Escherichia coli 1886 yılında Alman -Avusturyalı bakteriyolog Teodor Escherich tarafından ismi konulduğundan beri bilinen, en yaygın ve en tehlikeli bakterilerden biridir. Bir dışkı bakterisi olduğundan sadece bağırsaklarda hastalık oluşturacağı tahmin edilse de bağırsak dışı organlar larda da sorunlar yaratır.
E. coli’nin meme yangısına (mastitis), rahim yangısına (metritis), idrar yolları yangılarına, eklem yangısına(arthritis)sebep olduğu bilinmektedir. Tabii ki en çok karşımıza çıktığı durum buzağı septisemisi ve ishallerdir.
E. coli’nin çeşitli tipleri vardır. Bunlar ETEC (enterotoksijenik, EPEC (entero patojenik), EHEC Enterohemorajik ve AEEC (tutunan ve kazıyan) tipler olarak isimlendirilirler. E. coli’nin hastalık yapıcı tipleri hakkında önceki makalelerimde geniş bilgiler vermiştim.
E. coli hastalık yapma gücünü giderek geliştiren bir bakteridir. Son yıllarda genom çalışmalarıyla antibiyotiklere dirençli (rezistans) genlere sahip olduğu saptanmıştır. Yani bakteri genetik değişimle kendini korumaktadır. Bakterinin bir başka antibiyotiklerden korunma yöntemi de biyofilm oluşturmasıdır.
E. coli toksinleriyle, tutunma gücüyle hastalık yapma yeteneğini arttırmıştır. Dokularda kolonize olur. Kamçılarıyla(flagella) dokulara tutunur. Enterotoksin oluşturan genleriyle (Sta)ve endotoksinleriyle (LPS,lipopolisakkarit)hastalığın şiddetini arttırır. Aynı zamanda tekrarlayan (nükseden) hastalıklar oluşturur.
E. coli bağırsak sorunlarından başka, bilindiği gibi, memelerde yangılara (mastitis) sebep olur. Memelerde akut ve şiddetli mastitise yol açtığı gibi, subklinik (gizli) mastitise de yol açabilir. Son yıllarda subklinik mastitise yol açtığı saptanmıştır.
E. coli’nin şiddeti stres ortamlarında daha da artar. Örneğin; nakliye sonrası, buzağılarda sütten kesme döneminde, kalabalık, sıkışık pis ve ıslak ortamlarda E. coli daha da tehlikeli bir hal alır.
Doğum zaten bir stres ortamıdır. İkiz doğum, ölü doğum, sonun atılamaması, barınaklarda ayrı bir doğum boksu olmaması ya da doğum boksununun hijyenik olmaması gibi durumlarda E. coli’nin aktivitesi artar.
E. coli ,saydıklarımızın dışında, buzağılarda menenjit ve arthritise(eklem yangısı) yol açan mikroorganizmalar arasında yer alır. Diğer mikroorganizmalarla özellikle Trueperella pyogenes ile iş birliği yaparak şiddetli metritis ve endometrise sebep olur.
Özet olarak; toksinleriyle, tutunma ve biyofilm yeteneği ile, kamçılarıyla E. coli uğraşılması zor bir mikroorganizmadır. Bütün bunları göz önüne alarak E. coli ile mücadele için sürü yönetimi kurallarına dikkat etmek gerekir.
E. coli tipleri farklıdır. Her vakada mikrobu tanımak ve antibiyotik duyarlılık testi yapmak mücadelenin başarısı için şarttır.
Kolostrum (ağız sütü) zamanında ve gereken miktarda verilmeli, mümkünse, kolostrum pastörize edilmelidir. Kolostrum eğer 60°C’de 60 dakika sıcaklıkta tutulursa içerdiği koruyucu maddelere(immunoglobulin) zarar vermeden pastörize edilmiş olur. Bu iş için yapılmış özel kolostrum pastörize cihazları da vardır.
Diğer sürü yönetimi kurallarını da şöyle sıralayabiliriz; Islak ve pis ortamlardan uzak durmak, kuru ve temiz sistemine uymak, doğru besleme, stres dönemlerinde özel destekler, aşılamalar, hijyen, çevrenin ve ekipmanların dezenfeksiyonu, kuruya alırken memelere kuru dönem antibiyotiği verilmesi, kalabalık barınaklardan kaçınmak, buzağıların göbek kordonunun dezenfekte edilmesi bize yardımcı olabilecek sürü yönetimi uygulamalarıdır.