Bornova Sınav Koleji'nde sessiz tehlike!

Arif ÇAYAN

Okullar… Bir çocuğun hayatındaki en güvenli liman olmalı. Ailelerin gözünü arkada bırakmadan evlatlarını teslim ettiği, geleceğin inşa edildiği yerler… Peki ya o liman, bizzat tehlikenin merkezine dönüşmüşse?

İzmir’in Bornova ilçesinde faaliyet gösteren Bornova Sınav Koleji ile ilgili gündeme gelen iddialar, sadece bir okulun değil, sistemin de sorgulanması gerektiğini ortaya koyuyor. Ortaya atılan başlıklar sıradan değil; aksine her biri başlı başına bir kriz.

Kaçak yapı…

Yapı güvenliği riski…

Hijyen sorunları…

Mali usulsüzlük iddiaları…

Öğrenci güvenliği tartışmaları…

Ve en çarpıcısı: Yapı tatil tutanağına rağmen devam eden eğitim iddiası.

Bu noktada insanın aklına tek bir soru geliyor:

Bu nasıl mümkün olabilir?

Bir belediye, bir yapı için “dur” diyorsa, bu sadece bir kağıt parçası değildir. Bu; “burada risk var” demektir. “Burada durulmalı” demektir. Ama iddialara göre zil çalmaya devam ediyor, dersler işleniyor, çocuklar o binada bulunmaya devam ediyor.

Bu, yalnızca bir mevzuat ihlali değildir.

Bu, doğrudan çocukların can güvenliğiyle oynanmaktır.

Daha da vahimi var…

İddialara göre, bina içinde yapılan müdahaleler taşıyıcı sistemlere kadar uzanmış. Kolon ve kirişlere yakın noktalarda açıldığı öne sürülen delikler… Baca hatları için yapılan müdahaleler…

İzmir gibi deprem gerçeğiyle yaşayan bir şehirde bu ne demek biliyor musunuz?

Bu, “olası bir afette telafisi olmayacak sonuçlar” demektir.

Bugün kimse konuşmak istemiyor olabilir.

Ama yarın bir şey olduğunda herkes aynı cümleyi kuracak:

“Nasıl izin verildi?”

Bir diğer mesele: Hijyen ve fiziki koşullar.

Duvarlar dökülüyor, tavanlar kabarıyor, nem ve bakımsızlık görüntüleri… Bunlar bir okul için “detay” değildir. Bunlar bir eğitim kurumunun aynasıdır.

Çocukların gününün büyük bölümünü geçirdiği bir ortamın bu halde olması, sadece ihmal değil; sorumluluktan kaçıştır.

Gelelim en rahatsız edici başlıklardan birine: Mali iddialar.

Velilerden alınan ücretlerin okul hesabı yerine şahsi IBAN’lara yönlendirildiği iddiası…

Eğer bu doğruysa bu artık eğitim meselesi değil, doğrudan hukuk meselesidir.

Faturasız işlemler, kayıt dışı para akışı, denetimsizlik…

Veliler çocuğunu emanet ettiği kuruma güvenmek ister.

Ama parasını nereye verdiğini bile bilmiyorsa, ortada çok daha büyük bir problem var demektir.

Yangın çıkışlarının işlevsiz olduğu iddiaları…

Acil durum kapılarının sorunlu olduğu görüntüler…

Su kalitesine dair şüpheler…

Mescidin kaldırıldığı yönündeki tepkiler…

Bunların her biri ayrı ayrı incelenmesi gereken ciddi konular.

Ama asıl mesele şu:

Bu kadar iddia varken neden hâlâ net bir müdahale yok?

Vatandaşın balkonuna yapılan en küçük müdahaleye anında işlem yapılırken, söz konusu yüzlerce öğrencinin bulunduğu bir yapı olduğunda neden sessizlik hakim?

Bu soru sadece velilerin değil, toplumun tamamının sorusu.

Eğitim kurumları ticarethane değildir.

Eğitim, “müşteri” değil “emanet” kabul eder.

Ve o emanetin adı çocuktur.

Bugün Bornova’da konuşulanlar, yarın başka bir ilçede karşımıza çıkabilir.

Bu yüzden mesele sadece bir okul değil, bir zihniyet meselesidir.

Yetkililere düşen görev açık ve nettir:

Bu iddialar görmezden gelinemez.

Denetimler geciktirilemez.

Şeffaflık ertelenemez.

Çünkü söz konusu olan şey; ne bina, ne para, ne de kurumdur…

Söz konusu olan, çocukların hayatıdır.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.