Bazen bir özür bin sözden daha güçlüdür

Arif ÇAYAN

Siyasetin en zor sınavlarından biri hata yapmamak değildir. Çünkü hata yapmak insana mahsustur. Asıl mesele, ortaya çıkan bir kırgınlık karşısında nasıl bir tavır sergilendiğidir. Kimi görmezden gelir, kimi inkâr eder, kimi de sorumluluğu başkalarının üzerine atmaya çalışır. Ama bazı insanlar vardır ki, yanlış anlaşılsa da, istemeden de olsa bir gönül kırıklığına sebep olduğunu gördüğünde çıkıp konuşma cesaretini gösterir.

Balçova Belediye Başkanı Onur Yiğit’in son günlerde yaptığı açıklamayı okurken aklıma tam da bu geldi.

Siyasetin sertleştiği, insanların birbirini dinlemek yerine suçlamayı tercih ettiği bir dönemde, kamuoyunun karşısına çıkıp “üzgünüm” diyebilmek kolay değildir. Hele ki toplumun hassas olduğu bir konuda, kırılan insanların duygularını anlamaya çalışmak ve bunu açık yüreklilikle ifade etmek herkesin gösterebileceği bir erdem değildir.

Onur Yiğit’in açıklamasında dikkat çeken nokta savunma yapmak değil, yaşanan kırgınlığı anlamaya çalışmasıydı. Kalabalık bir ortamda yaşanan bir anın ardından ortaya çıkan tepkileri görüp, özellikle Kürt vatandaşların incindiğini fark ettiğinde bunu ciddiye alması önemliydi. Çünkü bazen insanlar niyetlerinden değil, ortaya çıkan sonuçlardan dolayı da sorumluluk hissederler. Toplumun bir kesimi kendini kırılmış hissediyorsa, yöneticilerin görevi o sesi duymaktır.

Balçova’nın sokaklarını bilenler bilir. Bu ilçe yıllardır farklı kültürlerin, farklı inançların ve farklı yaşam tarzlarının yan yana yaşadığı bir kenttir. Aynı apartmanda farklı siyasi görüşlere sahip insanlar oturur, aynı parkta farklı kimliklerden çocuklar oynar. Balçova’nın gücü de tam olarak buradan gelir. Birlikte yaşamaktan, birbirine saygı duymaktan ve ortak geleceğe inanabilmekten.

Onur Yiğit’in açıklamasında da aslında bu anlayışın izleri vardı. Kürt, Türk, Alevi, Sünni ayrımı yapmaksızın tüm yurttaşların belediye başkanı olduğunu söylemesi sıradan bir siyasi cümle olarak görülmemeli. Çünkü yerel yöneticilik tam da bunu gerektirir. Belediye başkanları yalnızca kendilerine oy verenlerin değil, o kentte yaşayan herkesin başkanıdır.

Bugün Türkiye’nin en çok ihtiyaç duyduğu şeylerden biri de budur. İnsanların birbirini düşman gibi görmek yerine anlamaya çalışması, kırılan gönüllerin tamir edilmesi ve ortak değerlerde buluşulması…

Elbette herkes aynı düşünmek zorunda değildir. Her açıklama eleştirilebilir, her siyasetçi sorgulanabilir. Ancak bir insanın samimi bir şekilde üzüntüsünü ifade etmesini, toplumsal barış adına verilen bir mesajı da görmek gerekir.

Çünkü siyaset yalnızca kürsülerde yapılan konuşmalardan ibaret değildir. Bazen bir özür, bazen bir üzüntü ifadesi, bazen de kırılan bir gönlü onarmaya çalışmak en büyük siyasi mesajdır.

Balçova’nın geleceği, ayrışmada değil birliktedir. Kırgınlıkları büyütmekte değil, onları onarmaktadır. Onur Yiğit’in yaptığı açıklama da tam olarak bu iradeyi ortaya koymaktadır.

Bugün ihtiyaç duyduğumuz şey öfkeyi büyütmek değil; birbirimizi anlamaya çalışmak, aynı şehirde, aynı sokaklarda, aynı geleceğe umutla bakabilmektir.

Ve bazen bir belediye başkanının samimi bir üzüntü açıklaması, bunun için atılmış önemli bir adımdır.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.