DİSLEKSİ Ve REFLEKSTERAPİ İLİŞKİSİ

Elif Topaloğlu

Disleksi Kabus Değil.

 Sevgili Medya Ege okurları merhaba,

Son yıllarda oldukça sık duymaya başladığınız Disleksi hakkında konuşmak istedim bu hafta. Disleksi korkulduğu kadar ciddi bir hastalık değil fakat ailelerde ve öğretmenlerde çözümsüz gibi değerlendirilmesi ve yaratılan panik havası çocuklarında paniğe kapılmasına neden olarak tedaviyi sekteye uğratıyor.  Disleksi yaygın öğrenme bozukluğu veya öğrenme farklılığı olarak tanımlanabilir. Okullardaki her altı çocuktan biri ve toplumda on insandan biri aslında disleksidir. Sadece günümüzde teknolojinin ilerlemesi ile daha net farkedilir olmaya başladı. Bunun sebebi eskiden sosyal hayatın daha insana dayalı olması sebebi ile aileler çocuklarına daha fazla vakit ayırıyorlar, onlarla konuşuyorlar, el becerisi isteyen oyunlar oynuyorlardı. Dolayısıyla disleksi bireyler doğal yollarla kısmi olarak tedavi edilerek toplumda fark edilmeden hayatlarını sürdürebiliyorlardı. Fakat günümüzde sosyal hayatı bilgisayar oyunlarına, akıllı telefon ve tabletlere hapsolan çocuklarımızda, hastalık çok net bir şekilde fark edilir bir hal aldı. Disleksi dediğim gibi bir öğrenme güçlüğü fakat asla zekâ seviyesi ile ilintili değil. Her zekâ seviyesine sahip bireyde görülebiliyor. Albert Einstein’ın bile disleksi olduğu düşünüldüğünde korkulacak bir durum olmadığı zaten anlaşılıyor. Fakat toplumda ayrışmaması ve kendini yetersiz hissetmemesi için bu bireylerin çocukluk çağlarında tedavi edilmesi gerekiyor.

Dislekside en sık görülen problem okuma bozukluğu. Onun dışında dil problemleri, sosyal yaşama ait problemler, yazma problemleri görülmekte. Bu çocuklarda okurken atlama, harfleri karıştırma sık görülür. Harfler ona çok yakın gelir. Kelimeleri yanlış kullanır ve bunu fark etmezler. Hecelerin yerlerini değiştirirler veya kelimeleri tersten okurlar. ‘B’ harfi yerine ‘d’ harfini kullanırlar. Noktalama işaretlerine dikkat etmezler. Özellikle bu tip çocuklar okuma ödevlerini yapmada çok güçlük çıkartmazken yazma ödevlerinde büyük güçlük çıkartırlar. Matematik işlemlerinde zorlanma görülür. Sayıları ters yazarlar, işlem yapmak onlar için zordur. İşlem yaparken toplama, çarpma gibi sembolleri karıştırdıkları için sonucu yanlış bulurlar.

Bunların dışında dil konuşma bozukluğu vardır ve erken dönem disleksi belirtilerinden birisidir. Geç konuşma veya konuşurken harfleri yutma, yanlış söyleme görülür. Sözel olmayan öğrenme bozukluğu olan çocuklar sağ-sol ayrımı yapamazlar, yeni bir beceri kazanmada yaşıtlarından geride kalırlar.

Bu kavramların hepsi farklı alanlar gibi görünse de aslında hepsi disleksi içindedir. Yukarıdaki birçok kavram okul çağındaki çocukları anlatmaktadır. Okul öncesi belirtiler ise telaffuz zorluğu, harfleri öğrenmede isteksizlik, ayakkabı bağlama, düğmeleri fermuarları kullanmada sorun, boyaları kalemleri düzgün şekilde kontrol edememek, televizyona ilgisizlik, arkadaş isimlerini karıştırma, hafıza problemleridir. Özellikle ailelerin ve ana okulundaki, kreşteki öğretmenlerin dikkat etmesi gereken önemli noktalardır.

DİSLEKSİYE KARŞI REFLEKS TERAPİ

Refleksterapi ile sempatik ve parasempatik sinirler aracılığı ile disleksi bireylere öğrenme bölgesinin yeniden yapılanması ve düzgün çalışması hedeflenir. Hastalığa sebep olan pasif durumdaki beyin bölgelerinin aktif hale getirilmesi amaçlanır. Disleksi türlerine göre veya ortaya çıkan semptomlara göre beyinde farklı bölgeleri etkiler ve tedavi buna göre şekillenir. Konuşma bozukluklarında beynin frontal lobu, yazma ile ilgili durumlarda temporal lobu çalışılır. Hasta durumun farkında ve muhtemelen ailesel ve çevresel faktörlerle stres durumundadır ve stres her durumda olduğu gibi disleksi tedavisinde de süreci ve tedaviyi zorlaştırır. Yani Refleksterapi ile bütünsel olarak yaklaşarak her hastanın sonuçlarına ve durumuna bağlı özel bir tedavi akışı belirlenerek çalışılması gerekmektedir. Çocuklarda tedavi çok olumlu sonuçlanır, disleksi %95’e varan oranlarda iyileşme gösterebilir. Yetişkinlik çağında disleksi problemi devam edenler için hiçbir tedavi yöntemi ile bu başarılar yakalanamaz fakat günlük hayata adaptasyon, dikkat toplama, algılama kapasitesi artırımı ve stres azaltma gibi faydaları ile kişinin ciddi oranda hayat kalitesi artacaktır. 

Disleksi bir çocuk sahibi iseniz ya da kendinizde olduğundan şüpheleniyorsanız gönül rahatlığıyla ve gerçek bir uzmana Refleksterapi yaptırabilirsiniz.

Herkese sağlıklı ve mutlu günler dilerim.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.