DİLEKLER VE KAPANIŞ

Banu Pirinçcioğlu

Nerde kapanıyorsun?

Haftanın sorusu. 

Bu hafta herkesin tek derdi nerede kapanacağıydı. 

Ben Bodrum'da kapanacağım. 

Biz Çeşme'de kapanıyoruz. 

Biz Ayvalık'ta kapanacağız. 

Yani kapanın da nerede kapanırsanız kapanın tabii. Kimsenin nerede kapanacağı kimsenin derdi değil. 

Yazlıklara kaçmanın nasıl bir fark yarattığını anlamasam da herkesin kendi keyfi sonuçta. 

Eğer 10 dönüm bahçeniz yoksa yazlığın ön bahçesinin evin balkonundan farkı nedir bilemedim. 

Psikolojik rahatlama olsa gerek. 

Yoksa yazlığa gidince sokaklarda da gezemiyorsun. Yasak heryerde yasak. 

Çeşme, Bodrum, İstanbul çok da fark etmiyor. 

Tabii üç gün önce haber gelince biraz komik oldu durum. İnsanlar işlerini mi halletsinler, alışveriş mi yapsınlar, şehirden mi kaçsınlar bilemediler. 

Dün bir işim nedeniyle dışardaydım. O nasıl bir kalabalık, o nasıl bir koşuşturma. Vergi dairesinin önünde iki sokak boyu kuyruk vardı. 

Hükümet konağı hınca hınç. 

Vergisi, adliyesi zaruri iş, yapılacak mecbur. 

Peki ya kıyafet kuyruğu?  17 gün kıyafet alamazsam yaşayamam ben deyip koşa koşa alışverişe gitmek ne ki?

Halkımı anlamakta zorlanıyorum. Tek bildiğim bizler ayrı dünyaların insanlarıyız. Aynı ülkede, aynı oksijeni soluyoruz ama çok başkayız. Anlamam mümkün değil. 

Markete gidebiliyorsun, hepsi açık zaten. 

Bir gün önce gidip de marketi talan etmek neden? Ya okumuyorsunuz, ya anlamıyorsunuz. 

Ki bu mevzu yeni değil. Bir sene içerisinde defalarca yaşadık. Kapanıyoruz ve açlıktan kimse ölmüyor. Kıtlık yok. 

Hala neden bu panik?

Tüm ülkeden manzaralar geliyor. Sözümona kapandık. 

İstanbul metrosunda kuyruk, İzmir aynı şekilde. Sabah haberlerinde izledim, İstanbul'da öyle bir trafik var ki, trafik polisi de şaşırmış duruma. 

Benim evin önü boş ama iki sokak ötesi kalabalık. 

Bu kapanmanın neresi kapanma? 

İster Bodrum ister Antalya'da kapanın. Ülkenin yarısı sokaktayken nerede kapandığınızın çok da bir önemi yok zaten. Siz kendiniz için kapanın yeter.