"HER ŞEY BİRBİRİ İÇİN YAŞAR. BİRBİRİ İÇİN YAŞAMAK, DOĞANIN KANUNUDUR"

Senem Köse Bektaş

Bu hafta kilo kontrolünde çakralar, topraklanma ve köklenme hakkında yazmayı planlamıştım. Ancak diyecektim ki elementi toprak olan kök çakra için doğayla buluşun, derin derin çekin mis gibi orman havasını, çıkartın ayakkabılarınızı çimlerde dans etsin ayaklarınız....Sarılın bir ağaca, sevgiyle sarsın sizi enerjisi... Ancak bir haftadır çaresizce yardım çığlıkları, küle dönen ormanlarımız, yok olan canlarımız, hayvanlar, bitkiler, ağaçlar....Yangın yeri ülkem ve dünya... Gölgesinde serinlediğimiz ulu çınarlar, yağmurdan kaçmak için sığındığımız ağaç kavukları, temiz hava, yüzdüğümüz nehir, yuvarlandığımız çimler, tabiatın dengesini kuran tüm canlılar, büyükşehirlerde yaşayan herkes için zaten rüya, hayal olmuştu...

‘’Yaşamak’’ hayal olmuştu...Yaşamak deyince köklerimizde var olan bir Şaman öğretisi geldi aklıma
Bir şaman öğretisi şöyle der;
‘’Doğada hiç bir şey kendisi için yaşamaz.
Nehirler kendi suyunu içemez.
Ağaçlar kendi meyvesini yiyemez.
Güneş kendisi için ısıtmaz.
Ay kendisi için parlamaz.
Çiçekler kendileri için kokmaz.
Toprak kendisi için doğurmaz.
Rüzgar kendisi için esmez.
Bulutlar kendi yağmurlarından ıslanmaz.
Doğanın anayasasında ilk madde şudur;
Her şey birbiri için yaşar. Birbiri için yaşamak, doğanın kanunudur.’’


Birlik bilinci içinde yaşamayı öğrenme vakti... Elimden geleni yapacağım deme vakti... Derslerimizi alma vakti... Birbirimiz için yaşama vakti... Ne zaman unuttuk birliği, birlik bilincini... Ne zaman unuttuk köklerimizi... Ne zaman unuttuk doğanın gerçek vatanımız olduğunu, toprağa olan saygıyı, hayvana olan sevgiyi... Apartmanlarda oturmayı lüks gördük....Çok katlı binalarda kendi hapishanemizi kendimiz yarattık...Yaşıyor(muş) gibi yaptık... Mış gibi yaptık... Ormanın içinde lüks villalar, yazlıklar istedik... Tatil yapalım dedik, ama doğanın içinde olsun istedik...Biz insanoğlu istedikçe istedik, doğa için değil kendimiz için istedik... Mış gibi yaparak yaşamayı istedik...

Doğa kendi içinde; kendi kendine iyileştirir kendini... Onun şifası öyle büyük, öyle güçlü ki... Hem de kendine zarar verene öfke duymadan, kendini iyileştirir...Yaralar sarılır, acılar hafifler... Hep böyledir doğanın bir kanunu da bu... Doğa Ana kendi düzeninde kendi enerjisinde tekrar küllerinden doğar... Tarihler boyunca yaşanan tüm felaketlerde hep böyle olmuştur.

Peki bizler insanlar ne yapmalı? Önce kendini özünü iyileştirmelisin! İsteklerine bak arzularına hayallerine! Bir evin varken bir ev daha alayım mı diyorsun? Birde yazlığım olsun 2 çocuk var 2 sinede ayrı yapalım mı telaşın.. Tükettiklerine, yediklerine, içtiklerine, dolabına bak kaç elbisen var, deri çantalarına şöyle bir bak, insanları kıyafetiyle, arabasının markasıyla yargıladığın düşüncene bak... Ama en önemlisi dengene bak yaşamsal dengene, öfkelerin ne kadar büyük, kinin nefretin, kızdıkların, korkuların, telaşların, affedemediklerin, acıların... Hepsi titreşim senden evrene yayılan... Canımız yanıyor, içimiz acıyor... Öfkemiz nefretimiz büyük sorguladıklarımız çok...Hepsini yaşa ama sonunda yine titreşimini pozitife döndür ki evrene yayılan enerjin sevgi olsun... Sevginle sar doğayı... Alınamayan önlemleri, yaşanılan felaketlerde çıkartılamayan dersleri, neden yangının günlerdir sürdüğünü sor sorgula! Unutma ki sor ki ihmalleri, tekrar yaşamayalım aynı acıları... Sen olarak sor, kendin olarak sor önce kendine sor, sonra da tüm yetkili makamlara...

Unutma köklerinin bilgeliğinden gelen Doğanın kanunu
Doğanın anayasasında ilk madde şudur;
Her şey birbiri için yaşar. Birbiri için yaşamak, doğanın kanunudur.’’

Doğa için kendine bir adım at... Işıltınızla var olun... Sevgilerimle.

Senem Köse Bektaş
Holistik Beslenme Danışmanı /Theta Healing Uygulayıcısı Gıda Mühendisi
İnstagram @holistikmuhendis
Twitter @senemkose14