim yaptı mı?
Yaptıysa sonucu nedir?
Herhangi bir işlem uygulandı mı?
Uygulanmadıysa neden?
Tarım arazileri üzerinde yapılaşmaya ilişkin belediyenin yaklaşımı nedir?
Bir belediye açısından bunların cevabını vermek neden zor olsun?
Eğer her şey mevzuata uygunsa çıkarsınız, belgesini gösterirsiniz ve tartışmayı bitirirsiniz.
Şeffaf yönetim budur.
Ve o iki bina...
Gelelim belki de dosyanın en ciddi başlıklarından birine.
Gazipaşa Mahallesi’ndeki iki yapı...
Sitemizde bu konuyu da gündeme taşıdık.
Söz konusu yapılar hakkında imar mevzuatı ve yargı kararlarına ilişkin ciddi bir tartışma bulunuyor.
Vatandaşın sorduğu soru ise son derece net:
Madem bu yapılarla ilgili yargı süreci ve kararlar var, neden hâlâ ayaktalar?
Burada ayrıca kamuoyuna yansıyan birtakım yakınlık iddiaları da bulunuyor.
Bunları doğrulanmış gerçekmiş gibi yazmıyoruz.
Ama zaten gazetecinin görevi mahkeme olmak değildir.
Gazetecinin görevi sormaktır.
O halde soruyoruz:
Yıkım kararı varsa neden uygulanmadı?
Uygulanmasını engelleyen hukuki bir karar varsa nedir?
Belediyenin yetkisi nedir?
Dosyanın mevcut durumu nedir?
Ve en önemlisi:
Dikili’de imar mevzuatı herkese eşit uygulanıyor mu?
Sayın Kırgöz isterse bütün belgeleri kamuoyuyla paylaşır.
Biz de aynı açıklığı gösterir, cevabını yayınlarız.
Çünkü bizim derdimiz bir kişiyi mahkûm etmek değil.
Dikili’nin nasıl yönetildiğini sorgulamak.
Sayın Kırgöz, mesele artık tek bir haber değil
Şimdi bütün başlıkları yan yana koyalım.
Yol...
Çöp...
Sivrisinek...
Çevre kirliliği...
Sanayi Sitesi...
Atık lastikler...
Otogar...
Hayvanların akıbeti...
Tiny House tartışması...
Yapılaşma ve yargı kararlarına ilişkin sorular...
Bunların her birine ayrı ayrı bakarsanız “münferit sorun” diyebilirsiniz.
Ama hepsini yan yana koyduğunuzda başka bir fotoğraf ortaya çıkıyor.
Yönetim fotoğrafı.
İşte bizim baktığımız yer tam olarak burası.
Çünkü gazetecilik yalnızca belediyeden gelen basın bültenini yayınlamak değildir.
Başkanın açılışını vermek değildir.
Festival fotoğrafını paylaşmak değildir.
Gazetecilik gerektiğinde vatandaşın giremediği kapıdan girmek, soramadığı soruyu sormak ve cevabı alıncaya kadar o sorunun peşini bırakmamaktır.
Bizim yaptığımız da budur.
Biz yazdık Sayın Başkan...
Yolları yazdık.
Çöpleri yazdık.
Vatandaşın isyanını yazdık.
Vaatleri hatırlattık.
Hayvanseverlerin sesini duyurduk.
Çevre sorunlarını gösterdik.
Yapılaşmayla ilgili soruları sorduk.
Şimdi sıra sizde.
Çıkın anlatın.
“Bu haber yanlış” diyorsanız doğrusunu açıklayın.
“Bu iddia doğru değil” diyorsanız belgesini gösterin.
“Bu yol yapılacak” diyorsanız tarih verin.
“Otogar yapılacak” diyorsanız takvimi açıklayın.
“Hayvanlar güvende” diyorsanız nerede olduklarını söyleyin.
“Yapılarla ilgili belediyenin yapabileceği bir şey yok” diyorsanız hukuki gerekçesini kamuoyuyla paylaşın.
Biz cevaptan kaçmayız.
Tam tersine yayınlarız.
Ama cevap yerine sessizlik gelirse biz de sormaktan vazgeçmeyiz.
Çünkü Dikili sizin değil, Dikilililerin
Belediye başkanları gelip geçer.
Makamlar gelip geçer.
Seçimler kazanılır, kaybedilir.
Ama şehir kalır.
Dikili de Adil Kırgöz’ün değil.
Benim değil.
Bir siyasi partinin hiç değil.
Dikili, Dikilililerin.
Bu nedenle belediye başkanlığı makamında oturan herkes vatandaşa hesap vermek zorundadır.
Üstelik Sayın Kırgöz artık göreve yeni gelmiş bir belediye başkanı da değil.
İkinci dönemini yaşıyor.
Dolayısıyla “zaman lazım” deme zamanı çoktan geçti.
Artık karne zamanı.
Vatandaşın önünde yılların karnesi var.
Ve o karne bugün bize tek bir şeyi söylüyor:
Dikili’de cevap bekleyen çok fazla soru var.
Biz yazmaktan yorulmayız.
Biz sormaktan da vazgeçmeyiz.
Ama görünen o ki...
Dikili beklemekten yoruldu.
O nedenle son sözü yine Adil Kırgöz’e bırakalım:
Sayın Başkan;
Duvarlara yazı yazdıracak hale gelen yolların...
Şikâyet konusu olan çöplerin...
Yıllardır beklenen otogarın...
Akıbeti sorulan hayvanların...
Tartışma konusu olan yapıların...
Ve aylardır kamuoyunun önünde duran bütün bu soruların ardından artık tek tek cevap istemiyoruz.
Tek bir soruya cevap verin:
Dikili gerçekten iyi yönetiliyor mu?
Cevabınız “evet” ise buyurun...
Belgeleriyle, hizmetleriyle ve sonuçlarıyla Dikili halkına anlatın.
Biz de yayınlayalım.
Çünkü bizim işimiz alkışlamak da değil, peşinen mahkûm etmek de.
Bizim işimiz sormak.
Ve cevap gelene kadar...
Sormaya devam edeceğiz.