BOZCAARMUT GÖLETİ- BİLECİK

Suat Bıçak

Haftasonu kamp için birkaç bölge belirledik. Ama daha önce hiç gitmediğimiz, yolunu izini bilmediğimiz bir lokasyon. İnternette küçük bir araştırma yaptıktan sonra Eskişehir yakınlarında kendimize uygun bir şelale bulduk. Tüm hazırlıklardan sonra akşamüzeri yola çıktık. Ancak planlar biraz gecikince saat gece yarısına yaklaştı. Yolda birkaç kişiye sorduğumuzda yolumuzun 50 km daha uzun olduğunu öğrendik. Bizde daha fazla geç kalmadan en yakın göl kenarına çadırımızı kurduk.

Bozcaarmut göleti hikayemiz böyle başladı. Hiç aklımızda olmayan bir yerde ve daha önce hiçbir plana dahil etmediğimiz bir yerde gece kamp yapıp sabahlamak zorunda kaldık. Tabi ki spontone gelişen her olay benim için daha fazla cazip olmuştur her zaman. Ancak gece kamp yapacağınız yerle ilgili daha önce bilgi edinmemek gibi bir fantezim de yoktur.

Neyse gece bir şekilde küçük bir ateş kurarak bir şeyler hazırlayıp yiyebildik. Ama çadırımızın yan tarafında göl yada başka ne olduğu hakkında hiçbir fikrimiz yoktu. Sadece telefondan bakıp gördüğümüz bir göletin yanında olduğumuzu umuyorduk. Tüm bu sorular aklımızda gece üç sularında uyumaya çalıştık. Sabah bizi nelerin beklediğini bilmeden yorgun düşmüştük.

Sabah saat yedi gibi kanat sesleri, gölde zıplayan balıkların şapırtısından uyandım. Karşıma baktığımda gölün birkaç metresine çadır kurduğumuzu fark ettim. Gölün en uç kısmında olduğumuzu ise daha sonra fark edecektim. Hemen etrafta başka insanlar varmı diye bakındım. Ama görebildiğim alanda sadece biz vardık. Arkadaşım çadırda uyurken biraz odun toplamak ve etrafı keşif için gezintiye çıktım.

Her köşeyi dönüşümde ne kadar isabetli bir karar verdiğimizi anladım. Öyle ki gölde yüzen yavru yaban ördeklerini daha önce hiçbir yerde görmemiştim. Sanırım buranın çok fazla misafiri olmuyor. Tam sessiz ve sakin bir yer bulduğumu düşünmüşken gölün diğer kısmında çadır kuran birkaç aile fark ettim. Ama onlar daha öncede buraya geldikleri belli bir şekilde gölün en güzel kısmına konaklanmışlar.

Neyse odun toplayıp güzel bir kahvaltı yaptık. Birkaç saat sonra Pazar günü olması dolayısıyla günübirlik piknikçiler gelmeye başladılar. Etraf kalabalık olmaya başladığında artık gitme vaktimizin geldiğini anladım. Yavaşça çadırımızı ve çöplerimizi toplayarak yola koyulmaya başladık.

Burası hem Bilecik hemde Eskişehir’den misafir alan ortak bir yerde bulunuyor. Gelmek isterseniz önce Pazaryeri ilçesine gitmezde fayda var. Eskişehir tarafından geldiğiniz zaman yol bir hayli bozuk. Oraya gelen misafirlerden öğrendiğimiz bir bilgi.

Bir Pazar günü daha bizim için süprizlerle son buldu. İstediğimiz yere gidemesek bile yinede kendimizi doğanın kucağına bıraktık. Ama yeni planlar için daha dikkatli olmayı öğrendik.

Mutlu bir Pazar gününüz olsun. Youtube için çektiğimiz videoyu izlemeyi unutmayın, abone olursanız beni de mutlu edersiniz.Hoşçakalın..

Çok Gezin, Çok Okuyun ve Çok Sorun