DE GET YALAN DÜNYA!

Ali EYCE

Sabah Medya Ege’ye,  ofise doğru gidiyorum. Rastgele çalan radyodan rahmetli İbrahim Erkal, sesinin son haliyle sesleniyor.

‘Neyine güveneyim. De get yalan dünya!’

Sabah sabah iyi geldi derseniz, yok hiç iyi gelmedi.

O yalan dünyanın aydınlanan yüzünden hayata devam eden, mücadele eden, insanları, bütün canlıları düşünerek, düşündürerek hareket edecek olan bir gazeteci için bu cümle çok ağır geldi.

Dünya yalan kabul de, o kadar da yalan değil.

‘Her an ölecekmişsin gibi ibadet et, hiç ölmeyecekmişsin gibi çalış’ sözünü oldum olası kendime ilke edinmişimdir.

Yoksa vay insanoğlu halimize.

Hele ki, Eylül, Ekim ve Kasım aylarında.

Mevsim değişimlerinin en sert şekilde yaşandığını, depresyonların en ağır şekilde yüklendiği aylarda.

‘Neyine güveneyim. De get yalan dünya!’ dediğimizde bu depresyonu daha de tetikler durumda.

İşte bu durumlarda içinizdeki o çocuğu dinleyin. Yaşınız büyüdükçe bastırıp, bastırıp içine hapsettiğiniz o çocuğu dinleyin.

O çocuk, bu aylarda tek çıkış yolunuzdur.

Kimseye değil, hiçbir canlıya, kendiniz de dâhil zarar vermeyecek içinizden gelen ve size keyif veren şeyleri yapın, yaşayın.

Hayat öyle ya da böyle geçiyor.

Biz de uyandığımızda, bazen uyuyamadığımızda öyle ya da böyle yazacak bir şeyler buluyoruz.

Önemli olan bir gün gideceğimize emin olduğunuz dünyada hoş bir sada bırakmak.

O hoş sadanın içinde hoş vakitler geçirmiş olabilmek.

İbrahim Erkal’ın radyodaki sesini biraz kıstım.

Zira bu aylar ‘Neyine güveneyim, de get yalan dünya’ diyecek aylar değil.

Takılır, takıntı olur kalır.

Aman dikkat!

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.