BİLİNÇLİ BAYRAMLAR

Banu Pirinçcioğlu

Siz günahlarınızdan arınacaksınız diye kıtır kıtır kesilip canını veren hayvanların kurban edilmesi.
Bayramımız budur.
Bunu nasıl kutlayabiliriz ki?

Bayram neşe değil midir? Bayram etmek mesela neden söylenir?
Kutlamadır, mutluluktur.
Ben bir hayvanın canını alarak nasıl mutlu olabilirim ki?

Vakti zamanında yiyecek bulunmazken avcılıkla beslenirdi insanlar. Bunu biliyoruz zaten.
Yaşamak için avlanırdı. Hayatta kalmak için avladığını yerdi.
Tarihi bilgilere hiç girmeyelim.
Peki şimdi? Protein almak için etten başka birşey yok mu?
Et yeme sebebiniz gerçekten protein almak mı? Keyif değil mi sahi?
Öyle olmasaydı her köşe başında bir ocakbaşı da olmazdı zaten.
Eti seviyorsunuz. Protein bahaneniz, maksat keyif olsun.

Eskiden ben de severdim. Etsiz öğün yemezdim. Yediğim herşeyde et olurdu. Sebebini bilmediğim şekilde etten uzaklaştım. Belki kokusu rahatsız etti, ama birşey oldu ve ben eti bıraktım. Nerdeyse bir seneye yakın tüketmedim.
Aşırı kansızlık çıkınca doktorun reçete gibi et yazmasıyla mecbur tükettim, ilaç gibi.
Araştırmacı kişiliğim ete alternatifler aradı. Dünya kadar da buldu.
Mesela kansızlık varsa pekmez tüketebiliyorsunuz. Tahinle de karıştırınca demiri de garantilemiş oluyorsunuz.
Ki dahası kırmızı et tüketiminin kalp krizi ve kanser riskini arttırdığı da kanıtlanmış. Harvard üniversitesi 30 yıllık araştırmasında bunu ortaya koymuş.
Kollajen mi lazım? Onun için de portakal, greyfurt, kivi, ananas tüketebilirsiniz.
Kemik suyu iyi güzel, sağlıklı ama peki ya kolesterol? Vücuda yüklediğiniz fazlaca kolesterolün kalbinize zararı?

Alternatif bol. Hem sağlıklı hem lezzetli beslenmenin çeşidi çok. Avlanmanıza da gerek yok, avlanmışı yemenize de.

Sevap yapmaksa niyet, onun da milyon tane yolu var.
Bir fakiri doyurmanın yolu sadece et olabilir mi?
Sebzesi meyvesi, bakliyatı dolu. Kilo kilo alırsınız, tıka basa doyurursunuz.

Hastalar var mesela. Sma duydunuz mu? Çocuklar ölüyor.
Yardım diye çığlık çığlığa anneler. Kurbanlık koyun bedeli bin lira.
Kan akıtmak yerine can verseniz?
Binlerce kurbanın kanı akacağına bir sma lı bebeği kurtarsanız? Sevap defterinize artı yazılmaz mı sizce?
Sokakta mendil satmak zorunda olan beş yaşındaki çocuğu alıp bir yemeğe götürseniz mesela. Belki de bir oyuncakçı vitrininde görüp de çok istediği bir bebek vardır. Alıp da onu mutlu etseniz?
Bisiklete hiç binmemiş kaç çocuk var biliyor musunuz?
Çocuk demişken, çocuk esirgeme kurumu diye bir yer var hani.
Hayatlarında hiç anne babası olmamış, olduysa da artık onlar olmadan yaşayan çocuklar. Bir çocuğu güldürmenin sevabı ne kadardır?
Çok fakir bir evin kapısına bir torba dolusu gofret bıraksanız nasıl mutlu olurlardı.
Daha da yazarım, sayfalar yetmez. Biraz da siz düşünün bakalım.

Siz yine bayram geleneği olarak büyüklerinizi ziyarete gidin, ellerini öpün.
Bunu yapalım zaten. Sırf bayramda arayıp soranlardansanız sevdiklerinizi, bayramı fırsat bilin o halde.
Bunu yaparken kan akıtmanıza gerek yok.

Lakin artık 21. yüzyıldayız. Bunun bilinciyle yaşamayı öğrenmenin zamanı gelmedi mi sizce de?