GÖREVE DAVET

Banu Pirinçcioğlu

Zor günlerden geçiyoruz ve hepimiz eşitiz. Zenginlik fakirlik aynı yerde, yanyana.

Prens de hasta, apartman görevlisi de.

Kraliçe de risk altında, manav da.

Eşitlik hiç bu kadar bariz olmamıştı.

Evinden çalışabilen çalışıyor. Sokakta, alanda olması gereken orada.

Kuryeler mesela, en yoğun olanlar. Gece sekizi geçerken bana teslimatımı yapan kuryenin de canı can, seninki kadar.

Doktorların evden çalışma lüksü de yok. Üstelik hastalıkla hergün burun buruna gelerek canını tepside sunuyor virüse.

Bazı şeylerden kaçamıyorsun. Seçtiğin mesleğin cilvesi.

Kendini korumaya alıp, elini yüzünü kapatıp dalıyorsun yangının ortasına.

Bazıları seçtikleri mesleği iyi günde yapılacak bir iş olarak kavramış.

Kötü günde yapacağını düşünmemiş.

Örneğin belediye veterinerleri.

Özel klinikler açık olarak hizmet verirken, belediyenin devlete bağlı tarafı kendini korumaya almayı tercih etmiş. Mesleğe başlarken ettiği hekim yeminini unutmuş.

Keyfi bir meslekmiş gibi, bu pandemi geçene dek biz de kendimizi koruyacağız elbette diyerek kendini kapatmış.

Aldığım duyumlar bir tarafa, kendim bizzat yaşadıklarımdan biliyorum.

Örneğin Karşıyaka veterinerliği Taypark çalışıyor görünüp çalışmayanlardan.

Acil durumlara bakıyoruz diyor ancak acil duruma da kendisi karar veriyor.

Bizim kaza geçirmiş, üstünden araba geçmiş sokaktaki kedimizi yeteri kadar acil görmemiş olsa gerek, özel kliniğe götürüp tedavisini yaptırdık. Hesap 2000 TL.

Yine ağzı burnu dağılmış ağır enfeksiyonlu kedi “yeterli ekip” olmadığı için özele gitti. Hesap 1200 TL.

Başka bir kedi, üst solunum yolu enfeksiyonu. Hesap 800 TL.

Faturaları tarih tarih mevcut. Belediyeye sunmak üzere hazır.

Gelelim bir belediye ihmali yüzünden meydana gelen ölümlü hastalığa.

Seyrek’de hasta köpek buluyor gönüllü birisi.

Belediyeyi arıyor hatta mesajlaşıyor. Mesajlar da resimlerde görülebilir. Gönüllünün yardım talebi ve yanıt veren görevlinin umursamaz tavrı.

Bu gönüllü arkadaşımız bir haftada tam dört kez arıyor yana yakıla. Sonunda geliyorlar ve bakıp bunda acil birşey yok deyip almadan gidiyorlar.

Köpek iki gün sonra ölüyor.

Ve dahası, sonradan öğreniyor ki aynı köpek için bir başkası haftalardır yardım talep ediyormuş aslında belediyeden. Ancak ne gelen oluyor ne giden.

Saçma bir takım yorumlar da yapılıyor bu arada. Madem kötü durumdaymış, neden alıp özele götürmemiş bulan kişi. Herkesin para saçtığını düşünen kafalardan çıkan saçma yorumlar bunlar. Birisinin hayvan seviyor olması, onun para içinde yüzüyor olmasını gerektirmez.

Birinci sorum şu;

Bir hayvanın acil bir durumu olup olmadığını anlama kapasitesi olmayan kişiler mi çalıştırıyorsunuz?

İkinci sorum;

Acil sizin için tam olarak nedir?

 Kısırlaştırma ve acil işlemlerin yapılması için belediye veterinerliklerinin göreve başlaması için hepimiz yazıyoruz günlerdir.

Bir veteriner hekim de çıkmış diyor ki, şu anda pandemi var, o geçsin başlarız. Yani uzun lafın kısası diyor ki, önce kendimizi düşüneceğiz. Tabii ki, bunda hemfikirim zaten. Herkesin ilk düşünmesi gereken kendisi. Önlemini alarak işinin başında olan diğer herkes gibi veteriner hekimlerin de görevinin başında olması gerekmiyor mu?

Üstelik bu meslek, keyfe keder yapılacak bir meslek değil. Terzilik değil ki bu, etek dikmeyi bırak. Veya kuaförlük değil, saç boyamaya ara ver.

İnsanın iyileşmesi için doktor nasıl işinin başındaysa, veteriner de hayvan sağlığından sorumlu. Dolayısıyla dur şu pandemi geçsin işe devam ederiz gibi bir yaklaşım biraz komik.

Sosyal medyada konuyla ilgili yazılan yorumlardan birinde, bir veteriner müdürü, bunun şimdi değil pandemi sonrası çözülecek bir sorun olduğunu yazdı.(kısırlaştırma)

Ve hatta dedi ki, pandemi sonrası (bunun ne kadar süreceğini biliyor gibi) gerek belediye gerek de hayvansever gönüllüler hep birlikte yapacaktır, hayvanseverlerin de elini taşın altına koyacağından eminim diye de ekledi.

Yani şunu anlıyorum, belediye on yapacak gönüllüler de bir o kadar. Taşın altı dediği masraflar oluyor. Yani özel klinikte kısırlaştırma yapalım diyor.

Ancak tabii bilmiyor ki, hayvanseverlerin eli sürekli taşın altında.

Sadece kısırlaştırma değil, bütün tedavileri hayvanseverlerin elinin taşın altına girmesiyle yapılıyor sokak hayvanlarının.

Normal zamanda da, sokakta bulduğumuz yaralı, hasta hayvanı belediyede tedavi ettiremiyoruz. Çünkü ekipman eksik. Dolayısıyla binlerce liralık bir taşın altında hayvanseverlerin elleri.

O nedenle artık bir zahmet kısırlaştırma işini de belediye yapsın diyoruz.

Süreç uzun. Daha aylar da sürebilir. Bir iki haftaya kadar bitmeyeceği de kesin.

Sokaklar kimsesiz hayvanlarla dolu. Zaten sokaktaki hayvanı da biz besliyoruz. Daha dün, mavişehirin sahilinde açlıktan birbiriyle kavga eden kuşlara şahit olduk. Çuval çuval mama döktük sahile gidip. Nasıl koşup yediklerini görmeliydiniz. Demek ki belediyenin beslemesi de yetersiz.

Bir de şimdi kısırlaşmadığı için hamile kalacak yüzlerce kediyi köpeği hayal edin.

O nedenle, sevgili belediyeleri derhal göreve çağırıyorum. Hatanın neresinden dönerseniz kardır.

Medeniyetimize hiç yakışmıyor bu tavır zira.