İlham perimi açıklıyorum

Dr. Taner Akman

Albert Einstein'ın garip bir ritüeli vardı. Elinde bir anahtar tutarken uyuyakalırdı.

En sevdiği koltuğa oturur, zeminde metal bir plakanın hemen üzerine bir anahtarı sallardı. O puslu, arada yarı uyanık, yarı uyku durumuna sürüklenirken haliyle anahtarı tutuşu da gevşerdi. Anahtar tabağa çarpıp onu uyandırırdı.

Uyanıklık ve uyku arasındaki o büyülü an, (hipnagogik durum) yeni fikirler için bir altın madeni. Zihnin beklenmedik bağlantılar, canlı görüntüler ve ilham parıltıları oluşturmaya başlar...

Ama tamamen uykuya dalarsan, neredeyse hep unutursun.

Bu geçişi kesmek yaratıcılık kıvılcımlarını korur.

Yalnız değildi. Salvador Dalí ve Thomas Edison da benzer teknikleri kullandılar.

Yani bir anahtara ya da bir cisme sarılarak uyuyan birini görürseniz, aklını kaybettiğini düşünmek için bu kadar acele etmeyin. Bir sonraki büyük keşiflerine sadece dakikalar uzaklıkta olabilirler.

Ha bunları niye mi yazıyorum? Elbette bir Einstein değiliz hatta Zweistein ya da Dreistein da olamayız ama bilinsin ki Balkanlar’ı gezerken otobüste elimdeki cep telefonuma sarılıp ucundaki şarj kablosunu sallarken uyuklamalarım tam da bu yüzdendir… Böylece köşeme çok güzel yazılar çıkıyor, çok…

Dünya turum boyunca uçaklardaki uyuklamalarımın sonuçlarını da sizlerle fırsat buldukça peyder pey paylaşacağım…

Balkanlar gurme yazım da beğenildi; gurme yazılarına da devam etmeyi düşünüyorum…

Lütfen sadece instagram ve facebookta değil, köşe yazılarımın altında da değerli yorumlarınızı esirgemeyin…

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.