BAŞKAN TÜRKMEN, KINIK'A DÖRT SAAT, FRANSA'YA KAÇ SAAT?

Arif Çayan yazdı.. BAŞKAN TÜRKMEN, KINIK'A DÖRT SAAT, FRANSA'YA KAÇ SAAT?

Kemalpaşa Belediye Başkanı Mehmet Türkmen'e dört sorum var. Öyle uzun uzun siyasi nutuklar, süslü açıklamalar, belediyecilik masalları dinlemek için değil… Bir belediye çalışanının vefatının ardından kamuoyunda oluşan soru işaretlerine cevap bulmak için.

Sayın Başkan…

Bu defa size asfaltı sormayacağım.

Parkı, bahçeyi, kaldırımı, bütçeyi de sormayacağım.

Bu defa konumuz insan.

Üstelik artık aramızda olmayan bir insan.

Kemalpaşa Belediyesinde harita teknikeri olarak görev yapan İsmet Karakoç, geçirdiği rahatsızlığın ardından hayatını kaybetti.

Öncelikle merhuma Allah'tan rahmet, ailesine ve sevenlerine başsağlığı diliyorum.

Ölümün siyaseti olmaz.

Acının partisi olmaz.

Bir insanın ardından konuşurken de vicdanı elden bırakmamak gerekir.

Ancak bir gazetecinin görevi yalnızca başsağlığı dilemek değildir.

Ortada yanıt bekleyen sorular varsa onları sormak da bizim görevimizdir.

Hele ki o soruların muhatabı, halkın oylarıyla seçilmiş bir belediye başkanıysa…

BİRİNCİ SORU: KEMALPAŞA'DAN KINIK'A BU YOLCULUK NEDEN?

Sayın Mehmet Türkmen…

Merhum İsmet Karakoç'un da aralarında bulunduğu üç belediye personelinin, geçtiğimiz yıl Kınık ilçesine geçici olarak görevlendirildiği ileri sürülüyor.

İddialara göre toplu taşımayla yaklaşık dört saat süren bir yolculuktan söz ediyoruz.

Dört saat!

Bir mesai gününü düşünün.

Sabah evinden çıkan bir çalışanı düşünün.

Gideceği yolu, dönüşünü, ailesini, günlük hayatını düşünün.

Şimdi soruyorum:

Bu personellerin Kınık'ta görevlendirilmesini gerektiren hangi belediye hizmeti vardı?

Kemalpaşa'da yapılamayan hangi iş Kınık'ta yapılacaktı?

Bu görevlendirmeleri kim teklif etti, kim onayladı?

Dahası, personelin bu karara karşı yargı yoluna başvurduğu ve eski görev yerlerine döndüğü iddiaları doğru mu?

Sayın Başkan…

Bunlar basit sorular.

Cevapları da belgelerde olmalı.

Görevlendirme yazısını açıklarsınız, gerekçesini söylersiniz, mesele aydınlanır.

Çünkü kamu yönetiminde bazı soruların cevabı uzun konuşmalarda değil, tek sayfalık bir resmi evrakta bulunur.

Burada özellikle altını çiziyorum: Merhumun rahatsızlığıyla söz konusu görevlendirme arasında bir neden-sonuç ilişkisi kurmuyorum.

Böyle bir değerlendirme, ancak somut tıbbi ve hukuki bulgularla yapılabilir.

Benim sorduğum soru çok daha açık:

Bu görevlendirme hangi kamu yararı için yapıldı?

İKİNCİ SORU: BİR HELALLİK ÇOK MU GÖRÜLDÜ?

Sayın Başkan…

Bir belediye çalışanı hayatını kaybettiğinde geride yalnızca personel dosyası kalmaz.

Bir çalışma masası kalır.

Yıllarca aynı koridorda yürüdüğü arkadaşları kalır.

Birlikte içilmiş çaylar, paylaşılmış anılar kalır.

Ve geride bir insanın hatırası kalır.

Şimdi kamuoyunda bir başka soru konuşuluyor.

Merhum personel için belediye binası önünde bir anma veya helallik töreni yapılmadığı belirtiliyor.

Doğru mu?

Doğruysa neden?

Böyle bir tören yapılması değerlendirildi mi?

Ailesinin bu konuda bir talebi ya da tercihi oldu mu?

Elbette her vefatın ardından belediye binası önünde tören düzenlenmesi zorunlu değildir.

Ama bir kurumun kendi çalışanına nasıl veda ettiği, çalışma arkadaşlarının acısına nasıl ortak olduğu da önemlidir.

Sayın Başkan…

Hani sık sık söylenir ya:

"Biz büyük bir aileyiz."

İşte insan o cümlenin anlamını böyle günlerde merak ediyor.

Aile olmak yalnızca bayram mesajlarında mı hatırlanır, yoksa acı günlerde de kendisini gösterir mi?

ÜÇÜNCÜ SORU: SAYIN BAŞKAN, CENAZEDE NEREDEYDİNİZ?

Gelelim üçüncü soruya.

Merhum İsmet Karakoç'un cenaze törenine katılmadığınız ileri sürülüyor.

Bir eski belediye çalışanı da sizi cenazede görmediğini söylemiş.

Peki, gerçekten katılmadınız mı?

Katılmadıysanız neden?

O gün başka bir programınız mı vardı?

Şehir dışında mıydınız?

Sağlık sorununuz mu vardı?

Aileyi aradınız mı?

Taziyelerinizi ilettiniz mi?

Bakın Sayın Başkan…

Hiç kimsenin her cenazeye katılma zorunluluğu yoktur.

Bir belediye başkanının da programı, mazereti olabilir.

Ancak kendi kurumunda görev yapan bir insan hayatını kaybettiğinde, belediye başkanının nerede olduğu sorusu gayet doğaldır.

Çünkü cenazede protokol koltuğu aranmaz.

Samimiyet aranır.

Bir aileye başsağlığı dilemek için büyük konuşmalara da ihtiyaç yoktur.

Bazen omza konulan bir el, yüzlerce resmi açıklamadan daha fazlasını anlatır.

Bu nedenle soruyorum: İsmet Karakoç'un son yolculuğunda neden yanındaydınız ya da neden değildiniz?

DÖRDÜNCÜ SORU: KINIK'A YOL UZUN, FRANSA'YA YOL KISA MI?

Şimdi gelelim insanın aklına takılan o soruya…

21 Ekim 2026 Çarşamba günü, Galatasaray Fransa'nın Villeneuve-d'Ascq kentinde Lille ile karşılaştı.

Güzel maç.

Avrupa kupası heyecanı.

Futbolun birleştirici tarafı da ayrı güzel.

Galatasaray'ın galibiyeti de taraftarlarını sevindirdi.

Buraya kadar hiçbir mesele yok.

Ancak Sayın Mehmet Türkmen…

Size açıkça sormak istiyorum:

Siz bu karşılaşmayı izlemek üzere Fransa'ya gittiniz mi?

Gittiyseniz hangi tarihte gittiniz?

Seyahatiniz kişisel miydi, resmi bir program kapsamında mı gerçekleşti?

Ulaşım ve konaklama giderleri kim tarafından karşılandı?

Ve en önemlisi, seyahatiniz merhum belediye personelinizin cenaze töreniyle aynı tarihe denk geldi mi?

Lütfen yanlış anlaşılmasın.

Elimizde sizin Fransa'ya gittiğinizi doğrulayan bir belge yok.

Bu nedenle gitmişsiniz gibi davranmıyoruz.

Soruyoruz.

Çünkü bir gazeteci için sorunun cevabını öğrenmek, cevabı peşinen yazmaktan çok daha değerlidir.

Eğer gitmediyseniz, çıkıp dersiniz ki:

"Ben Fransa'ya gitmedim."

Mesele kapanır.

Gittiyseniz de seyahatin tarihini ve koşullarını açıklarsınız.

Kamuoyu gerçeği öğrenir.

Ama kabul edin Sayın Başkan…

Bir tarafta dört saatlik Kınık yolculuğu iddiası, diğer tarafta Fransa'daki futbol karşılaşmasına ilişkin yanıt bekleyen bir soru olunca, insanın aklına ister istemez şu başlık geliyor:

"Kınık'a dört saat, Fransa'ya kaç saat?"

Bu sorunun cevabını da sizden bekliyoruz.

SAYIN BAŞKAN, MESELE FUTBOL DEĞİL, VİCDAN!

Şimdi diyeceksiniz ki:

"Gazeteci arkadaş, bunlar da nereden çıktı?"

Vallahi Sayın Başkan, biz icat etmedik.

İddialar kamuoyuna yansıdı.

Biz de üzerimize düşeni yapıp soruyoruz.

Bir belediye başkanı futbol maçına gidebilir.

Tatil yapabilir.

Şehir dışına çıkabilir.

Bunda tek başına eleştirilecek bir durum yoktur.

Ancak kamu görevini üstlenen herkesin, yönetimiyle ilgili sorulara cevap verme sorumluluğu vardır.

Hele konu vefat etmiş bir çalışanın hatırasıysa…

Hele ailesinin ve mesai arkadaşlarının acısı henüz tazeyse…

O zaman kullanılacak her kelimenin de ayrı bir ağırlığı vardır.

Biz merhum İsmet Karakoç'un acısını siyasi bir tartışmanın malzemesi yapmak istemiyoruz.

Aksine, hatırasına saygı gösterilmesini ve ortaya atılan iddiaların açıklığa kavuşturulmasını istiyoruz.

DÖRT SORU, DÖRT CEVAP!

Sayın Mehmet Türkmen…

Sizden uzun bir basın açıklaması istemiyorum.

Ne rakiplerinizi eleştirmenizi ne de belediyenin başarılarını sıralamanızı bekliyorum.

Dört sorumuz var:

Bir: İsmet Karakoç ve diğer personeller neden Kınık'a görevlendirildi?

İki: Merhum için belediye binası önünde anma veya helallik töreni düzenlendi mi? Düzenlenmediyse neden?

Üç: Merhumun cenaze törenine katıldınız mı? Katılmadıysanız sebebi neydi?

Dört: Galatasaray-Lille maçını izlemek için Fransa'ya gittiniz mi?

Hepsi bu!

Siyaset bazen zor iştir Sayın Başkan.

Ama sorular gayet kolay.

Üstelik bunların cevapları seçim beyannamesinde de yok, belediye bütçesinde de…

Sadece sizde var.

Biz gazeteciyiz. Soruyu sorarız, cevabın peşine düşeriz.

Siz cevap verirsiniz, biz de kamuoyuna aktarırız.

Vermezseniz sorular ortadan kalkmaz.

Ve son bir söz…

Bir belediye başkanının büyüklüğü, kaç kişinin önünde konuştuğuyla değil, zor zamanlarda insanlara nasıl davrandığıyla da anlaşılır.

Sayın Başkan, şimdi söz sizde.

Biz dört soru sorduk. Kemalpaşa kamuoyu da dört açık cevap bekliyor.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Gündem Haberleri