İşte o röportaj;
Merhaba değerli Medya Ege okuyucularım! Bugün Ressam Berrin Kupik ile birlikte resim, sanat ve kültür üzerine güzel bir sohbet gerçekleştirdik. Bol köpüklü keyif kahveniz ile köşenizde yerinizi aldıysanız, sizleri bu röportajın detaylarına davet ediyorum.
Ressam olarak okuyucularımıza kendinizi tanıtır mısınız?
1962 İzmir doğumluyum. Bir yanım İstanbullu olmasına rağmen, eğitimim ve ikametim İzmir’dedir. Küçük yaşta başladığım resme farklı iş alanlarından dolayı uzun bir süre ara verdim. Şiir ve kitap çalışmaları derken, en büyük sanat aşkım resim çalışmalarına ve sergi hazırlıklarına devam etmekteyim. Sigmund Freud’un “Beni anlatan sanat, bir insana giden en kısa yoldur” dediği gibi, kendime ve ruhuma iyi gelen en iyi şey resim yapmak ve sanatın içinde olmaktır.
Resim yapmaya ne zaman başladınız? Sizi resim yapma sanatına yönlendiren ne olmuştu?
Resim yapmaya on yaşında başlamam benim için biraz ilginçtir. Gazetede siyah beyaz bir kadın portre resmi oldukça ilgimi çekmişti. Nedenini bilmediğim bir şekilde o resmi kesip, defterimin arasında bir ay kadar sakladım ve sürekli resme bakıp, hayalimde çizmeye başladım. Aslında o bilmediğim duygu ilhamdı ve o ilham bir süre sonra hayali çizimi aştı ve kurşun kalemle o resmi defter kağıdına çizdim. Ortaya müthiş bir portre çıkmıştı. Yine ayni şekilde deterjan kutusundaki çok hoşuma giden el resmini de kesip deterjan tozlarıyla okul önlüğümün cebinde kimseye söylemeden uzun süre sakladıktan sonra ayni şekilde çok zor olan el resmini çok başarılı bir şekilde çizmiştim. İlhamın, var olan yeteneğin ortaya çıkmasına vesile olduğunu bilmeden, adeta içimden küçük bir Picasso çıkmıştı ve resimlerin arkası geldi. Hayranı olduğum Alain Delon’ un 50X70 ölçüsünde ve iyi bir ressamın bile zorlanacağı zor olan bir portresini hala unutamadığım güzellikte çizmiştim ve çizdiğime hiçbir arkadaşımı inandıramamıştım. Arkadaşlarımın arasında kaybolduğunda da çok üzülmüştüm. İlk çizdiğim bu resimlerim eğer kaybolmamış olsaydı, manen bırakabileceğim en değerli mirasım olurdu. Yaratılış olarak bizlere sunulmuş şeylerden biri yetenekse, bunun ilahi bir lütuf olduğunu düşünüyorum ve şükrediyorum.
Bir ressam olarak etkilendiğiniz bir sanatçı var mı?
Rembrandt, Van Gogh, Pablo Pıcasso, Leonardo Da Vıncı, Paul Cezzane, İbrahim Çallı, Osman Hamdi bey.
Ne tür resimler yapıyorsunuz? Felsefi olarak temanız nedir?
Portre, Natürmort, Peyzaş, Figür, özgün çalışmalar. Sanatçının elindeki güç tartışılamaz. Sanatın inanılmaz kaynaştırıcı, etkileyici, düşündürücü ve paylaşımcı etkileri vardır. Üstelik bu gücü en naif, en şık ve en zarif bir biçimde kullanır. İşte sanatçı eserlerinde felsefi temasını bu şıklıkta kitlelere kalıcı olarak aktarabilir. Bu felsefi tema bir fırçanın ucunda, bir şiirin mısralarında veya bir kalemin ucunda olabilir.
Siz tarzınızı nasıl tanımlıyorsunuz ve çalışmalarınızla vermek istediğiniz mesaj nedir?
Yaşamdaki her canlı aslında bir sanat eseridir. Ben de bu sanat eserlerinden olan insan ve özellikle de kadın portreleri, nü, manzara ve doğanın en güzel renklerini taşıyan hayvan portrelerini resmetmeyi seviyorum. Ayrıca farklı ülke insanlarının iç dünyalarının dışa vurmuş yüz ifadelerinin portrelerini çizmeyi seviyorum. Sanat evrensel bir dildir ve insanlığın ortak bir dilidir. Güzellik ve estetik, tarih, kültür ve medeniyet sanatçının ruhundan fırçasına, fırçasından eserine, eserinden de sanatseverine aktarabildiği felsefesidir. İşte benim felsefem. Sanatseverinin sanatçısından aldığı duygu akışını, resmin anlamını anlayabiliyor ve aktarabiliyorsa sanatçının başarısıdır. Sanatçı sanata hizmet amacına ulaşmıştır. Büyük Frederich “sanat eserleri, bir medeniyeti sonraki nesillere anlatan şahitlerdir” demiş. Ne de güzel demiş.
Sanatınızı icra ederken karakter oluşturmak için çok detay çalışma yapmanız gerekiyor mu?
Genel yapım, her işimi ciddiye alarak yapmaktır. Her resmimi de önemseyerek ve detaylara dikkat ederek yaparım. Güzellikler detaylarda gizlidir. Sanatta biraz mükemmeliyetçilik daha iyi neticelere sebebiyet verir. Renklerin dilini, coşkusunu ve güzelliklerini özgün bir şekilde resme yansıtmayı seviyorum. Kimimiz elimizle, kimimiz sesimizle ve kimimiz dilimizle sanat icra ediyoruz ama hepimiz aslında ruhumuz, kalbimiz ve beynimizle bahşedilmiş yetenekle sanat icra ediyoruz.
Çalışmakta olduğum resmi yatağımın karşısına koyarım. Uyanınca dingin bir beyinle uzun uzun seyreder, dikkat edilmesi gereken noktaların, ince detayların, eksikliklerin ve resmin ruhunun adeta beynimde fotoğrafını çekerim. Böylece yapmam gerekenlerin hepsini harmanlamış olur, ezbere resim yapmamış olurum. Ciddiye alarak yapmış olduğum resim, önce ruhumu tatmin etmeli ve tatmin edilen ruhun huzuru, verilen emeğe, yorgunluğa değiyor.
Türkiye’de sizin temanızdaki sanat eserlerinden hedefe ulaşılıyor mu?
Tabi ki ulaşıyor ama belli bilinçli bir kesime. Yeterli mi? Hayır. Gönül ister ki, sanat aşığı Atatürk’ümün memleketinde bir Cumhuriyet kadını olarak sanat bilinci ve sevgisi daha küçük yaşlarda okullarda, ailelerde ve toplumda yaygın olarak kazandırılsın ve sahip çıkarılsın. Sanat ne kadar kitlelere ulaşır ise, o kadar daha değere ve bilince ulaşır diye düşünüyorum.
Yaptığınız eserlerin başarılı olabilmesi için sizce olmazsa olmaz koşul nedir?
Hedefleriniz olmalı. Her çalışmanız bir önceki resmin önüne geçme çabası içinde olmalı. Çalışmaya başladığım resmimin çizim aşamalarında ve neticesinde mutlu olmayacağım veya sıkılacağım hatta pişman olacağım bir çalışmaya girmem. Çünkü motivasyonumu düşürecek ve heyecanımı yok edecektir. Onun için de keyifle çalışmayacağım resme başlamam. Maalesef hastalık gibi nedenlerden yarım bıraktığım birkaç resmim olmuştur. Fırsat buldukça tamamlıyorum, fakat ilk heyecan olmuyor ve vazifeyi yerine getirmekten farksız olmuyor. Onun için de seçici oluyorum.
Resimlerinizin tanıtımını nerelerde yapıyorsunuz ve faydalı oluyor mu?
Her sanatçı arkadaşım gibi sergilerle, sosyal medyayla, bazı sanatçı dostlarımla oluşturduğumuz dayanışma platformlarımızla ve sanatseverler sayesinde tanıtımlarımız oluyor. Bir sanatçının en mutlu olduğu an, eserinin kabul görmesi, anlaşılması ve beğenilip, takdir görmesidir. Bu duyguyu yaşadığımda, sanata ve kendi ruhuma daha çok katkı sağlama isteği ve şevki oluşmaktadır.
Bildiğim kadarı ile şiirler yazıyorsunuz ve bunu kitaba dönüştürmek gibi bir planınız var. Şiirlerinizin konusu nedir?
Evet, yine o çocuk yaşlarımda, resim çizmeye başladığım zamanlarda şiir de yazmaya başladım. Defterler dolusu şiirler yazıyordum. Demek ki Rabbim kendi yeteneklerinden sanat ruhunu üfleyerek bahşetmiş. Ne kadar şükretsem azdır. Fırsat bulabilsem sanatın daha birçok dallarına sıçramak isterim.
Doğa, aşk, insan ilişkileri ve güncel konuları içeren tamamlanmak üzere olan şiir kitabım pandemi sonrasında planlanıyor. Sosyal içerikli şiir kitabıma ve çok uzun zamandır istediğim gerçek yaşanmışlıklarla ilginç, acı, tatlı minik hikayelerin toplandığı kitabıma başladım.
Yakın zamanda gerçekleştirmeyi düşündüğünüz yeni bir proje veya sergi var mı?
Sergi projelerimi pandemi sonrasına erteledim. Bu süreçte temalarında ve boyutlarında değişiklikler yaptım. Tabi ki değişiklikler uzun zamana yayılacak. Dört solo sergi çalışmasının biri, bahşedilmiş en büyük duygu olan annelik duygusu, doğadaki hayvan dostlarımızın resmedilmiş, içgüdüsel annelik duygularının teması işlenecek.
İkincisi, farklı ülke ve farklı kültürlerdeki insanların mutlu ve mutsuz yaşanmışlıklarının ve hayatın gerçeklerinin birikimlerinin adeta yüzlerinden okunması temalı portreler.
Üçüncüsü, Atatürk’ün ve en önemli değerlerimizin portreleri.
Dördüncüsü, çocuktan doğaya, kadından manzaraya ve güncel hayata dair karma konsept içeren sergi proje çalışmalarına devam etmekteyim.
Son olarak okuyucularımıza bir şiirimle sevgilerimi göndermek istiyorum.
Kaçar gibi terkedişindeki kelimelerin
Beynimde kurşun misali saplandı, çıkmıyor
İyi günlerin hatırı sayılamayacak kadar
Gözlerindeki soğukluğun ezişi hiç silinmiyor
Yetmedi mi
Uzaktan serzenişlerin
Bitmedi mi, sevgiyi kalkan eden ihanetlerin
Anladım giden hep kaybedendir
Bilemedim yüreğim hep verimli toprak gibidir
Sevgi tohumlarını eken sevgi çiçeklerini biçendir
Artık senin günahların şeytanına gebedir
Ne yazık ki pişmanlığımın sesi
İçimde hep gizemimdir.