İzmir’de trafik denildiğinde herkesin söyleyecek bir sözü var. Direksiyon başında beklerken eleştirmek kolaydır. Ancak o yoğunluğun içinde düzeni sağlamak, sürücünün sabırsızlığıyla yayanın güvenliği arasında sorumluluk üstlenmek ciddi bir iştir.
İzmir İl Emniyet Müdürlüğünün trafikten sorumlu İl Emniyet Müdür Yardımcısı Şamil Özsagulu’nu da üstlendiği görevin bu ağırlığı üzerinden değerlendirmek gerekir.
Çünkü trafik, şehrin gündelik hayatına doğrudan dokunur. Sabah çocuğunu okula götüren anne de işine yetişmeye çalışan çalışan da direksiyon başında ekmeğini kazanan şoför de aynı düzenin parçasıdır. Bir noktada yaşanan aksaklık, binlerce insanın gününü etkileyebilir. Bir anlık dikkatsizlik ise bir ailenin bütün hayatını değiştirebilir.
Böyle bir alanda sorumluluk almak; dikkat, sabır ve kararlılık ister.
Özsagulu’nun trafik güvenliğine ilişkin açıklamalarında öne çıkan, sürücülerin hatalı alışkanlıklarını değiştirme yaklaşımını değerli buluyorum. Denetimin kalıcı faydası da burada ortaya çıkar. Sürücü, kontrol noktasını geçtikten sonra da kurala uyuyorsa yapılan iş amacına ulaşmış demektir.
Hepimiz trafikte başkalarının daha dikkatli olmasını istiyoruz. Peki, aynı özeni kendimiz gösteriyor muyuz?
İkinci sıraya park ederken arkamızda oluşan kuyruğu düşünüyor muyuz? Birkaç araç öne geçmek için şeride girdiğimizde sırasını bekleyen insanların hakkını gözetiyor muyuz? Yaya geçidine yaklaşırken ayağımızı gazdan çekiyor muyuz?
Bir şehrin trafik kültürü, bu sorulara verdiğimiz cevaplarla şekillenir.
Emniyetin görevi de tam bu noktada önem kazanır. Kurala uyan insanın hakkını koruyan, ihlale zamanında müdahale eden, uygulamasını vatandaşa anlatabilen bir denetim anlayışı güven oluşturur. O güven, sokakta hissedilir. İnsan, çocuğunu okula gönderirken de gece evine dönerken de buna ihtiyaç duyar.
Şamil Özsagulu’nun diğer sürücülere motosiklet ve bisiklet kullanıcılarına karşı dikkatli olma çağrısını da bu çerçevede önemsiyorum. Yolun üzerinde herkesin hayatı aynı değerdedir. Büyük bir aracın içinde olmak, kimseye daha fazla hak vermez. İki teker üzerinde yol almak da insanın güvenliğini başkalarının insafına bırakmamalıdır.
Elbette bu sorumluluğun bir de sahadaki emek boyutu var. Kavşakta saatlerce ayakta duran, yağmurda görev yapan, kazaya müdahale eden trafik personelinin işi kolay değil. Yönetim sorumluluğu, o emeği doğru yönlendirmeyi ve hakkını teslim etmeyi de gerektirir. Özsagulu’nun kadın trafik polislerinin çalışmalarını ve katkılarını kamuoyu önünde vurgulamasını bu bakımdan anlamlı buluyorum.
İzmir’in trafik meselesinde beklentimiz açık: Düzenli denetim, adil uygulama, güçlü iletişim ve insan hayatına gösterilen özen.
Bu beklentiyi dile getirirken sorumluluk alanların emeğini de görmeliyiz. Eleştirinin hakkını vermek kadar, doğru yaklaşımı takdir etmek de gerekir. Özsagulu’nun kamuoyuna yansıyan güvenlik ve sorumluluk vurgusu, bu takdirin somut gerekçesidir.
Ancak hiçbir denetim, sürücünün kendi vicdanının yerini bütünüyle tutamaz. Trafik polisinin her sokakta, her aracın yanında bulunması mümkün değil. Bizim de birbirimizin hayatını gözetmeyi öğrenmemiz gerekiyor.
Şamil Özsagulu’nun üstlendiği görevin ağırlığı burada; bizim vatandaş olarak sorumluluğumuz da hemen yanında duruyor.
O yolun sonunda hepimizin bekleyeni var.