Geriye dönüp baktığımda 30 yıl önce başladığım gazetecilik hayatım gözümün önünden film şeridi gibi aktı geçti. Mesleğe başladığımda ; patronlar ve belirli güç odakları tarafından tarafından fonlanan büyük gazeteler dışında yerel basının esamesi okunmuyordu. Ulusal basına patronluk yapan iş adamları başbakanları robdışambırla karşılıyor, istedikleri tavizleri vermeyen hükümetleri düşürüyorlardı. Yerel basın çok büyük zorluklar altında varlık mücadelesi veriyordu. Artık hiç bir gazete hükümet düşürecek yada hükümete ayar verecek aparat niteliğinde değil ancak bazı medya ve basın kuruluşlarının aynı doğrultuda parayı verenin düdüğünü çaldığını biliyoruz. Hatta bazı siyasi partilerden resmen para alarak onların direk yayın kuruluşu gibi hareket ettiğini görüyoruz. Bugün gelinen noktada ulusal basında bir denge sağlanmış durumda, her siyasi görüş kendini ifade edecek bir mecra bulmakta ancak yakın geçmişte yapılan iyileştirmelere rağmen yerel basın halen ‘Vicdanı ve Cüzdanı’ arasında seçim yapmaya zorlanmaktadır.
Çağdaş demokratik toplumlarda basın, yasama, yürütme ve yargıdan sonra "dördüncü kuvvet" olarak kabul edilir ve bu işlevini : 1-Halkı Bilgilendirme ve Haber Verme, 2-Kamuoyu Oluşturma ve Tartışma Zemini Hazırlama, 3- Toplumsal Eğitme ve Bilinçlendirme 4- Kültürel ve Sosyal Taşıyıcılık 5- Denetim ve Eleştiri (Kamuoyu Adına Gözetim) görevlerini yaparak yerine getirir.
Türkiye genelinde ulusal basında ve İzmir özelinde yerel basında yer alan yayın kuruluşlarının %98’nin çalışma anlayışı yukarıda belirtilen ilk dört görevi yerine getirmek üzere dizayn edilmiştir. Basın kuruluşlarının sadece %2 si Kamu gücünü elinde bulunduran kurumları, yerel yönetimleri ve karar alıcıları toplum adına denetler, şeffaflığı sağlar, yolsuzluk ve suistimallerin üzerine giderek kamu çıkarını korur. Biz buna belgeye dayalı dosya haberciliği adını veririz.
İzmir’de son 10 yılda dosya haberciliği yapan tek isim Temizeller Gazetesinin Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Tübcel’dir. Otuz üç yıldır gazetecilik yapan bir meslek büyüğümdür. Meslek hayatına İstanbul’da Hürriyet Gazetesi yazarı rahmetli Yıldırım Çavlı’nın yanında başlamıştır. Daha sonra Show Tv Temizeller programında görev almış; Kanal 6, B TV, Bengütürk Televizyonu, Işık Tv ve en son olarak da Alman televizyon kanalı olan Kanal Avrupa’da devam etmiştir. 2018 yılında İzmir’de hem yazılı hem de görsel yayın yapan Temizeller internet medya kuruluşunu hayata geçirmiştir.
Ulusal kanallarda çalıştığı süre içerisinde hepimizin hatırladığı İSKİ skandalını ortaya çıkaran ekibin en önemli parçası olmuştur. İzmir’de geçen 8 yıllık Temizeller döneminde birçok yolsuzluğu ve kanunsuzluğu ortaya çıkarmış, takip etmiş ve sonuçlanmasına katkıda bulunmuştur. Devletin parasına ve malına dokunan, milletin hakkını yiyen, bulunduğu koltuğu kendi ikbali için kullanan ve yaptığı yada yapmadığı işlerle halka zulmeden yöneticileri İktidar-Muhalefet diye ayırmadan halkın huzuruna çıkarmış, adaletin işlemesine yardımcı olmuştur.
Belgeye dayalı habercilikten asla ödün vermemiştir. Özel hayatın kutsallığı prensibine saygı göstererek hiç kimsenin özel hayatı ile ilgili görüntü, fotoğraf ve yazışmaları haberlerinde kullanmamıştır. Bu sekiz yıllık süreç boyunca Belediyelerdeki yolsuzlukları, devlet dairelerinde olan hukuksuzlukları gündeme taşımıştır. Kendi ikballerini toplumun çıkarlarından üstün tutan siyasetçileri haber yapmaktan korkmamıştır. Kimi zaman kamu gücünü kullanan siyasetçiler ve bürokratlar ya da kul hakkı tanımayan iş insanları tarafından üstü kapalı tehdit edilmiş kimi zaman da çıkarları zedelenen şahısların baskı ve yıldırma taktiklerine maruz kalarak aleni tehditler almıştır. Ekonomik olarak ablukaya alınmış , Hakkında yüzlerce dava açılmış ancak bu davalardan alnının akı ile çıkmıştır.
Gazetecilerin büyük bölümü bu zorlukları göğüslemeyi göze alamadığı için dosya haberciliğinden uzak durmaktadır. Son günlerde bu zorlukları göze alan bir ismin dosya haberciliğine adım attığını görüyoruz; Muhammed Çopur ! Çopur 2022 yılında NvarNyokİzmir.com.tr isimli web sitesini açarak İzmir’de kültür, sanat ve edebiyat konularını ele aldı. Çoğunluğu sanatsever olan geniş bir kitle tarafından takip edilmeye başladı.Aynı isimli sosyal medya hesabı İzmir’in en çok takipçisi olan hesaplarından biri haline geldi. 2025 yılı temmuz ayında Ulusal Kanal Ege Bölge temsilciliğine atandı.
Çopur dosya gazeteciliğini kendisi seçmedi . Hayat onu bu işe zorladı desek daha doğru bir tanım olur. Ekmek parasını kazandığı kitabevi Vakıf malı olan Salepçioğlu iş hanında bulunmaktaydı. Yüzlerce yıllık vakıf geleneğine uymayan bir şekilde Vakıflar Genel Müdürlüğü yüzlerce esnafı kapı dışarı ederek burayı otel yapılmak üzere ihaleye çıktı. Muhammed Çopur kendisi ve arkadaşlarının ekmek teknesini korumak için ciddi bir mücadeleye girdi. Kemeraltının ikinci Kudüs yapılmak istendiğini, masonların , yahudilerin ve İsrail bağlantılı yapıların bu organizasyonda yer aldığını işaret eden haberleri kaleme aldı. Karşıyaka belediyesi pazar yeri ile ilgili usulsüzlükleri kamuoyuna duyurdu. İzmir Sağlık sisteminde olağan dışı bir yapılanma olduğunu ortaya koyan haberler yaptı. Bu haberler ile ilgili hakkında yapılan şikayet üzerine ifade vermeye gittiği karakolda yerleşik teamüllere aykırı olarak gözaltına alındı. Savcılıkta ifadesi alındıktan sonra serbest bırakıldı. İşte dosya gazeteciliği yapmayı göze alanın ‘Hazreti Yusuf gibi zindanları saray bilmeye’ hazır olması gerekir. Rahmetli Savaş Ay’ın ‘’ Hazreti Eyyüp sabrı ve Hazreti Ali cesareti olmayan dosya haberciliği yapamaz’’ sözünü hatırlamadan edemiyorum.
Her iki gazetecinin de ortak noktası; baskılara, zorluklara ve yerel güç odaklarına rağmen haberi takipsiz bırakmamalarıdır. Dosya haberciliği cesaret ister; çünkü dosya açmak, aynı zamanda hedef olmayı göze almaktır. Duayen Tübcel ve genç Çopur’un ortaya koyduğu başarı, sadece tıklanma sayılarında ya da gazete tirajlarında değil; ortaya çıkardıkları belgelerle kentsel şeffaflığa sundukları katkıda ve halk nezdinde kazandıkları güven ve itibarda gizlidir. İzmir’e ve İzmir halkına yaptıkları bu hizmet ve gösterdikleri cesaretten dolayı sadece bir gazeteci olarak değil aynı zamanda bir İzmirli olarak da teşekkür ediyorum. Gönül gözünüz açık, Aklınız berrak, vicdanınız hür, cesaretiniz kavi kaleminiz keskin olsun