Soğuk bir maç günüydü…
Tribünler kalabalıktı ama bir çocuk vardı ki, üşüyordu.
Ayakkabıları ıslaktı, ayakları titriyordu.
Kimse görmese de, vicdan gördü.
Bir polis fark etti; Cengiz Yiğit!
Ne talimat bekledi, ne de etrafına baktı.
Eğildi… Kendi çorabını çıkardı ve o çocuğun ayaklarına giydirdi.
O an maç durmadı belki ama hayat durdu.
Çünkü orada bir gol atılmadı;
Orada insanlık kazandı.
Sonra o an, sadece tribünlerde kalmadı.
Devletin kapısından içeri girdi.
Malatya Valisi Seddar Yavuz, bu sessiz ama büyük davranışı görmezden gelmedi.
O polisi makamında kabul etti.
Bir belge verdi…
Ama aslında bir duruşu onurlandırdı.
O başarı belgesi; sadece bir polise verilmedi.
Şefkate, merhamete, “önce insan” diyen anlayışa verildi.
Çünkü devlet dediğin; sadece kanunla değil, sadece güçle değil, bazen bir çorapla da ayakta durur.
Valinin o ödülü, bize şunu hatırlattı:
İyilik sahipsiz değildir.
Vicdan karşılıksız kalmaz.
Ve bu ülkede hâlâ doğruyu yapanın arkasında duran bir irade vardır.
Bir çocuk üşümesin diye eğilen polis…
Ve o davranışı baş tacı eden bir yönetici…
İşte devlet tam da budur.
Soğuk bir günde, bir çocuğun ayaklarında ısınan adalettir.