İletişim Engel Değil

Medya Ege Yazarı Özlem Kutlu, İşaret Dili Çevirmen ve Eğiticileri Derneği Başkan Yardımcısı Devrim Ayşe Gürbulak ile gerçekleştirdiği söyleşi.

- Öncelikle derneğinizi duyurmak için hangi haber kaynaklarını kullanıyorsunuz?

Akad habere bir link olarak bağladık haber sitemizi. Yeni sayfa alımında yeniden düzenlemeye geçeceğiz. Sosyal medya sayfalarını aktif olarak kullanıyoruz ayrıca derneğimizin de kendi kişisel sayfası.

- Derneğinizde ne gibi aktiviteleriniz var?

Biz 2011 yılında kurulduk bir başkanımız var Zeki Buzgan ben başkan yardımcısıyım, aslında beraber kurduk derneği, tanıştıktan sonra merkez derneğimiz Poligonda. Burası Alsancak şubemiz. Merkezde eğitim vermiyoruz bu ara, biraz mesafe olarak uzak olduğu için Alsancak daha cazip geliyor insanlara. Şuanda burada eğitimlerimiz devam etmekte. Eğitimimiz devam ediyor derken hani dışarda kurumlara da gidiyoruz kamu kurumları ya da özel kurumlara da gidiyoruz ayrıca 3 üniversitede de devam ediyorum eğitim vermeye. Onun dışında karma vatandaşın yani bir üniversite ya da kuruma bağlı olmayan vatandaşlarımız için de derneğimizi eğitime açıyoruz.

- Devletten yada özel sektörden Derneğe yardım alıyor musunuz?

Derneğimize devletten veya dışardan herhangi bir yardım almıyoruz. Ancak üyelerimiz var tabi, üyelerimize baktığımızda sayımız çok büyük hatta 5 yıllık bir dernek için oldukça kalabalığız. Buna rağmen bu düzenli bir gelire dönüşmüyor, biz geliri eğitimlerimizden elde ediyoruz, bir de dernek başkanının ve benim özel gelirlerimin aktarılmasıyla ayakta kalıyoruz. Resmi bir kuruluştan yardım almıyoruz.

- Dernek üyelerinizin işlevleri nelerdir?

Bizim dernek üyelerimiz güzel bir kesim, zaten dernek üyesiyseniz sizin bir farkındalığınız vardır. Bir yüreğiniz, bir şeylere elinizi atmak istemek, çorbaya tuz katmak gibi amaçlarınız vardır. Bizim yaptığımız üyelerimizi bir çatı altında toplamak. Üyelerimiz arasında sağlıkçılar, hukukçular hemen hemen her meslekten insanımız var. Dönem dönem faaliyet ve etkinliklerimiz oluyor, bunların duyurularını yapıyoruz onlar da mümkün olduğunca katılıyorlar. Ayda birkaç kez yardım faaliyetlerimiz oluyor, tabi hep aynı üyeler değil ama sayımız kalabalık olduğundan bir şekilde ufak tefek küçük şeyleri birleştirip kocaman bir problemin çözümü haline getirebiliyoruz.

- Peki, engelli vatandaşlarımız için ne gibi yardımlar yapıyorsunuz?

Sadece engellilere değil mağdur olan, haklı olan, hak eden ve bir başkasına ihtiyaç duyan ister manevi ister maddi o anda ihtiyacı olan insanların çalabileceği bir kapı olmak bizimkisi. Bu eğitim sıkıntısı yaşayan bir çocuk da olabilir hiçbir engel problemi olmayan iş sıkıntısı yaşayan bir gencimiz olabilir şiddet sıkıntısı yaşayan nereye gideceğini bilemeyen bir kadın olabilir ya da cehaletle ne yapacağını anlamayan bir mağdurumuz da olabilir.

Bazen bilgi paylaşımı, bazen maneviyat, bazen psikolojik destek, kalıcı çözümler üretene kadar geçici aşamayı sağlayacak maddi destekler. Tabii ki bir insanı alıp hayatı boyunca finans sağlayamıyoruz, ne yazık ki o kadar güçlü değiliz. Mağduriyetlerine göre doğru yönde yönlendirip, mağduriyetlerini ortadan kaldırmaya çalışıyoruz. O yüzden sadece engelli değil, haklı ve mağdur olan herkese kapımız açık.

- Peki, insanların size olan yaklaşımı nasıl?

Her zaman söylediğim bir söz vardır, birçok yerde de dile getirmişimdir; İnsanlar istiyor! Anlaşılmak istiyor, iyi insanlarla tanışmak istiyor, sadakat istiyor, iyi niyet istiyor, istiyor istiyor istiyor. Destek istiyor, zor gününde elinden tutulsun istiyor ama ne kadar veriyor ki bunları istiyor sorusunu kendine sormuyor.İnsanlara şunu diyoruz; hayattan istediğin şeyleri kendi imkanın varken önce hayata sunmasını öğrenmelisin, hayata sunduktan sonra adil bir şekilde isteme hakkın olur. Bu birincisi, ikincisi ben ne yapabilirim ki, benim gücüm küçük dediği şey o küçücük kartanelerinin birleşmesiyle çığa dönüşür. Sen kendini küçük görme biz o küçük dediğin şeyleri  birleştirir kocaman bir problemi yok ederiz. Bunu diyebiliyoruz. Ama bana göre insanların en büyük sorunu güvenilecek yer bulamıyorlar. O kadar çok iyi niyetle yapılıp sonra kandırıldığınıza şahit oluyorsunuz ki, haberlere bakıyorsunuz dilenci fakat bilmem kaç milyon banka hesabı var, misal yeşil kartlı altında arabası var, vakıflar, dernekler bunun gibi şeyler çok yaşadı. Dünyada da sadece ülkemizde demiyorum, her yerde var çünkü aynı sorun. Paralar toplanıyor nereye gittiği belli değil, büyük felaketlerde büyük paralar toplanıyor, insanların kafası karışıyor gerçekten ulaştımı ihtiyaç sahiplerine diye..En büyük sorunumuz insanda güven sorunu yani ben fedakarlık yapıcam, iki kalemimden birini vericemama o bir kalem gerçekten ihtiyacı olan birine gidecek mi? bir el tutup bir kağıda yazacak mı? Bunu bildikten sonra insanımız elinden gelen elinden gelen her şeyi yapmaya çalışıyor. Yeter ki o güveni verebilelim o güveni nasıl veriyorsun.. Yaptıkların yapacaklarının teminatıyla veriyorsun. Önce bir yaptıklarını görüyor ikincisi senin bilgi birikimin kendini finanse edebilmenle derneği finanse edebilmen bir yerlerden dilencilik tarzında para toplamaman. Ozaman karşı taraf diyor ki bu bunu bir para kazanç şeklinde değil bir manevi olgu şeklinde yapıyor. Bu da insanlara güven veriyor. Bir diğeride seni kişisel olarak tanıyor, dernekçilikte böyle bir şey var o derneğin başkan ve başkan yardımcısını tanıman gerekir, kaliteye inanman gerekir, her şeyden önce bakıyor ki yardımı gerçekten ulaştı yerine, o mutluluğu hazzı yaşıyor. Ondan sonra zaten devamı maneviyatı yükselerek geliyor. Güven sorunu olmadıktan sonra, bana göre bizim halkımız çokta duyarsız değil.

- İzlediğim gördüğüm kadarıyla kendinizi derneğe adamış birisiniz..

Öyle diyorlar..

- Herşey dernek mi? Kendi sosyal yaşantınızda neler var? Kendiniz için neler yapıyorsunuz?

Çok kişi bana tatil yap falan diyor, ben uzun zamandır haftada yedi gün çalışıyorum, tatil yapmıyorum beş yıldır hiç rapor almadım, hiç mi hasta olmadım oldum tabi ki ama rapor almadım.. Herkes bana bu soruyu soruyor. İnsanlar niye kendine zaman ayırır. Mutlu olmak için, eğlenmek için, deşarj olmak için, rahatlamak için değilmi, kendine zaman dilimi budur. Ben öğretirken mutlu oluyorum, birileri hiç bu zamana kadar farketmediği insanları, kesimleri fark edip bana soru sormaya başladıklarında haz duyuyorum, keyifleniyorum ve derslerimde eğleniyorum onlarca yeni insan tanıyorum, yeni dünyalara giriyorum onlar sayesinde, onların dünyalarına kapılar açıyorum. E..ee buda zaten sosyalleşmek oluyor. Yani keyifse, eğlenceyse, deşarj olmaksa, sosyalleşmekse ben bunu zaten işimde yapabiliyorum..

- Çok saygı duyduğum işler yapıyorsunuz.. Ama yapmak isteyip yapamadığınız önünüzde bekleyen planlarınız neler?

Tabiki çok fazla. Biz sadece ihtiyacı olanlara ara geçiş noktasıyız yani bir insanın tüm hayatını idame ettirecek kadar güçlü değiliz, sadece doğru yere gidene kadar ki yolunda biraz yolu açmak bizim olayımız, tabiki istihdam benim için çok önemli ''balık verme balık tutmayı öğret'' olayı, mümkün olduğunca istihdama yönelmeye çalışıyorum. Kamu kuruluşunda, özel sektörde tanıdıklarımız var, bunlardan maddi yardım, bağış almıyoruz ama bunları tanımaktan çok memnunuz. Niye derseniz, onlar sayesinde ihtiyaç sahiplerine  istihdam ortamı sağlıyoruz. İstihdam çok önemli sadece engelliler demiyeyim, eğitim sorunu olan herkeste eğitimi bir tık ileriye taşıyacak faaliyetler çok önemli, toplumun gelişimi, kaçtane uçağınız olmasıyla, kaçtane silahınız olmasıyla değil, eğitiminizin kalitesiyle önemlidir. O yüzden ben eğitim sorunu yaşayan her bireyi bir tık ileriye taşıyabileceksek ona yönlenmemiz gerektiğini düşünüyorum. Eğitim sorununda çokda güçlü değiliz, bu birazda merkezi yönetimin çabasıyla olması gereken bir durum aramızda paslaşarak çözebiliriz. Mesela halkoyunları, ritim gibi projeleri götürdüğümüzde kabul ediliyor bunlarda gerekli elbet ama engelliye Türkçe yazımı öğretmek, engelliye birazdaha mesleki bilgi vermek bir konuda uzmanlaşmasını sağlamak, teknoloji öğretmek evde yapabilecekleri işler hakkında mesleki bilgilendirme yapmakgibi bu tarz projelerimiz olduğunda genelde red görüyor. Bu durumlarda sıkıntı yaşıyoruz..

- Genel olarak vermek istediğiniz bir mesajınız varmıdır, bildiğim kadarıyla işaretdili Tercümanı ve eğitmenisiniz bunun dışında yaptığınız bir iş varmıdır yoksa zaman sadece bunamı yetiyor?

Bir haber sitemiz varfaaliyetlerimizi duyurmak insanları bilgilendirmek amaçlı yapılan bir site.. Seminer ve tanıtımlara çok fazla zaman ayırıyorum. Her insan bize yenibir kapı açıyor. Nekadar çok insana sesimizi duyurursak ki bizim kesimimiz sessiz bir kesim onlar yerine konuşan onlar yerine bağıran onlar yerine rica eden insanlara ihtiyaçları var, o nedenle ne kadar çok insana sesimizi duyurursak bunu kar sayıyoruz. Mesleğimi yapmak dışında yani dernekçiliğin artısında gelen tanıtımlara çok fazla zaman ayırıyorum. Gün içinde 16 saat çalışıyorsak bunun 8 saati hayatımızı idame ettirecek maddiyatı kazanmak için geri kalan 8 saati de bir yerlerde birilerinin hakkını savunmak,sesini duyurmak, problemlerini çözmek, destek olmak için ayırdığımız zaman oluyor. Vermek istediğim mesaja gelince, işaretdili derneğiyiz, işaretdili ile başlamamız gerekiyor doğal olarak, onlar yerine konuşan, onlarla konuşan insanlar lazım bize, yani gittiklerinde hizmet eşitliği, fırsat eşitliği alabilecekleri bu ülkenin insanı olduklarını, sorumlulukları bu ülkeye karşı herkesle eşitken, bu ülkede aldıkları hizmette de herkesle eşit olduklarını bildikleri bir ülke hayal ediyoruz.

Kendilerini bir işitme engelli olarak değilde bir birey olarak düşündükleri bir ülke hayal ediyoruz. Anlaşılmayacağım, anlatamayacağım, sorun yaşayacağım deyip problenlerini erteleyen bu vatandaşların, ben bu ülkenin insanıyım, ben bu ülkede varım, ben bir değerim diyen insanlara dönüşmesini

hayal ediyoruz. Eğitim eşitliği hayal ediyoruz, kariyer yapabilmelerini istiyoruz. Okulu bitirdiklerinde kaderlerinin sadece ağır işçilik, beden işçiliği olmayan bilgilerini de, zekalarını da, yeteneklerini de kullana bilecekleri bir ülke hayal ediyoruz. Mağdur olduklarında, eğer haklılar ise altını çizelim eğer haklılar ise haklarını alacakları bir ülke hayal ediyoruz.

Umarım birgün hayallerimiz gerçekleşir, onlarda birer birey olarak daha sağlam dururlar.

- Umarım hayal ettikleriniz bir gün gerçekleşir. Ben bu röportajdan çok keyif aldım, öncelikle cabalarınızdan ötürü sizi taktir ediyorum ve son sözünüz nedir?

Gücümüzü fark etmemiz, birleşmemiz, bir şeylerin ucundan tutmamız gerekiyor. Artık o yolumuza çıkan taşı el ele verip kaldırmayı denemeliyiz..

- Bu güzel sohbet için sayın Devrim Ayşe Gürbulak'a teşekkürler..

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Gündem Haberleri