Bir kenti yürekle taşımak: Onur Yiğit ve Balçova’nın hikayesi

Arif ÇAYAN

Bazı insanlar vardır; makamlarıyla değil, dokundukları hayatlarla anılırlar.

Balçova Belediye Başkanı Onur Yiğit de o isimlerden biri…

Arefe sabahı henüz gün doğmadan sahaya inen bir başkan düşünün…

Elinde ne protokol listesi var ne de gösteriş…

Sadece emeğe saygı, insana değer ve kentine duyduğu sorumluluk…

Temizlik işçisinin elini sıkan, fen işleri çalışanının yorgunluğunu anlayan, veterinerlik hizmetlerinde görev yapan bir personelin gözünün içine bakarak “iyi ki varsın” diyen bir yönetici…

İşte tam da bu yüzden Onur Yiğit’i anlatırken “başkan” demek yetmiyor;

çünkü o, Balçova’da bir yöneticiden fazlasını temsil ediyor.

Bugün şehirleri betonlar değil, insanların birbirine olan bağı ayakta tutuyor.

Ve o bağ, en çok da böyle anlarda güçleniyor…

Bir bayram sabahında, makam odasında oturmak yerine sahada olmayı tercih eden bir irade, aslında bir kentin vicdanını inşa ediyor.

Onur Yiğit’in dilinden düşmeyen “eşitlik” ve “adalet” kavramları, sadece birer cümle değil…

Onun yürüdüğü yolun özeti.

Çünkü adil bir kent; sadece yolların, parkların, projelerin eşit olması değil…

İnsanın değer gördüğü, emeğin karşılık bulduğu bir düzen demek.

Balçova’da bugün hissedilen şey tam olarak bu:

Birlikte üretmenin huzuru, birlikte paylaşmanın sıcaklığı…

Belki de en kıymetlisi şu;

Bir belediye başkanının çalışanlarına “siz varsınız, biz varız” diyebilmesi…

Bu cümle, bir yönetim anlayışından çok daha fazlası…

Bu, bir gönül meselesi…

Çünkü bazı şehirler planlarla büyür,

Bazı şehirler ise yürekle…

Balçova, bugün ikinci yolu seçmiş gibi görünüyor.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.