Alaçatı Ot Festivali!

Dr. Taner Akman

Bir zamanlar doktor olarak görev yaptığım, sonrasında yazlığımızın olduğu, oğlumun sabahın köründe sörf derslerine gittiği, şimdilerde ise vakitsizlikten dolayı ot festivalinden ot festivaline (-ki o da yurt dışında değilken denk gelirsek) ziyaret edebildiğiniz Alaçatı’daki Geleneksel Ot Festivali’ne gelip kalabalığın içine karışır karışmaz yine bambaşka bir ruh haline geçiverdik. Alaçatı sokaklarına adım attığı anda insanın gerçekten içi açılıyor, cebi boşalıyor. Burada her köşede başka bir renk, başka bir koku, başka bir hikâye, başka bir sesleniş var insanı içine doğru çeken… Tezgâhlarda dizilmiş taze enginarları, şevketibostanları, kuşkonmazları, arapsaçlarını, bin bir çeşit ege otlarını görünce çocuk gibi heyecanlandık, elimiz hepsine birer kez uzandı, evde yapabileceklerimizi alabildiğimiz kadar aldık. Sanki doğa bütün cömertliğini Alaçatı’da ortaya sermişti.

Aldığımız otlar bir yana, ayaküstü yediklerimiz asıl akılda kalanlar oldu. Pirinçli enginar yaprak dolmasını yerken o zeytinyağının yumuşaklığı, pirincin sadeliği ve yaprağın o hafif buruk tadı insanı bir anda yavaşlatıyor. Şevketibostanlı enginar dolması ise daha derin, daha karakterli… Her lokmada gözlerini kapattırıp “iyi ki buradayım” dedirten bir tat. Üzerine içtiğimiz o Alaçatı turşu suyu da tam yerinde geldi; ferahlattı, kendine getirdi. Bir de gazozu var ki tam ferahlamalık. Dondurmacıları pas geçtik çünkü çok sıra vardı.

Sonra kendimizi kalabalık Alaçatı sokaklarına bıraktık. Taş evlerin arasında dolaşırken zaman iyice yavaşladı sanki.

Çok kalabalık var ama kesinlikle rahatsız etmiyor, aksine o kalabalığın içinde bir sıcaklık ve ortak frekansta bir titreşim hissediyorsun, tıpkı ibadethanelerde topluca dua ederken hissedilen titreşimler gibi. Bence burada doğaya toprağın ve bereketin tanrıçası Demeter’in lütufkar dokunuşları var…

Sadece otları değil, sakız ağaçları da ünlüdür Alaçatı’nın… Gelmişken pas geçilmez; elimizde fırından yeni çıkmış sıcacık ve tazecik damla sakızlı kurabiyeler… O hafif sakız kokusu, çocukluktan kalma bir hatıra gibi burnumuza geliyor, yüzümüzde istemsiz bir gülümseme bırakıyor.

Günün sonunda fark ettik ki aslında sadece yemek yememişiz; biraz nefes almışız, biraz keyiflenmişiz, biraz da hayatın telaşını unutmuşuz, kalabalıkla nereye savrulduğumuzu fark etmeden tüm Alaçatı sokaklarını arşınlayıp bitirmişiz. Alaçatı bugün bize sadece lezzet değil, çocukça bir mutluluk da verdi. Teşekkürler Alaçatı….

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.