Bazı insanlar vardır, başarılarını sahip oldukları makamlarla ölçersiniz. Bazıları vardır, kazandıkları parayla, yaptıkları yatırımlarla veya kurdukları şirketlerle anılır. Bir de hayatının merkezine insan yetiştirmeyi koyanlar vardır. Onların başarısı banka hesaplarında değil, yetişmesine katkı sundukları gençlerin geleceğinde saklıdır.
İşte bugün sizlere Torbalı’da eğitim denildiğinde adı uzun yıllardır gündeme gelen, öğretmenlikten eğitim yatırımcılığına uzanan yolculuğuyla dikkat çeken bir isimden söz etmek istiyorum.
Yıldırım Baytekin’den…
Tam 26 yıldır eğitimin farklı kademelerinde görev yapan, yaklaşık 20 yıldır Torbalı’da binlerce öğrencinin yetişmesine katkı sunan bir eğitimciden…
Bugün Bahçeşehir ve Uğur Eğitim Kurumlarının köklü eğitim anlayışını, kalitesini ve güçlü akademik birikimini İzmir’in Küçük Menderes bölgesindeki öğrencilerle buluşturan bir eğitim yatırımcısından…
Ancak bu hikâyeyi anlamak için bugünkü modern eğitim kampüslerinden değil, yıllar öncesinin mütevazı bir köy okulundan başlamak gerekiyor.
Çünkü bazı başarı hikâyelerinin değeri, yalnızca ulaşılan noktada değil, o noktaya gelmek için aşılan yollarda gizlidir.
SOBASI YAKILAN KÖY OKULUNDAN MODERN EĞİTİM KAMPÜSLERİNE
Yıldırım Baytekin, 1976 yılında Muş’un Varto ilçesinde dünyaya geldi.
İlkokulu köyde, ortaokulu ilçede okudu. Çocukluk yıllarında eğitim imkânlarının bugünkü kadar geniş olmadığı bir ortamda büyüdü.
Yıllar önce verdiği bir röportajda, kış aylarında okula ulaşabilmek için yol açılması gerektiğini, öğrencilerin sınıftaki sobayı kendilerinin yaktığını anlatıyordu.
Bir düşünün…
Köy okulunda sobanın başında eğitim gören bir çocuk, yıllar sonra binlerce öğrencinin geleceğini şekillendirmeyi amaçlayan modern eğitim kampüslerinin hayata geçirilmesine öncülük ediyor.
Bence bu hikâyenin en anlamlı taraflarından biri tam da burada.
1990 yılında ailesiyle birlikte Torbalı’ya göç eden Baytekin, lise eğitimini Torbalı Lisesi’nde tamamladı.Gençlik yıllarında futbol da hayatının önemli bir parçasıydı. Torbalıspor forması giydiği dönemler oldu.
Ancak onun hayatındaki asıl yönü belirleyen tercih eğitimdi.
Akdeniz Üniversitesi Tarih Bölümü’nde öğrenim gördü. Akademisyenlik düşüncesi de vardı. Hayatın şartları farklı bir yol çizdiğinde ise öğretmenliği tercih etti.Ve bana göre önemli olan, tam da bu tercihin ardından başlıyor.
Çünkü Yıldırım Baytekin, eğitimi yalnızca dışarıdan yöneten bir yatırımcı olarak değil, sınıfın içinden gelen bir öğretmen olarak tanıdı.
Bir öğrencinin sınav kaygısını, bir velinin beklentisini, bir öğretmenin sorumluluğunu bilerek bu alanda ilerledi.İşte eğitim yatırımlarına farklı bir anlam kazandıran geçmiş de bu.
ÖĞRETMENLİKTEN EĞİTİM GİRİŞİMCİLİĞİNE UZANAN YOLCULUK
Yıldırım Baytekin’in meslek hayatının ilk yılları, farklı ilçelerde edindiği öğretmenlik deneyimleriyle şekillendi.
Torbalı, Selçuk ve Kuşadası’nda öğretmenlik yaptı.Farklı okullarda, farklı öğrencilerle ve ailelerle bir araya geldi. Eğitimin yalnızca sınıfta ders anlatmaktan ibaret olmadığını, öğrencinin hayatına dokunabilmenin ne kadar büyük bir sorumluluk taşıdığını yakından gördü.Öğretmenliğin ardından okul yöneticiliği deneyimi de kazandı.Bir sınıfın sorumluluğundan bir okulun sorumluluğuna uzanan bu süreç, onun eğitim dünyasına daha geniş bir pencereden bakmasını sağladı.
Ardından eğitim alanındaki girişimcilik yolculuğu başladı.2000’li yılların ortasında Özdere’de dershane kuruculuğuna adım attı. Daha sonra Torbalı’da Uğur Dershanesi çatısı altında eğitim çalışmalarını sürdürdü.Öğretmenlik, okul yöneticiliği, dershane kuruculuğu, eğitim yatırımcılığı…Her aşama, bir sonrakinin tecrübesini oluşturdu.
Fakat onun hedefi yalnızca öğrencileri sınavlara hazırlayan bir kurum oluşturmak değildi.Anaokulundan başlayarak çocukların gelişimini uzun yıllar boyunca takip edebilecek, bilimle, sanatla, sporla ve yabancı dille iç içe bir eğitim ortamı oluşturmak istiyordu.
Bu hedef, 2015 yılında önemli bir karşılık buldu.Bahçeşehir Koleji Torbalı Kampüsü eğitim öğretime başladı.Bu yatırımın anlamını yalnızca yeni bir okul binasının açılmasıyla sınırlandırmak doğru olmaz.Çünkü ilçenin çocuklarının farklı eğitim imkânlarına ulaşabilmesi, ailelerin seçeneklerinin artması ve bölgedeki eğitim altyapısının gelişmesi bakımından da önemli bir adımdı.
Kampüsün kuruluş aşamasında inovasyon laboratuvarı, bilim müzesi, spor alanları ve teknoloji destekli eğitim ortamları öne çıkarılmıştı.
Torbalı gibi sanayi, tarım ve nüfus hareketliliğiyle büyüyen bir ilçede eğitime yapılan bu yatırım, kentin gelişiminin yalnızca fabrikalar ve konutlarla sınırlı olmadığını da gösteriyordu.Çünkü bir kentin gerçek geleceğini yalnızca binalar değil, o binalarda yetişen insanlar belirler.
TORBALI’DAN KÜÇÜK MENDERES’E UZANAN EĞİTİM YATIRIMLARI
Yıldırım Baytekin’in eğitim alanındaki çalışmaları zamanla Torbalı’nın sınırlarını aştı.
İzmir’in Küçük Menderes bölgesinde farklı ilçelere yayılan bu yolculuk, yeni yatırımlarla büyümeye devam etti.Tire’de mevcut Uğur Okulları kampüsüne yapılan yeni yatırımlarla okulun fiziki imkânları geliştirildi, eğitim ortamları yenilendi ve modern bir eğitim kampüsüne dönüşmesi sağlandı.Ödemiş’te ise uzun yıllardır eğitim faaliyetlerini sürdüren mevcut bir okul, yapılan yatırımlarla 2025 yılında Bahçeşehir Koleji çatısı altında yeni bir eğitim dönemine başladı.Böylece Torbalı ve Ödemiş Bahçeşehir Kolejleri ile Tire Uğur Okulları, bölgedeki eğitim yatırımlarının önemli merkezleri hâline geldi.
Üstelik bu çalışmalar yalnızca özel okullarla sınırlı kalmadı.Torbalı, Ödemiş, Kemalpaşa ve Kuşadası’ndaki Uğur Kurs merkezleriyle lise ve üniversite sınavlarına hazırlanan gençlere yönelik eğitim hizmetleri de sürdürüldü.
Baytekin’in bu yolculuğunda önemli bir ayrıntı da var.
Bahçeşehir ve Uğur Eğitim Kurumlarının köklü markaları bünyesinde, İzmir’in Küçük Menderes bölgesindeki okul ve kurslara yatırım yapan bir eğitimci ve iş insanı olarak çalışmalarını sürdürüyor.Onun yaptığı, Bahçeşehir ve Uğur Eğitim Kurumlarının köklü eğitim anlayışını, kalitesini ve güçlü akademik birikimini bölgedeki çocuklarla buluşturmak.Üstelik eğitim girişimciliğinde kendisine örnek aldığı isimlerin başında da Bahçeşehir Uğur Eğitim Kurumlarının kurucusu ve başkanı Enver Yücel geliyor.
Baytekin, Enver Yücel’in eğitim vizyonunu, eğitim alanında ortaya koyduğu yatırımları ve yıllar içerisinde oluşturduğu kurumsal birikimi örnek aldığını her fırsatta dile getiriyor.
Bence bunun da üzerinde durmak gerekiyor.Çünkü eğitim alanında yıllara yayılan birikimin ve güçlü bir vizyonun, aynı alanda yatırım yapan başka eğitimciler için örnek oluşturması son derece anlamlı.Nitelikli eğitim olanaklarının yalnızca büyükşehirlerin merkezlerinde bulunması yeterli değil.Torbalı’daki, Tire’deki, Ödemiş’teki, hatta bu ilçelerin köylerindeki çocukların da aynı imkânlara ulaşabilmesi gerekiyor.Eğitimde fırsat eşitliği dediğimiz mesele biraz da burada başlıyor.
YÜZLERCE ÖĞRETMEN, BİNLERCE ÖĞRENCİ…
Bugün Yıldırım Baytekin’in eğitim yatırımlarının bulunduğu kurumlarda yüzlerce öğretmen ve çalışan görev yapıyor.Bu kurumlarda binlerce öğrenci eğitim görüyor. Geçmiş yıllarda mezun olanlar da düşünüldüğünde çok daha geniş bir öğrenci kitlesinin hayatına dokunulmuş durumda.
Bu tabloya yalnızca öğrenci sayıları üzerinden bakmak eksik olur.Çünkü aynı zamanda önemli bir istihdam ve yatırım hikâyesinden söz ediyoruz.Öğretmenler, okul yöneticileri, rehberlik uzmanları, idari çalışanlar ve destek personeli…Yüzlerce insanın emeğiyle ayakta duran bir eğitim organizasyonu.Üstelik eğitim yatırımı, diğer pek çok sektörden farklı olarak sürekli gelişmeyi ve yenilenmeyi gerektiriyor.Yeni teknolojilere uyum sağlamak, okul binalarını geliştirmek, öğretmen kadrolarını güçlendirmek, öğrencilerin değişen ihtiyaçlarına cevap verebilmek…
Bütün bunların önemli maliyetleri ve sorumlulukları var.Baytekin’in yatırım anlayışında ise dikkat çekici bir yaklaşım öne çıkıyor.Eğitimden kazandığını yeniden eğitime yatırmak.Yıllar içerisinde elde ettiği birikimi yeni eğitim yatırımlarına, mevcut kampüslerin geliştirilmesine ve daha fazla öğrencinin eğitim olanaklarına ulaşmasına yönlendirmesi, öğretmenlikten gelen birikimini girişimcilikle buluşturduğunu gösteriyor.
Elbette özel eğitim kurumları da birer işletme.Ekonomik sürdürülebilirlikleri, çalışanları, yatırımları ve mali sorumlulukları var.Ancak eğitime yapılan yatırımın diğerlerinden ayrılan önemli bir yönü bulunuyor.Bir fabrikanın ürettiği ürünü, bir işletmenin ortaya koyduğu hizmeti ölçebilirsiniz.Peki bir öğretmenin yetiştirdiği öğrencinin yıllar sonra topluma kattığı değeri nasıl ölçeceksiniz?Bence eğitim yatırımının asıl karşılığı da burada aranmalı.
BAŞARIYI ANLATMANIN EN GÜZEL YOLU: ÖĞRENCİLERİN HİKÂYELERİ
Elbette bir eğitim kurumunun başarısını yalnızca fiziki imkânlarıyla değerlendirmek eksik olur.Asıl önemli olan, öğrencilerin o imkânları kullanarak hangi kapıları açabildiğidir.Torbalı Bahçeşehir Koleji ve Baytekin’in eğitim yatırımlarının bulunduğu kurumlarla ilgili kamuoyuna yansıyan sonuçlar arasında dikkate değer örnekler bulunuyor.2023 yılında Torbalı Uğur Kurs Merkezi öğrencisi Sara Er’in üniversite sınavında sözel alanda Türkiye 630’uncusu ve Torbalı birincisi olması bunlardan biriydi.2025 yılında ise Bahçeşehir Koleji İzmir Güney Kampüsü öğrencisi Zeynep Genç’in başarı hikâyesi dikkat çekti.İlkokuldan itibaren bu kampüste eğitim gören Zeynep, İngiltere’deki altı üniversiteden kabul aldı ve Warwick Üniversitesini tercih etti.
Düşünün…
Torbalı’da başlayan bir eğitim yolculuğunun dünyanın saygın üniversitelerinden birine uzanması…Böylesi bir başarıda elbette öncelikle öğrencinin emeği, ailesinin desteği ve öğretmenlerinin katkısı vardır.Ancak bu imkânları öğrencilerle buluşturan eğitim ortamının kurulması da küçümsenmemesi gereken bir sorumluluktur.Bir eğitimcinin en büyük mutluluğu, öğrencisinin kendisinden daha ileriye gidebildiğini görmektir.
Baytekin’in eğitim yatırımlarını değerlendirirken de bence asıl bakılması gereken yer burasıdır.
BİLİMDE, TEKNOLOJİDE VE ULUSLARARASI ETKİNLİKLERDE YENİ ADIMLAR
Başarı yalnızca üniversite sınavlarında elde edilen derecelerden ibaret değil.
Bugünün dünyasında çocuklara araştırmayı, sorgulamayı, birlikte üretmeyi ve problem çözmeyi öğretmek de büyük önem taşıyor.2025 yılında Bahçeşehir Koleji İzmir Güney Kampüsü’nün UNITAS Robotik Takımı, FIRST LEGO League Challenge İzmir Ortaokul Yerel Turnuvası’nda 35 takım arasından yenilikçi proje kategorisinde ikincilik elde etti.Bu, öğrencilerin teknolojiyle yalnızca tüketici olarak değil, üreten bireyler olarak buluşmasına ilişkin somut bir örnekti.Aynı yıl kampüsün ev sahipliğinde gerçekleştirilen BIG MUN konferansında farklı liselerden öğrenciler, İngilizce yürütülen oturumlarda küresel meseleleri tartıştı.Ödemiş’te ise Bahçeşehir Koleji öğrencilerinin öncülüğünde Kent Konseyi bünyesinde oluşturulan Yapay Zekâ Meclisi dikkat çekti.Öğrencilerin geliştirdiği yangın erken tespit sistemi, gençlerin yaşadıkları kentin sorunlarına teknolojik çözümler üretebileceğini gösteren örneklerden biri oldu.
Tire Uğur Okulları öğrencisi Emir Kurtuluş’un 2026 yılında uluslararası bilim ve matematik yarışmalarında altın ve gümüş madalya kazanması da bölgenin eğitim alanındaki başarılarına yeni bir örnek ekledi.
Bir tarafta robotik projeler geliştiren gençler, diğer tarafta uluslararası ilişkileri tartışan öğrenciler…Bir başka ilçede yapay zekâ projeleri üreten çocuklar, uluslararası bilim yarışmalarında dereceye giren gençler…
İşte modern eğitim dediğimiz anlayış biraz da bu.Çocuklara yalnızca doğru cevabı öğretmek değil, doğru soruyu sorabilme cesareti kazandırmak.
ÇOCUKLARIN OYUN HAKKINI DA UNUTMAYAN BİR EĞİTİM ANLAYIŞI
Bahçeşehir Kolejinin Torbalı ve Ödemiş kampüslerinde dikkat çeken çalışmalardan biri de Oyun Dostu Okul Projesi oldu.Her iki kampüs de çocukların oyun hakkını merkeze alan eğitim anlayışları ve gerçekleştirdikleri çalışmalar sonucunda Oyun Dostu Okul unvanını almaya hak kazandı.Bu yaklaşımın temelinde önemli bir düşünce bulunuyor:Çocuk, yalnızca sınava hazırlanan bir öğrenci değil; oyun oynayan, arkadaşlık kuran, keşfeden, hata yapan ve yeniden deneyen bir bireydir.
Eğitim kurumlarının bunu hatırlaması gerekiyor.Çünkü çocukların akademik başarıları kadar psikolojik, sosyal ve duygusal gelişimleri de önemlidir.Sınav kazanan çocuklar yetiştirmek değerlidir. Ancak kendini tanıyan, özgüven sahibi, merak eden ve mutlu olabilen çocuklar yetiştirmek de eğitimin vazgeçilmez hedefidir.Bu nedenle Torbalı ve Ödemiş kampüslerinin Oyun Dostu Okul unvanını kazanmasını yalnızca kurumsal bir başarı olarak değil, çocuğu merkeze alan eğitim anlayışının önemli bir göstergesi olarak görüyorum.
ÖĞRETMENE VERİLEN DEĞER, EĞİTİME VERİLEN DEĞERDİR
Yıldırım Baytekin’in kamuoyuna yansıyan açıklamalarında dikkatimi çeken bir başka konu da öğretmenlere yaptığı vurgu.2025-2026 eğitim öğretim yılı öncesinde İzmir Güney, Ödemiş ve Tire kampüslerinin katıldığı hazırlık toplantısında, güçlü bir eğitimci kadrosuna sahip olmanın önemini özellikle dile getirmişti.Bu yaklaşım, 2026-2027 eğitim öğretim yılı başında düzenlenen üç günlük öğretmen eğitimi çalıştayıyla da devam etti.Öğretmenlerin mesleki gelişimlerini desteklemeye yönelik bu hizmet içi eğitim çalışması, eğitim kalitesinin yalnızca fiziki yatırımlarla artırılamayacağının da bir göstergesiydi.Üstelik bu çalışmalar yalnızca kendi kurumlarında görev yapan öğretmenlerle sınırlı değil.İlçelerdeki Rehberlik ve Araştırma Merkezleri (RAM) ve Bilim ve Sanat Merkezleri (BİLSEM) ile gerçekleştirilen iş birlikleri kapsamında, bölgedeki öğretmenlere yönelik eğitim seminerleri ve mesleki gelişim çalışmalarına da katkı sağlanıyor.Bence bunun üzerinde özellikle durmak gerekiyor.Çünkü bir öğretmenin mesleki gelişimine yapılan yatırım, yalnızca o öğretmene değil, yıllar boyunca yetiştireceği yüzlerce öğrenciye yapılan yatırımdır.Devlet okullarıyla özel okulların, kamu kurumlarıyla eğitim yatırımcılarının ortak amaçlar etrafında buluşması da bu açıdan önemli.Sonuçta hangi kurumda görev yaparsa yapsın bütün öğretmenlerin ortak amacı çocukları en iyi şekilde geleceğe hazırlamaktır.Teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin, okullar ne kadar modernleşirse modernleşsin, hiçbir sistem iyi bir öğretmenin yerini bütünüyle dolduramaz.Bir öğrencinin hayatına dokunan öğretmen, bazen bir sınav sonucundan çok daha kalıcı iz bırakır.Öğrencisine güven veren, yeteneğini keşfeden, ona yeni bir ufuk açan öğretmenin emeği ölçülemez.
Öğretmen kökenli bir eğitim yatırımcısının, eğitim kadrolarının gelişimine önem vermesi bu açıdan anlamlıdır.Başarılı öğrencilerin arkasında çoğu zaman görünmeyen büyük bir öğretmen emeği vardır.Ve o emeği görünür kılmak, yöneticiliğin de önemli sorumluluklarından biridir.
KÖY OKULUNDAN ÇIKIP KÖY OKULLARINI UNUTMAMAK
Yıldırım Baytekin’in eğitim yolculuğunda benim özellikle anlamlı bulduğum bir başka konu da sosyal sorumluluk çalışmaları.Çünkü bir eğitim kurumunun sorumluluğu yalnızca kendi öğrencileriyle sınırlı olmamalı.Yaşadığı kente, çevresindeki okullara ve eğitim imkânları sınırlı olan çocuklara da katkı sunabilmeli.Baytekin’in eğitim yatırımlarının bulunduğu kurumların bu alandaki çalışmalarına baktığımızda dikkat çekici örneklerle karşılaşıyoruz.Torbalı Bahçeşehir Kolejinin Dirmil’deki kardeş okul çalışmaları, köy okullarına yönelik kitap bağışları ve öğrencilere ulaştırılan eğitim destekleri bunlardan bazıları.
Ödemiş’te ise bu çalışmalar farklı okullara kadar uzanmış.2025 yılında Orhangazi İlkokulu, Bahçeşehir Koleji, Okul Aile Birliği ve hayırseverlerin katkılarıyla yenilendi.2026 yılında Birgi Üçkonak İlkokulu da yine Okul Aile Birliği ve hayırseverlerin desteğiyle daha iyi eğitim şartlarına kavuşturuldu.Bu dayanışmanın bir başka örneği de Göllüce’de yaşanıyor.Okul Aile Birliğinin katkılarıyla yenilenen Göllüce köyündeki anaokulunun Ekim 2026 içerisinde açılması planlanıyor.
Üstelik bu çalışmalar yalnızca okul binalarının yenilenmesiyle sınırlı değil.
Öğretmenlerin, velilerin, okul aile birliklerinin ve hayırseverlerin bir araya gelerek çocuklar için ortak bir iyilik ortaya koyması söz konusu.Bence bu ayrıntı oldukça önemli.Çünkü burada özel eğitim kurumlarının kendi öğrencilerinin dışına çıkarak devlet okullarındaki çocuklar için de sorumluluk üstlenmesini görüyoruz.
Bir düşünün…
Yıllar önce köy okulunda sobasını kendisi yakan bir çocuk, bugün başka köylerdeki çocukların daha iyi şartlarda eğitim görmesine katkı sağlıyor.
Bir zamanlar eğitim imkânlarının sınırlılığını yaşayan biri, yıllar sonra başka çocukların eğitim ortamlarını iyileştirmek için emek veriyor.Bazen insanın nereden geldiğini unutmaması, ulaştığı yerden çok daha anlamlıdır.
BAZI İYİLİKLERİN REKLAMI OLMAZ
Baytekin’in sosyal sorumluluk anlayışı yalnızca köy okullarına yapılan katkılardan ibaret değil.Yıllar içerisinde eğitim yatırımlarının bulunduğu kurumlarda onlarca şehit ve gazi çocuğuna, ayrıca sosyal hizmetler aracılığıyla yönlendirilen çocuklara eğitim imkânı sağlanmış.2023 yılında yaşanan büyük deprem felaketinin ardından bölgeye gelen depremzede öğrencilerin eğitimlerinin devamına yönelik destekler de bu çalışmalar arasında yer aldı.Bu noktada bir şeyi özellikle önemsiyorum.
Çocukların kimliklerini, ailelerinin yaşadıkları güçlükleri veya özel hayatlarını kamuoyuyla paylaşmadan da yapılan çalışmaların toplumsal değerini anlatmak mümkün.Çünkü mesele kime ne kadar yardım yapıldığını sergilemek değil.Mesele, bir çocuğun eğitim hayatının yarım kalmaması için sorumluluk üstlenebilmek.Bir şehit çocuğunun, bir gazi ailesinin evladının ya da sosyal hizmetlerin desteğindeki bir çocuğun nitelikli eğitim olanaklarına ulaşmasına katkı sunmak, üzerinde uzun uzun düşünülmesi gereken bir toplumsal sorumluluk.
Eğitimde fırsat eşitliğinden söz ediyoruz.İşte fırsat eşitliği, bazen imkânı olmayan bir çocuğa kapı açabilmekle başlar.Ve bazı iyilikler vardır ki değeri, ne kadar duyurulduğuyla değil, bir insanın hayatında bıraktığı izle ölçülür.
OKULLAR YAŞADIKLARI KENTİN SOSYAL VE KÜLTÜREL HAYATINA DA DOKUNMALI
Bir okulun başarısı yalnızca üniversiteye yerleştirdiği öğrenci sayısıyla ölçülemez.
Bulunduğu kentin kültürel, bilimsel, sanatsal ve sosyal yaşamına yaptığı katkılar da önemlidir.Torbalı, Tire ve Ödemiş’te yürütülen bazı çalışmaları bu açıdan değerlendirmek gerekiyor.Ödemiş’te öğrencilerin öncülüğünde oluşturulan Yapay Zekâ Meclisi, gençlerin yaşadıkları kentin sorunlarına teknolojik çözümler üretme çabasının örneklerinden biri.Tire Uğur Okullarında da çevre, kültür, sanat ve sosyal sorumluluk alanlarında dikkat çekici çalışmalar yürütülüyor. TEMA Vakfı ile çevre bilincine yönelik projeler, sürdürülebilirlik çalışmaları, fidan dikimi etkinlikleri ve LÖSEV’e verilen destek bunlardan bazıları.
Dündarlı ve Karateke ilkokullarıyla gerçekleştirilen kardeş okul çalışmaları, Karateke İlkokulunun kütüphanesinin yenilenmesine sağlanan katkı ve Güneydoğu Anadolu’daki köy okullarına yönelik oyuncak paylaşımı da eğitimde dayanışmanın güzel örnekleri.Tireli çocuklara yönelik ücretsiz tiyatro etkinlikleri ve müzik yarışmalarına verilen destekler ise okulun ilçenin kültür ve sanat yaşamına katkısını ortaya koyuyor.Torbalı’daki bilim, robotik, spor, kültür ve sosyal sorumluluk etkinlikleri de benzer bir anlayışın parçaları.Bunun yanında mahalle muhtarları ve sivil toplum kuruluşlarıyla eğitim alanında geliştirilecek iş birliklerine açık olunması da önemli.
Çünkü çocukların ve gençlerin eğitimine yönelik ortak çalışmalar, yalnızca eğitim kurumlarına değil, yaşadıkları kentin geleceğine de katkı sağlar.
Bütün bunlar bize önemli bir gerçeği hatırlatıyor.Bir okul, bulunduğu kentin yalnızca eğitim ihtiyacını karşılayan bir bina değildir.Aynı zamanda o kentin kültürüne, sosyal hayatına ve geleceğine katkı sunabilecek önemli bir kurumdur.
GELECEĞİN EĞİTİMİNE BUGÜNDEN HAZIRLANMAK
Torbalı Bahçeşehir Koleji’nde 2026-2027 eğitim öğretim yılıyla birlikte çift dilli eğitim modelinin uygulanması yönünde atılan adımlar da değişen eğitim ihtiyaçlarına verilen yanıtlardan biri.Anaokulu ve ilkokulun ilk sınıflarında yabancı dilin günlük yaşamın doğal bir parçası hâline getirilmesi hedefleniyor.
Dünya hızla değişiyor.Yapay zekâ, dijital teknolojiler, uluslararası iletişim ve bilimsel gelişmeler eğitimden beklentileri de değiştiriyor.Bu nedenle bir okulun başarısı yalnızca geçmişte elde ettiği sonuçlarla değil, yeni ihtiyaçlara ne kadar hazırlıklı olduğuyla da değerlendirilmeli.Bir dönem çocukların iyi bir üniversite kazanması eğitimin en önemli hedeflerinden biri olarak görülüyordu.Bugün ise üniversite kazanmanın yanında, dünyayı tanıyan, yabancı dil bilen, sorgulayan, araştıran ve farklı kültürlerle iletişim kurabilen bireyler yetiştirmek de gerekiyor.
Torbalı’da, Ödemiş’te veya Tire’de büyüyen bir çocuğun dünyanın önde gelen üniversitelerini hedefleyebilmesi neden mümkün olmasın?Zeynep Genç’in Torbalı’dan Warwick Üniversitesine uzanan başarı hikâyesi, bu sorunun yalnızca bir hayalden ibaret olmadığını gösteriyor.
Bahçeşehir ve Uğur Eğitim Kurumlarının akademik birikimi, yabancı dil yaklaşımı, bilimsel çalışmaları ve uluslararası eğitim vizyonu da bu hedef doğrultusunda önemli olanaklar sunuyor.Elbette her eğitim kurumunda olduğu gibi bu çalışmaların uzun vadeli sonuçlarını değerlendirmek, veli ve öğrenci deneyimlerini dinlemek, akademik ve sosyal gelişimi izlemek de önem taşıyor.Çünkü gerçek başarı, bir defalık sonuç değil; sürdürülebilir bir gelişim sürecidir.
ASIL MESELE BİR OKUL KURMAK DEĞİL, BİR GELECEĞE DOKUNABİLMEKTİR
Yıldırım Baytekin’in hayat hikâyesine baktığımda beni en fazla etkileyen şey, başlangıç noktasıyla bugün yürüttüğü çalışmalar arasındaki mesafe.Muş’un Varto ilçesindeki bir köy okulundan Torbalı Lisesi’ne…
Üniversiteden öğretmenliğe…
Torbalı, Selçuk ve Kuşadası’ndaki öğretmenlik yıllarından Özdere’deki dershane kuruculuğuna…Torbalı’da uzun yıllara yayılan eğitim çalışmalarından Ödemiş ve Tire’ye uzanan yatırımlara…Ve bugün yüzlerce öğretmenin, binlerce öğrencinin içerisinde bulunduğu geniş bir eğitim organizasyonuna…Bu yolculuğu anlamlı kılan, yalnızca yeni kurumlar açılmış olması değil.O kurumlarda eğitim gören gençlerin farklı mesleklere, bilimsel çalışmalara ve uluslararası fırsatlara ulaşabilmeleri.Bir başka önemli tarafı da eğitimden elde edilen birikimin yeniden eğitime yönlendirilmesi.
Bir yanda yeni kampüs yatırımları, diğer yanda mevcut okulların geliştirilmesi…
Bir tarafta öğrencilerin uluslararası başarıları, diğer tarafta köy okullarının yenilenmesi…Bir yanda yüzlerce kişiye sağlanan istihdam, diğer yanda eğitim desteğine ihtiyaç duyan çocuklara açılan kapılar…Elbette bu çalışmaların ve başarıların tek bir kişiye mal edilmesi doğru olmaz.
Öğretmenlerin, öğrencilerin, velilerin, yöneticilerin, okul aile birliklerinin ve hayırseverlerin ortak emeği vardır.Aynı zamanda Bahçeşehir ve Uğur Eğitim Kurumlarının yıllara dayanan kurumsal birikimi, eğitim anlayışı ve akademik gücü de bu çalışmaların önemli bir parçasıdır.
Ancak o birikimi bölgedeki çocuklarla buluşturmak, eğitim yatırımları gerçekleştirmek ve bu yatırımların sürdürülebilirliği için sorumluluk üstlenmek de ayrı bir emek gerektiriyor.Yıldırım Baytekin’in eğitim yolculuğunda değerli bulduğum nokta, öğretmenlikten gelen birikimini eğitim yatırımlarıyla birleştirebilmiş olmasıdır.
Üstelik bunu uzun yıllardır yaşadığı, yetiştiği ve emek verdiği Torbalı merkezli olarak, İzmir’in Küçük Menderes bölgesine yayılan bir anlayışla sürdürüyor.
Bir okul binası inşa edebilirsiniz.Modern sınıflar oluşturabilir, laboratuvarlar kurabilir, spor alanları açabilirsiniz.Ama bütün bunların gerçek anlamı, o kapılardan giren çocukların hayatına ne kattığınızla ortaya çıkar.Bugün Torbalı’dan çıkıp Türkiye’nin ve dünyanın farklı üniversitelerinde öğrenim gören gençlerin hikâyeleri bu açıdan önemlidir.Çünkü eğitim yatırımlarının en uzun ömürlü karşılığı yetişmiş insandır.
SON SÖZ: EN GÜZEL ESER, YETİŞEN BİR İNSANDIR
Gazetecilikte zaman zaman eleştiririz, eksikleri gösteririz, yanlışları sorgularız.
Bu bizim görevimizdir.Ama doğru yapılan işleri, emeği ve topluma katkı sunan girişimleri görmek de aynı derecede önemlidir.Yıldırım Baytekin’in hikâyesi, eğitim alanında yıllara yayılan emeğin ve istikrarlı bir hedefin nasıl geniş bir eğitim organizasyonuna dönüşebileceğini gösteren örneklerden biri.
26 yıllık eğitim yolculuğu…
Torbalı’da geçen 20 yıl…
Küçük Menderes’in farklı ilçelerinde gelişen eğitim yatırımları…
Yüzlerce öğretmen, binlerce öğrenci…
Ve bir köy okulundan başlayıp başka köy okullarındaki çocukların hayatına uzanan bir hikâye…
Bugün onun eğitim alanındaki başarısı, yalnızca yatırım yaptığı kurumların tabelalarında değil; o okullarda yetişen öğrencilerin hikâyelerinde aranmalı.
Çünkü bazı yatırımların değeri yıllar sonra anlaşılır.
Bir öğrenci doktor olur, insanlara şifa dağıtır.
Bir başkası mühendis olur, yeni teknolojiler geliştirir.
Bir diğeri öğretmen olur, kendisinden sonraki kuşağın hayatına dokunur.
Belki de bugün Göllüce’de yenilenen anaokulunun kapısından girecek bir çocuk, yıllar sonra ülkenin önemli bilim insanlarından biri olacak.
Kim bilir…
Belki de onun hikâyesi de yıllar sonra başka çocuklara ilham verecek.
İşte o zaman, yıllar önce eğitime yapılan yatırımın gerçek karşılığı daha iyi görülür.
Yıldırım Baytekin’in yolculuğundan çıkarılacak en önemli ders de bence budur:
Bir insanın yetişmesine katkı sunmak, geleceğe bırakılabilecek en anlamlı eserlerden biridir.Ve bazen bir kentin yarınlarına yapılan en büyük yatırım, bir çocuğun hayallerine açılan okul kapısıdır.
Çünkü beton binalar zamanla eskir, tabelalar değişir, makamlar el değiştirir. Ama iyi yetişmiş bir insanın topluma kattığı değer nesiller boyunca yaşamaya devam eder.