MEDYA EGE – Medya Ege Yönetim Kurulu Başkanı Arif Çayan adına, Cumhuriyet'in 103. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla kaleme alınan duygu yüklü 29 Ekim mesajında; vatan sevgisi, devletin bekası, ay yıldızlı Türk bayrağı ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün emaneti olan Cumhuriyet'in taşıdığı büyük anlam vurgulandı.
“BU VATANIN HER KARIŞINDA BİR ANANIN GÖZYAŞI, BİR ŞEHİDİN EMANETİ VAR”
“Bugün 29 Ekim…
Takvimlerde sıradan bir tarih değil, bir milletin yeniden ayağa kalktığı gün…
Bugün, yüreğimde tarifsiz bir gurur, boğazımda düğümlenen bir hüzün var.
Çünkü ne zaman ay yıldızlı bayrağımıza baksam, yalnızca kırmızı ve beyaz renkleri görmem. O kırmızının içinde toprağa düşen yiğitlerimizi, o beyazın içinde analarımızın tertemiz dualarını görürüm.
Bir annenin cepheye gönderdiği oğluna son kez sarılışını düşünürüm. Bir babanın, vatanı uğruna can veren evladının ardından dimdik durmaya çalışırken içine akıttığı gözyaşlarını düşünürüm.
Ve o an bir kez daha anlarım ki bu vatan, bize kolay bırakılmadı.
Biz bugün özgürce nefes alabiliyorsak, birileri son nefesini bu vatan için verdi.
İşte bu yüzden Cumhuriyet benim için yalnızca bir bayram değildir. Cumhuriyet, bu toprakların altında sessizce yatan kahramanlara duyduğumuz ömürlük vefa borcudur.
“DEVLETİMİZ BİZİM SON SIĞINAĞIMIZ, BAYRAĞIMIZ EN BÜYÜK ONURUMUZDUR”
Benim için devlet demek, yalnızca bir yönetim ya da kurumlar bütünü demek değildir.
Devlet; kapısını güvenle kapatan bir annenin huzurudur.
Devlet; okuluna giden bir çocuğun geleceğe umutla bakabilmesidir.
Devlet; evladını askere uğurlayan bir babanın, bayrağına ve milletine duyduğu sonsuz güvendir.
Devlet; zor zamanlarda sığınacağımız ortak çatımız, milletçe birbirimize tutunduğumuz en güçlü bağdır.
Bu nedenle devletimizin varlığını, milletimizin birliğini ve vatanımızın bölünmez bütünlüğünü her türlü kişisel hesabın üzerinde tutarım.
Çünkü biliyorum ki makamlar geçicidir, unvanlar geçicidir, insanlar gelip geçicidir.
Ama devlet kalmalıdır. Vatan kalmalıdır. Bayrak dalgalanmalıdır. Cumhuriyet yaşamalıdır.
Bu topraklarda hangi düşünceden, hangi görüşten olursak olalım, hepimizin ortak sevdası Türkiye olmalıdır.
“ATATÜRK'ÜN BİZE BIRAKTIĞI EN BÜYÜK MİRAS, BAŞI DİK BİR MİLLETTİR”
Gazi Mustafa Kemal Atatürk…
Bu ismi her andığımda, bütün imkânsızlıklara rağmen bağımsızlığından vazgeçmeyen bir milletin azmi gelir gözlerimin önüne.
Yokluğun içinden bir devlet kuran, umutsuzluğun ortasında bir millete yeniden umut veren o büyük mücadeleyi düşünürüm.
Atatürk ve silah arkadaşları bizlere yalnızca sınırları çizilmiş bir vatan bırakmadı.
Bizlere başımız dik yaşamayı, kendi geleceğimize sahip çıkmayı, bağımsızlığımızı hiçbir güce teslim etmemeyi öğretti.
Bugün Cumhuriyetimizin 103. yılını kutlarken onların karşısında yalnızca gurur değil, büyük bir sorumluluk da hissediyorum.
Çünkü Cumhuriyet'i sevmek, onu yalnızca törenlerde hatırlamak değildir.
Cumhuriyet'i sevmek; hukukuna, adaletine, kurumlarına, çocuklarına, gençlerine, kadınlarına ve her bir vatandaşının onuruna sahip çıkmaktır.
“EN BÜYÜK HAYALİM, ÇOCUKLARIMIZA BAŞI DİK BİR TÜRKİYE BIRAKMAK”
Bir baba olarak düşündüğümde, bu duygularım daha da derinleşiyor.
Bir gün çocuklarımız büyüyecek. Bizler yaşlanacağız. Belki bugün anlattıklarımızın çoğu unutulacak.
Ama isterim ki çocuklarımız bu topraklarda hiçbir zaman kendilerini yalnız hissetmesin.
İsterim ki bir Türk bayrağı gördüklerinde gözleri gururla dolsun.
İsterim ki kendi ülkelerinde hayal kurabilsinler, çalışabilsinler, üretebilsinler ve geleceklerini burada inşa edebilsinler.
Ve bir gün dönüp bize baktıklarında, 'Bize yalnızca bir ülke değil, onurla yaşayabileceğimiz bir vatan bıraktınız' diyebilsinler.
İşte benim en büyük hayalim, çocuklarımıza bırakacağımız en kıymetli miras budur.
Ne bir makam ne bir servet ne de bir unvan…
Gururla dalgalanan bir bayrak, dimdik ayakta duran bir devlet ve sonsuza dek yaşayacak bir Cumhuriyet…
“BİZ GİDERİZ, BU VATAN KALIR”
Bugün Cumhuriyetimizin 103. yılında yüreğimde hem büyük bir sevinç hem de derin bir minnet var.
Başta Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, silah arkadaşlarını, vatanımız uğruna can veren bütün şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi rahmetle, saygıyla ve minnetle anıyorum.
Onları hiç görmemiş olabilirim. İsimlerini tek tek bilmiyor olabilirim. Ama biliyorum ki bugün başımı yastığa huzurla koyabiliyorsam bunda onların fedakârlıklarının payı var.
Onların yarım kalan hayatları, bizim bugün özgürce yaşayabilmemizin bedeli oldu.
Bu yüzden ne zaman İstiklal Marşı'mız okunsa ayağa kalkarken yalnızca bedenim değil, yüreğim de doğrulur.
Ne zaman bayrağımız göndere çekilse, içimde aynı tarifsiz gurur büyür.
Ve ne zaman Cumhuriyetimizin kuruluş yıl dönümü gelse, kendi kendime aynı sözü veririm:
Bu vatanın kıymetini bileceğim.
Bu bayrağın onurunu koruyacağım.
Devletimizin güçlenmesi, milletimizin huzuru ve çocuklarımızın geleceği için elimden geleni yapacağım.
Çünkü biz bu toprakların sahibi değil, bizden sonraki nesillere karşı sorumluluk taşıyan emanetçileriyiz.
Bizler bir gün bu dünyadan göçüp gideceğiz.
Ama isterim ki bizden sonra da çocuklarımız aynı gökyüzünün altında, aynı ay yıldızlı bayrağın gölgesinde özgürce yaşasın.
Biz gideriz, bu vatan kalır.
Biz susarız, İstiklal Marşı'mız yankılanmaya devam eder.
Biz toprağa karışırız, ay yıldızlı bayrağımız göklerde dalgalanır.
Ve Türkiye Cumhuriyeti, milletimizin ortak iradesi ve sarsılmaz sahiplenişiyle sonsuza dek yaşar.
Başta güzel İzmir'imizin insanları olmak üzere, aziz milletimizin 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'nı yüreğimin en derin duygularıyla kutluyorum.
Ruhun şad olsun Atam…
Emanetin, bizim en büyük onurumuzdur.
Ne mutlu Türk'üm diyene!
Yaşasın Cumhuriyet!
İlelebet Türkiye Cumhuriyeti!
Arif Çayan
Medya Ege Yönetim Kurulu Başkanı