Urla Belediyesi Meclisi’nde son dönemde yaşanan söz hakkı tartışmaları ve sosyal medya üzerinden yapılan paylaşımlar ilçede siyasi tansiyonu yükseltti. Bir meclis üyesinin sosyal medya hesabından yapay zekâ destekli içerikler ve çeşitli görseller paylaşmasının ardından başlayan tartışmalar, son meclis oturumlarında söz hakkı verilmediği iddialarıyla büyüdü.
31 Mart yerel seçimlerinden bu yana her meclis toplantısında konuşma hakkı tanındığı ifade edilen meclis üyesine son oturumlarda söz verilmemesi üzerine İYİ Parti, MHP, AK Parti ve DSP temsilcileri demokrasi vurgusu yaptı. Tartışmaların sosyal medyada geniş yer bulmasının ardından CHP Urla Gençlik Kolları’ndan yazılı bir açıklama geldi.
CHP Urla Gençlik Kolları, kamuoyunda oluşan tartışmalara ilişkin yaptığı açıklamada, söz konusu iddiaların gerçeği yansıtmadığını savunarak, siyasi eleştirilerin seviyeli bir dilde yapılması gerektiğini vurguladı. Açıklamada ayrıca, meclis çalışmalarının şeffaf şekilde yürütüldüğü ve kamuoyunun yanıltılmaya çalışıldığı öne sürüldü.
Basın açıklamasının tam metni ise şu şekilde;
KAMUOYUNUN DİKKATİNE!
Değerli Urlalı hemşerilerimiz;
Son günlerde Urla Belediye Meclisi’nde bir meclis üyesine söz hakkı verilmediği iddiası üzerinden kamuoyunun bilinçli bir şekilde yanıltıldığı, açıkça bir algı operasyonu yürütüldüğü görülmektedir. Bu durumu “hukuksuzluk” ve “demokrasi ihlali” olarak pazarlamaya çalışanların, geçmişte yaşananları inkâr edecek kadar rahat davranması, Urla halkının aklıyla alay etmektir.
Gerçekler açıktır ve kaçacak yer yoktur:
Kayyum döneminde, halkın %61,97 oyuyla seçilmiş meclis üyeleri yok sayılmış; meclis toplantıları bilerek ve isteyerek yapılmamış; Urla’nın kaderini ilgilendiren kararlar kapalı kapılar ardında alınmıştır. O günlerde ne demokrasi hatırlanmış, ne hukuk akla gelmiş, ne de Urla halkının iradesi umursanmıştır.
Soruyoruz:
O gün bu açık hukuk ihlalleri yaşanırken sesiniz neden çıkmadı?
Kayyumla yan yana dururken demokrasi neden aklınıza gelmedi?
Demek ki mesele hukuk değil.
Mesele demokrasi hiç değil.
Mesele, tamamen işinize gelmeyen bir yönetimi yıpratma çabasıdır.
Bugün ise Urla Belediye Meclisi; kamuoyuna açık, canlı yayınlanan, şeffaf bir şekilde çalışan bir meclistir. Son iki yıla yakın süreçte, bugün mağdur rolü oynayan meclis üyesi, aldığı oy oranının çok üzerinde söz almış; her talebine sözlü ve yazılı yanıt verilmiştir. Buna rağmen tek bir an üzerinden “hukuksuzluk” söylemi üretmek ya hukuk bilmezliktir ya da bilinçli bir çarpıtmadır.
Dün meclisi tamamen ortadan kaldıranların, bugün şeffaflıktan söz etmesi; demokrasiye değil, siyasi pişkinliğe örnektir.
Öte yandan, siyasi tartışma sınırlarını aşan ve toplumsal vicdanı yaralayan bir başka tutumu da açıkça kınıyoruz. Geçirdiği kaza sonrası Urlalı hemşehrimiz Yavuz amcamızın, “penguenli video” gibi seviyesiz paylaşımlarla alay konusu yapılması kabul edilemez. Bu yaklaşım ne siyasettir ne de eleştiridir; bu, düpedüz ahlaki bir çöküştür.
Bu tutumun sahibi olan kişiyi, işgal ettiği makama yakışır bir sorumlulukla davranmaya ve seviyeli siyaset yapmaya davet ediyoruz.
Bizler;
hukuku eğip bükenlerin,
demokrasiyi işine göre yorumlayanların,
Urla’yı siyasi hesaplara alet edenlerin karşısındayız.
Urla halkı kimin samimi, kimin rol yaptığını çok iyi bilmektedir.
Ve bilinmelidir ki:
Güneş balçıkla sıvanmaz.
Gerçekler bağırarak susturulamaz.
Hukuksuzluğun ve haksızlığın kimden geldiğini değerlendirmeyi Urla kamuoyunun vicdanına bırakıyoruz. Ancak şunun altını kalın kalın çiziyoruz:
Urla sahipsiz değildir.
Urla’nın iradesi pazarlık konusu değildir.
Ve Urla, bu ucuz oyunlara teslim olmayacaktır.